1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Değişim, kurtuluş ve siyasi senaryolar üzerine...
Değişim, kurtuluş ve siyasi senaryolar üzerine...

Değişim, kurtuluş ve siyasi senaryolar üzerine...

Gazeteci arkadaşımız Sefa Karahasan “UBP-CTP iktidarı kurtuluştur!” başlıklı yazısı ile bugüne kadar çeşitli yerlerde konuşulan ancak dolaylı ifade edilen bir siyasi kurguyu açıkça yazıya dökme cesaretini göstermiştir. Bu yazısı ile bugüne de

A+A-

 

 

 

Gazeteci arkadaşımız Sefa Karahasan “UBP-CTP iktidarı kurtuluştur!” başlıklı yazısı ile bugüne kadar çeşitli yerlerde konuşulan ancak dolaylı ifade edilen bir siyasi kurguyu açıkça yazıya dökme cesaretini göstermiştir.  Bu yazısı ile bugüne dek açıklamakta/anlatmakta zorlandığım konulara açıklık getirme fırsatı verdiği için de kendisine teşekkür ederim.

Son dönemde “toplumsal değişim” konusunda ısrarlı tartışmalar yapılıyor olmasına karşın, tam olarak açıklanamayan ve dolayısıyla belirsizlikten dolayı yerli yerine oturmayan taşlar üzerine yapılan yorumların sonuçsuzluk üretmesi, yıpratıcı olmaktadır. İçeriksizlik ya da belirsizliğe dayalı tartışmalar kişiselleşmeye dönüşme tehlikesini her zaman barındırır ve düşünsel katkı kişisel hesaplaşmaya indirgenir. Farklı görüşlerin varlığı düşünsel zenginlik kaynağıdır. Ancak görüşlerde ifade edilen / kullanılan kavramların bilimsel içerikte olması gerekir ki, hem iletişim hem de tartışma verimli zeminde gelişsin. Aynı kavramlara farklı anlamlar yükleyerek ifade edilen görüşlerle yol almak mümkün olmuyor.

Bizim için değişim, statükonun ortadan kalkması demektir. Sosyal ve siyasal tercihler ve alışkanlıklarla, statüko kavramının karıştırılması, sosyal davranış ve ekonomik, siyasal tercihlerin değişimine yol açacak düzenlemelerin statükonun ortadan kalkması olarak yorumlanmasına yol açıyor ki bu bence açık bir yanılsamadır. Sosyal, ekonomik ve siyasal yeniden yapılanmanın kapısını açacak anahtar ifade ise dünyaya entegrasyon için, Kıbrıslı Türklerin en temel hakkı olan çözüme ulaşmaktır. Çözümsüzlük koşulları ve bu koşulların yeniden üretilmesi, statükonun ortadan kalkmasını getirmiyor,  statükonun yeniden organize olması anlamını taşıyor.

Statüko koşulları yani çözümsüzlük ortamında bütünlüklü bir ekonomik ve sosyal gelişme beklemek veya bu beklentiyi karşılamaya çalışacak bir proje üretmek de mümkün değildir. Neden ? Çünkü küresellemiş bir dünyanın temel nosyonu, hukuksal, siyasi ve ekonomik dünya entegrasyonudur. Eğer siz dünyaya entegrasyonun dışındaysanız, izolasyondan bahsediyorsanız, ürettiğinizi satamadığınızdan dolayı üretim kapasiteniz yok oluyor, turistin gelebileceği ulaşım imkanları ve maliyet ile rekabet şansını yitiriyor, eğitim kalitesi konusunda sıkıntılı üniversite sektörü ile rekabet şansını yitiriyorsanız v.d kapalı ekonomik yapının yarattığı ekonomik ve sosyal tahribat ve anomaliler ile karşı karşıyasınız demektir.

Bugün ülkedeki fuhuş ticareti, kumar, ve insan kaçakçılığı ile uyuşturucu trafiğini yok sayarak veya bu ahlaksız alanların yarattığı ekonomik değer ile başınızın çaresine bakmaya çalışıyorsanız ve bu durumdan memnunsanız sorun yok.

Memnun olmayanlar öncelikle şu tespiti yapıyorlar: Bugünkü ekonomik açmaz ve sosyal tahribatın kaynağı çözümsüzlük koşullarıdır ve statüko dediğimiz de budur. Resmin büyüğünü görmeden günlük işlere teslim olmak çözüm üretmeyecektir. Bu anlamda en temel hakkımız olan Federal çözüm için sonuna dek mücadele etmeli ve mutlaka bu bağlamda ekonomik ve sosyal sorunlarımıza yaklaşmalıyız. Yoksa, statükonun oyuncağı haline gelmekten, sistemi yeniden üreten siyasi aktörler olmaktan öteye geçemeyiz. Kıbrıslı Türk halkının yaşam standardını geliştirme, eğitimden sağlığa olabilecek her alanda iyileştirmeye yönelmek, gençlerin göçünü durdurmaya çalışmak,  hepimizin (her siyasi partinin) görevidir. Ancak dediğim gibi resmin büyüğünü gözden kaçırmadan, günün sonunda hazırlanacak her projenin çözüm ile ilişkisini kurmayı unutmadan. Şunu bileceğiz, çözümsüzlük koşullarında üretilecek her toplumsal projenin belli bir gerçekleşme sınırı vardır. Bu sınır her zorlandığı noktada karşımıza çıkacak olan izolasyondur, çözümsüzlüktür.

Bir diğer önemli konu, Kıbrıslı Türkler için Kıbrıs’ta çözüm ve getireceği imkanlar siyasi tercihe bağlı olmamalıdır. Kıbrıs’ta çözüm Kıbrıslı Türkler için bir haktır. Bu hak, uluslararası camia tarafından da teslim edilmektedir. Dolayısıyla hakkımızı almak ve bunun için uygun ve geçerli siyaseti üretmek açık ve net bir hedeftir.

Gazeteci arkadaşımız, ekonominin düzelmekte olduğunu, yeni önlem ve yasaların çıkarılabilmesi ve toplumsal muhalefetin ortadan kalkması için Türkiye’nin de desteği ile UBP-CTP hükümeti kurulması gerektiğini belirtiyor. Toplumsal uzlaşı ile atılacak ekonomik adımlarda da kaosun önlenmiş olacağını ifade ediyor. Ekonomi ve kamu alanında yapılacak revizyonlar için İtalya ve Yunanistan’da yaşanan örnekler KKTC’de de oluşabilir, diyor. Üstelik siyasi partiler Ankara’ya çağrılsın ve orada bu iş bitirilsin demeyi de unutmuyor. CTP ile kurulacak milli birlik hükümeti de Türkiye'den ciddi destek alır, ancak muhalefet iktidara pek hazır değil, CTP’nin kadrolarında da zaten sorun var, diye ekliyor. v.s

“Bir yerlerde” pişirilip konuşulan ve “değişim” olarak  yansıtılan bu senaryo hem gerçeklerden uzaktır, hem de gayrı ciddidir.

Her şeyden önce Kıbrıs’ta çözümü, dayatma protokollere yönelik duruşunu, Kıbrıslı Türklerin varlığını ve siyasi iradesinin önemini her platformda dile getirip karşı çıkan bir partiye yönelik bu tür düşüncelerin ortaya atılmasının olsa olsa bir siyasi karikatür olabileceğini ve CTP’nin hiçbir şekilde bu tür bir kurgunun içerisinde yer almayacağını açıkça belirtmeliyim.

CTP, her platformda başta uygulanan ekonomik protokol olmak üzere, Kıbrıslı Türklere yönelik uygulanan sosyal ve kültürel baskı yanında, nüfus ve vatandaşlık politikaları ile siyasi iradeye yönelik saldırıya en çok karşı olan siyasi partidir.

CTP, statükoya karşı mücadelesini sürdürmeye devam ederken, halkımızın kendisine verdiği ana muhalefet görevini gerçekleştirmeye devam edecektir. Meclisi de sokağı da sonuna kadar zorlayacak, hayatın her alanında halkın beklentisini ve gücünü ortaya koyacaktır.

CTP için, UBP ile koalisyon gündemde değildir. Olamaz da. CTP kadroları bu konuya, dayatmalara, siyasi kurgulara ve ekonomik protokollere yönelik sıkıntılı değil, kesinlikle karşıdır ve bunda da oldukça kararlıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2058 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler