1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DEĞİRMENLİK’TEN AKDOĞAN’A... (2)
DEĞİRMENLİK’TEN AKDOĞAN’A... (2)

DEĞİRMENLİK’TEN AKDOĞAN’A... (2)

Lisi (Akdoğan) bölgenin en büyük köylerinden birisiydi... Anlatılanlara göre, İngilizler adaya geldikleri zaman Mesarya’da iki toplumlu karakteri nedeniyle Vadili’yi seçerek buraya çeşitli devlet mekanizmaları kurmuşlardı... Polis karakolu bur

A+A-

 

 

 

Lisi (Akdoğan) bölgenin en büyük köylerinden birisiydi... Anlatılanlara göre, İngilizler adaya geldikleri zaman Mesarya’da iki toplumlu karakteri nedeniyle Vadili’yi seçerek buraya çeşitli devlet mekanizmaları kurmuşlardı... Polis karakolu buraya kurulmuştu, bölgenin “mahkeme”si buradaydı, buraya yatırım yapılmıştı... Lisi çok daha büyük bir köy olduğu halde, İngilizler böyle bir “tercih” yapmamış, Vadili’yi seçmişlerdi...

Ancak İngilizler adadan “sömürgeci” sıfatıyla çekildikten sonradır ki Lisi’ye Kıbrıs Cumhuriyeti bu türden yatırımlar yapmaya başlamıştı...

Lisi, yalnızca Kıbrıslırumlar’ın yaşadığı bir köydü...

Bu köyde 1974’te EOKA-B faaliyetteydi...

15 Temmuz darbesinden ikinci harekatın olduğu 14 Ağustos’a kadar, Lisi’nin kooperatif ambarına yerleşmişti EOKA-B...

Bu dönem içerisinde EOKA-B’ciler, komşu Kukla (Köprülü) köyüne saldırı da yapmışlardı...

Rivayete göre EOKA-B’cilerin bir kısmı 14 Ağustos 1974’te köyden ayrılmışlar fakat ilerleyen günlerde köye geri dönmeye çalışmışlardı... Nedeni de Lisi’de bırakmış oldukları silahlarını alıp tekrar güneye geçmekti... Bu grup yakalanmış ve “kayıp” edilmişti...

Fakat Lisi’den (Akdoğan) “kayıp” edilen Kıbrıslırumlar, yalnızca EOKA-B taraftarları değildi... Lisi’de AKEL Örgüt Başkanı Dimitris Kolanis annesini alıp güneye götürmek için köye gittiği zaman tutuklanmış ve beraberindeki  Frangeskos’la birlikte “kayıp” edilmişti... Okurlarımızın yardımları, göstermiş oldukları gömü yerlerinde yürütülen kazılarda bazı “kayıp” Lisililer’den geride kalanlar bulundu. Bu okurlarımıza yaptıkları yardımlar nedeniyle sonsuz teşekkürler... Ancak Lisi’den “kayıp” Kıbrıslırumlar’ın tümü henüz bulunamadı.. Ve bu köyde halen Kayıplar Komitesi’nin yürüttüğü kazılar devam ediyor...

2 Ekim 2012 Salı günü, Değirmenlik (Kitrea) ve Mora (Meriç) ziyaretimizden sonra, Kayıplar Komitesi yetkilileri Murat Soysal, Okan Oktay ve Ksenofon Kallis’le birlikte Lisi’ye (Akdoğan) gidiyoruz...

Burada Kayıplar Komitesi yetkililerine, bazı okurlarımızın bize sözünü etmiş olduğu iki olası gömü yerini göstermek istiyoruz.

Uzun yıllar Akdoğan (Lisi) Belediye Başkanlığı yapmış olan Hüseyin Latif Amerikalı’yla buluşuyoruz... “Kayıplar” konusunda yaptığı çok değerli katkılar nedeniyle İki Toplumlu Kayıp Yakınları ve Katliam ile Savaş Kurbanları Örgütü, Hüseyin Latif Amerikalı’ya onur ödülü vermişti. Çünkü Hüseyin Latif Amerikalı, bu bölgenin çok değerli bir insanı olarak her zaman “kayıplar” konusundaki araştırmalarımıza yardımcı oluyor, gözünü budaktan sakınmayan biri o, cesur bir yüreği var ama en önemlisi bir insan yüreği var – ister Kıbrıslıtürk “kayıplar”, ister Kıbrıslırum “kayıplar” olsun, onların akibetinin araştırılmasında tümüyle gönüllü olarak önemli bir rol oynuyor bu bölgede... Onun çabaları sayesinde, pek çok “kayıp” insandan geride kalanlar, sevdiklerine teslim edilebilecek ve bu “kayıp” yakınları birazcık huzura kavuşabilecek.

İşte aramakta olduğumuz, bir Kıbrıslırum’un bize bir kroki şeklinde çizdiği yerin bulunması için, ona başvuruyoruz. O da, seve seve bizimle gelerek yardımcı oluyor...

Kıbrıslırum okurumuzun sözünü ettiği yerin bir ambarın avlusu olduğu anlaşılıyor... Bu ambarla ilgili olarak Kıbrıslırum okurumuz, avlusuna bazı “kayıp” insanların gömülmüş olabileceğini duymuş... Fakat tek bildiği bu... Bu konuda daha ayrıntılı araştırma yürütülmesi gerekecek...

Ambarı buluyoruz... Bu ambar 1974 öncesi işlevi neyse, şimdi de aynı işleve sahip... Yani hala tarımsal amaçlı ambar olarak kullanılıyor...

Gitmek istediğimiz diğer olası gömü yeri, bir Kıbrıslıtürk okurumuzun anlattığı bir kuyu...

Başka bir köyden olan bu şahit, geçen yıl bize bizzat yaşamış olduğu bir olayı anlatmıştı...

Genç bir Kıbrıslıtürk mücahide, üç esir Kıbrıslırum’u emanet ederek, kendileri ilerlemeye devam etmişler. Sözkonusu üç Kıbrıslırum’la başbaşa kalan bu Kıbrıslıtürk genç, onları öldürerek Lisi’de (Akdoğan) bir kuyuya atmış.

Şahidimiz bu köye geri döndüğü zaman, esir Kıbrıslırumlar’ı öldüren genç Kıbrıslıtürk mücahit, kendilerine “Su içmek istediler, kuyuya eğildiler, birbirlerine zincirliydiler, dengelerini kaybedip kuyuya düştüler!” diye bir hikaye uydurup anlatmış... Kuyunun etrafında kan varmış... O zaman şahidimiz, bu gencin sözkonusu üç Kıbrıslırum’u öldürerek kuyuya attığını anlamış...

Fakat bu Kıbrıslıtürk genç, fazla uzun yaşamamış... Yakalandığı bir hastalık nedeniyle, savaştan çok kısa süre sonra ölmüş...

Kuyunun yerini bize tarif eden şahidin anlattıklarını, aylar önce Hüseyin Latif Amerikalı’ya aktarmış ve ondan yardım istemiştik. O da, sözkonusu kuyunun nerede olabileceğini bize gösteriyor...

Nitekim Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk üye yardımcısı Murat Soysal da, bu kuyuyla ilgili araştırmalar yürütmüş...

Şahidin bize tarif ettiği noktada açık tek bir kuyu var... Fakat az ileride tellerle çevrili askeri bir bölge var, bu askeri bölgede de bir zamanlar büyük bir ceviz ağacı varmış, ceviz ağacının yanında dikdörtgen bir kuyu bulunmaktaymış...

Şimdi bulduğumuz kuyu da dikdörtgen – bir zamanlar burada bir de motor evciği varmış fakat motor evciği yıkılmış...

Bölgeden ayrılarak Lisi’de (Akdoğan) rahmetli Şevket Dayı’nın bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermiş olduğu olası gömü yerine gidiyoruz. Burada Kayıplar Komitesi arkeologları Fatma Keser, Ali Çulluoğlu, Andri Palla ve İrene Papadopulu ile şirocu Hüsnü Dalliod kazıyı bir dere yatağında yürütüyor... Arkeolog Fatma Keser’in tim liderliğinde yürütülen bu kazıda, iki “kayıp” şahıstan geride kalanlar aranıyor... Dünkü yazımda sözünü ettiğim gibi burası o kadar korkunç derecede sıcak ki, arkeologlarımızın ve şirocumuzun buna nasıl dayanabildiklerine şaşıyoruz... Biz on dakika güneş altında durduğumuzda, bir küçük şişe suyu başımızdan aşağı dökmeden bayılacak gibi oluyoruz – nem çok yüksek ve kızgın güneş de iyice yakıyor... Düşünün ki arkeologlar sabahtan öğleden sonraya kadar bu çıplak arazide, hiçbir korunak olmaksızın doğrudan Mesarga güneşi altında kavrula kavrula çalışıyorlar...

Yüzünden gülümseme hiç eksik olmayan, işinden hiçbir zaman şikayet etmeden çalışan Fatma’yı Kayıplar Komitesi kazı ekibinde işe başladığı ilk günlerde tanımıştım... Kısa sürede tim liderliğine yükselerek adamızın pek çok yerinde kazılara katılıyor... Demet Karşılı gibi, Deren Çeker gibi, Arzu Deniz gibi, Fatma Keser gibi, Deniz Kahraman gibi, Çınar gibi, Gülseren gibi, Yusra gibi, Andri gibi, Sofia gibi, Aspasia gibi, Teodora gibi bu genç Kıbrıslı kadın arkeologlarımız, topraklar ve çamurlar içinde, kızgın güneşler ve keskin rüzgarlar altında, tepelerde, ovalarda, yılan yuvaları yakınlarında, en çetin arazi koşullarında gıkları çıkmadan ter döküyorlar ve “kayıp”lardan geride kalanları bulmaya, onları ailelerine ulaştırmaya çalışıyorlar... Mesleklerini her geçen gün kendilerini geliştirerek, yepyeni alanlarda, tümüyle farklı arazilerde, kimi zaman kuyuların içinde, kimi zaman çamurlarda çalışarak, Kıbrıslı genç kızlara “rol model” oluyorlar... Yalnızca genç kadınlardan oluşmuyor kazı ekipleri, genç erkekler de var... Ama burada önemli olan nokta, tabuların yıkılarak kadınların da bu alanda çok başarılı olabileceğini, erkeklerle yanyana çalışarak “kadın mesleği-erkek mesleği” ayırımcılıklarını ortadan kaldırabileceklerini her gün kanıtlıyor olmaları... Bu, toplumlarımız açısından çok önemli, kazılar sürecinin belki bir yan ürünü ama muteşem bir ürün çünkü deyim yerindeyse “ırgat gibi” çalışan bu genç kadınlar, gelecek kuşakların genç kızlarının da önünü ter dökerek açıyorlar... Erkekler cinsiyetleri nedeniyle bu tür bir meslekte herhangi bir tabuyla karşı karşıya olmadığı için, genç kadınlarımızın bu meslekte böylesine ilerlemesi kutlanmaya değer... İsmini yazdıklarımızı ve yazmadığımız tüm diğer arkeologlarımızı da bu nedenle kutluyoruz ve tüm arkeologlarımıza, şirocularımıza ve diğer çalışanlara kazasız belasız kazılar diliyoruz...

 

 

 

Bu haber toplam 731 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler