1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DEMEÇLER ÇOK, EYLEM YOK!.
DEMEÇLER ÇOK, EYLEM YOK!.

DEMEÇLER ÇOK, EYLEM YOK!.

Son bir hafta içinde, değişik konularda ne kadar çok demeç oldu. Dünya Kadınlar günü nedeniyle, zaten ve doğal olarak demeçler, bildiriler yayınlanacaktı; Maliye Bakanı Tatar’ın Kıbrıslı Türk kadınlarla ilgili yanlış sözleri demeç ve bildiri sayısın

A+A-

 

 

 

 

Son bir hafta içinde, değişik konularda ne kadar çok demeç oldu. Dünya Kadınlar günü nedeniyle, zaten ve doğal olarak demeçler, bildiriler yayınlanacaktı; Maliye Bakanı Tatar’ın Kıbrıslı Türk kadınlarla ilgili yanlış sözleri demeç ve bildiri sayısını bir o kadar daha artırdı.

Bu gündeme bir de Türkiye’nin AB Bakanı ve Başmüzakerecisi Egemen Bağış’ın Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’ye ilhakının Kıbrıs sorununa çözüm seçeneklerden biri olduğunu söylemesi, sonra da “tam anlaşılmadım” diyerek pot üstüne pot kırması, gündeme ilave hareketlilik kattı. Ve demeçler ‘gırla’…

Bağış’ın bu konudaki tüm demeçleri yanlış, ‘heceleyerek okusunlar’ dediği demeci ise bir bakana hiç de yakışmadı; hele ki kendini ikide bir ‘Büyük Türkiye, güçlü Türkiye, dünya aktörü Türkiye’ diye niteleyen bir ülkenin bakanına hiç mi hiç yakışmadı.

Şimdiye kadar hiçbir siyasetçi, duruşu ne olursa olsun, Kıbrıslı Rumlara böylesine bir ikramda bulunmadı. Bağış’ın sözlerini Rumlar şimdiye dünyanın dört bucağına yaymıştır. Türk Dış İşleri Bakanlığı da dünyanın dört bucağında Bağış’ın Rumlara bağışladığı bu hediyenin yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyordur… Bir de Bağış, demecini eleştiren Kıbrıslı Türklere ‘Rum sempatizanı’ demez mi?! Rumlara en güzel hediyeyi kendisi verdikten sonra, Rumların sempatizana ihtiyacı mı var,  ‘Rum sempatizanı Kıbrıslı Türklere, Rumlara verecek hediye mi kaldı?!.

Ve bu hediyeyi verirken, “Kıbrıslı Türkler, adanın kuzeyini ilhak edebiliriz, ne dersiniz?” diye sormadı da… Sorsaydı cevabın beklediği gibi olmayacağını biliyordu zaten… Hediyeyi Rumlara verdi ama ‘malı’ yani Kıbrıslı Türkleri ve Kıbrıs’ın kuzeyini alıp götüremeyecek…     

1974’ten beri Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıs sorununun çözümünü hep Türkiye ile görüşmek ister, muhatabının Kıbrıslı Türkler değil de Türkiye olduğunu söyler. Egemen Bağış, “anlaşma olmazsa, Kuzey Kıbrıs’ı ilhak ederiz” deyince, Rumlara ikinci bir hediye daha verdi… Rumları doğruladı, çözümü Türkiye sağlayacak, çünkü Türkiye’nin bakanı Kıbrıslı Rumlara doğrudan öneri yaptı: “Ya kısa sürede çözelim, ya da ben ilhak yapabilirim”…

Görüşmeler tıkanmışsa, ki tıkanıklığın büyük sorumluluğu Eroğlu’dur, Kıbrıs Türk tarafının B-planını Rumlara söylemesi gereken Kıbrıslı Türklerin temsilcileridir. Eroğlu susmuş, Bağış konuşmuşsa, Rumlar istediği muhatabı nihayet yakalamış demektir. Bir de, “Kıbrıs sorunu benim şahsi meselem değil, Türkiye’nin milli meselesidir” demez mi? Burası da Egemen Bağış’ın Rumlara “muhatabınız ben ve benim ülkemdir” mesajını açıkça veriyor. Şimdi artık uğraşsın, eğer uğraşmak istiyorsa, Eroğlu ve desin ki “Rumların muhatabı benim”; kim ciddiye alacak?!. Bağış orda, “ya verdiğimi almakta acele et, ya da ben alıp gidiyorum” diyor, Eroğlu’na soran, söyleyen, onu hesaba katan mı var?! Hoş zaten, Eroğlu’nun da hesaba katılmak gibi bir iddiası yok?!. Şaka gibi…

Egemen Bağış kumsala bir çuval pirinç döktü, Rumlar bayram havasında, Kıbrıslı Türkler de derdine yanıyor… Ama hangi derdine?... ‘Statükonun bekçisi Eroğlu nedeniyle çözüm olmaz, Türkiye’nin böyle bakanlarıyla çözüm olsa da Kıbrıslı Türklerin hayrına olmaz’ derdine…Daha büyük dert mi olur?!. Yani Kıbrıslı Türkler o kadar saf mı ki, Rumlara en iyi hediyeleri veren bir Türkiyeli bakan marifetiyle Kıbrıslı Türklerin hayrına bir çözüm olacağına inansın ?!...

Sonuç?... Kıbrıs Türk barış güçleri bu durumları demeç yağmuru ile geçiştiriyor… Ortalıkta demeçten geçilmiyor, hem de ne demeçler?!. Başbakan Küçük ile TDP Başkanı Çakıcı’nın birbirinden utandığını söylecek kadar ileriye götürdükleri maço demeçler… En keskininden sözler… Ama eylem yok… Her taraftan her türlüsünden bildiriler, bir taraftan da sokağa çıkma yok… Nerdeyse, Cem Uzan’ın bir zamanlar söylediği ve Kıbrıslı Türklerin TELSİM’i boykotuna neden olan ve Kuzey Kıbrıs’ta KKTCELL’in önünü açan o sözler doğrulanıyor gibi: “Kuzey Kıbrıs’ı Türkiye’ye bağlayalım, Kıbrıslılar üç gün bağıracak, dördüncü gün susacak, alışırlar”…

Üç gündür demeçlerden geçilmiyor, bağırma süresi doldu, eylem de yok… Demek ki artık Kıbrıslı Türklerin ‘susma ve alışma’ süreci başlayacak… Suçu başkasında aramamak gerek; Kıbrıs’ta tüm başarı ve başarısızlıkların altında Kıbrıslı Türklerin imzası var… Kabullenmesi zor…

Bu koşullarda dahi hiçbir örgüt Kıbrıslı Türkleri sokağa dökmüyorsa, bildiriler, demeçler, lafa laf  kaç yazar?!... 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2783 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler