1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Dedem ölünce hükümet göçmen evini elimizden almaya kalkıştı'
Dedem ölünce hükümet  göçmen evini elimizden almaya kalkıştı

'Dedem ölünce hükümet göçmen evini elimizden almaya kalkıştı'

Vasilyalı Panayotis Efsthatiu, 1974’te “kayıp” edilen annesi Elpiniki, babası Lefteris Eleftheria ve 7 yaşındaki erkek kardeşi Hristakis’i anlatıyor…Onunla röportajımızın devamı şöyle: SORU: Kıbrıslıtürk müydü evinizde k

A+A-

 

 

 

 

 

 

Vasilyalı Panayotis Efsthatiu, 1974’te “kayıp” edilen annesi Elpiniki, babası Lefteris Eleftheria ve 7 yaşındaki erkek kardeşi Hristakis’i anlatıyor…Onunla röportajımızın devamı şöyle:

 

 

SORU: Kıbrıslıtürk müydü evinizde kalanlar?

PANAYOTİS EFSTHATİU: Evet, Pera köyünden Kıbrıslıtürkler’di… Kaynatam burada kalan kadını tanıyordu… Çocukken çekilmiş fotoğraflarını götürdü bu kadına. Fakat oraya gittiğimizde bu kadının kızı ve kocası, “Benim kocamın ailesinden insanları Kıbrıslırumlar öldürdü” diyerek bizim eve girmemize izin vermedi!

 

SORU: Sizin de anneniz, babanız, kardeşiniz bazı Kıbrıslıtürkler tarafından öldürüldü! Bunun ev ziyaretiyle ne alakası var!

PANAYOTİS EFSTHATİU: Söyledik bunları ona ama bana vurmaya kalkıştı kızı, Pera’dan bu kadının. Pera’dan bu kadının oğlu da, kendisi de bize karşı çok naziktiler ama kızı bana vurmaya kalkıştı! Kaynatam tanıyordu Pera’dan bu Kıbrısltürk’ü…

Bana vurmaya kalkışan bu kıza, “Ben bu evde doğdum, sadece bir bakmak istiyorum” dedim ama buna izin vermedi.

Sonraları Vasilaylı başka Kıbrıslıtürkler bana “Onun iddia ettiği gibi kocasının ailesinden herhangi birisi öldürülmedi ya” dediler, bu doğru mudur, bilmem... Vasilyalı bazı Kıbrıslıtürkler’in söylediğini aktarırım size...

Vasilyalı Kıbrıslıtürkler’e annemin babamın akibetini sormaya gittiydim ama bana çeşitli şeyler anlattılar… Bir tanesi bana “Söylediklerine inanma çok” dedi, “ben gerçekten bilmem ama bilsem da söyleyemem sana…” dedi.

Hristakis dedem çok güzel Türkçe konuşurdu, birkaç yıl önce vefat etti… Vasilya’ya gitti ve tanıdıklarını buldu, birlikte büyüdüğü Kıbrıslıtürkler’i buldu… Onlara annemin, babamın akibetini sordu… S. onları aldıktan sonra nereye götürmüştü, ne olmuştu? Bir tanıdığı “Gelen gelişine kadar araştırayım da sana söylerim” diye söz vermişti fakat ondan sonra dedem vefat etti… Kiminle konuşmuş olduğunu bilmediğim için şimdi onu bulmaya çalışamam. Dedem bu şahsın adını söylemediydi bana…

Geçen yaz öğrendim ben bildiğim tüm ayrıntıları. Kendi hükümetimizin dosyaları vardı meğer ve hep bu isimler de bu dosyalarda duruyordu… S.’nin adı da vardı dosyada… Her tür detay vardı dosyada, adı, nerede yaşadığı vs. Orada öylece dosyada duruyordu bu bilgiler…

Bir sene önce baktım bu dosyaya ve aradan bir yıl geçti ve hiçbirşey yapmadılar. Onlara “Tüm bu detaylar bu dosyalarda duruyor, neden bu adama ne yaptığını sormadınız? Gidip onu bulmak benim işim değil ki… Ben bu adamı tanımıyordum, çocuktum, onu tanıyanlar da aradan 30 küsur sene geçti, görseler tanımazlar bile” dedim. Yani durum böyle…

Tek istediğim onlardan geride kalmış olabilecek kemiklerinin bulunması, onları alıp gömmek ve artık beklemekten vazgeçmek… Bunca yıldır bekliyoruz…

 

SORU: En çok ne zaman hissettin yokluklarını?

PANAYOTİS EFSTHATİU: Evlendiğim zaman, bir de diplomamı aldığım zaman… Diplomanı alırken isten annen, baban, kardeşlerin yanında olsun, görsünler diplomanı aldığını… Kıbrıs Üniversitesi’nden bir hocam öykümü biliyordu, bana geldi ve “Panayotis, düşün ki ben senin annenim, burada yanındayım” demişti… 25 senedir öğretmenlik yapıyorum, diplomamı aldığımdan beri görmedim bu hocanımı… Ancak annem gibi gördüm onu çünkü acımı hissedip gelip bana bunu söylemişti…

 

SORU: Annenle baban nasıl insanlardı? Neler hatırlıyorsun?

PANAYOTİS EFSTHATİU: Sade insanlardı, ailelerini hayatta tutmak için çalışan insanlardı, kimseyle bir kavgaları yoktu. İşlerine bakarlardı… Ninemin bize anlattığına göre, babam bazı Kıbrıslıtürkler’in, bazı Kıbrıslırumlar tarafından öldürülmesini engellemişti… Ne yazık ki bilmiyoruz, bu S. neden böyle davrandı. Ama belki de senin dediğin gibi gerçekten yardım etmeye çalıştı ve başkaları elinden almış olabilir onları, kim bilir?

İnanıyorum ki sen bunların yanıtını, neler olup bittiğini öğreneceksin. Paraskos benim arkadaşımdır, henüz üniversitede öğrenciyken gelip benimle röportaj yapmıştı, sonra da seninle temasa geçmemi sağladı.

Geçen sene okuldaki müdürüm seni tanıyordu ve bana numaranı vermişti, aramaya çalışmıştık ama ulaşamamıştık sana… Çok müteşekkir olacağım eğer birşeyler öğrenebilirsen, bilirim senin için kolay değil o nedenle lütfen dikkatli ol…

 

SORU: Babanla, annenle neler yapardınız?

PANAYOTİS EFSTHATİU: Tarlada onlara yardım etmeye giderdim, her yere birlikte giderdik, yüzmeye giderdik, arkadaşlarıyla geceleri yemeye içmeye giderdi, beni da götürürdü yanında. Çok şey hatırlarım çünkü 10 yaşındaydım… Okullar kapandığında, bütün yaz tatili boyunca onlarla birlikteydim çünkü erkek kardeşim küçüktü ama ben giderdim tarlaya, bahçeye…

 

SORU: Küçük kızkardeşin büyürken sorar mıydı sana “Annemiz nasıl biriydi? Babamız nasıl biriydi?” diye…

PANAYOTİS EFSTHATİU: Evet, hep sorardı… Her zaman annemin ve babamın fotoğrafları dururdu duvarda, Leymosun’daki evde hala durur bu fotoğraflar. Küçük Anastasia her zaman sorardı bana çocukken… “Annem nasıl biriydi? Neler yapardı? Babam nasıl biriydi? Erkek kardeşim nasıldı?” diye sorardı…

İki-üç yaşlarındayken, gördüğü herhangi bir erkeğe “Baba” derdi, gördüğü herhangi bir kadına “Anne” derdi, ninemize “Anne”, dedemize “Baba” derdi hep… O küçücük yaşta aklı karışırdı ve tüm kadınlara “Anne”, tüm erkeklere “Baba” derdi çünkü onları hiç tanımamıştı…

 

SORU: “Anne” kim, “Baba” kim, neredeler?...

PANAYOTİS EFSTHATİU: 30 yaşına geldiğinde bile zaman zaman sorardı bana annemizi, babamızı, neler yaptığımızı birlikte… Bir çocuk olarak hatırladıklarımı paylaşırdım küçük kızkardeşimle çünkü ben de bir çocuktum o zamanlar…

 

SORU: Barikatlar açılınca gittiydiniz Vasilya’ya…

PANAYOTİS EFSTHATİU: Evet, barikatların açılmasının ilk günlerinde gittiydim…

 

SORU: Evinizi, tarlalarınızı, bahçelerinizi gördüğünde neler hissettiydin?

PANAYOTİS EFSTHATİU: Çok kötü hissettim… İki üç defa gittim oraya çünkü annemle babamın akibetini öğrenmeye çalışıyordum, bir de doğup büyüdüğüm evi görmek istiyordum… Vasilya’dan ayrıldığım zaman 10 yaşında bir çocuk olduğum halde, geri gittiğim zaman evin yolunu buldum hiç zorlanmadan… Annemle, babamla pek çok kereler Lefkoşa’ya gider gelirdik, Girne’ye giderdik… Aradan onca yıl geçmiş olmasına karşın herşeyi hatırladım ve doğrudan evime gittim! Fakat evimdeki o kadının kızı böyle kötü davrandı bize ne yazık ki… Çocuklarım daha sonra Vasilya’ya gitmemizi istedi ama ben “Artık gitmeyeceğim oraya” dedim. Çünkü oraya gittiğimde annemle, babamla, ailemle tüm hatıralarım canlandı gözümde, bu ziyaretten günler sonra hala kendime gelmeye çalışıyordum…

Acı hep oradadır… Ben bunu eşime, çocuklarıma yansıtmamaya çalıştım, benim çektiğim acıyı çocuklarımın çekmesini istemedim…

Okulda çocuklara ders veriyorum bir öğretmen olarak, onlara da yansıtmadım bu acıları, onların da acı çekmesini istemem… Adil bir şey değil onları üzmek… Hep yüzümde bir gülümseme oldu, içim ağlasa da…

 

SORU: Öğretmen olmayı bilinçli olarak mı seçtin?

PANAYOTİS EFSTHATİU: Evet, çocukluğumdan beri öğretmen olmak isterdim… Çok zordu öğretmen olmak, beş bin kişiyle birlikte imtihana giriyorsun, yalnızca yüz kişi geçiyor imtihanları… Bir de bu durumum vardı… Çok çaba harcadım, çok çalıştım… Başlangıçta annemle babam ve kardeşim “kayıp” olduğunda, derslerimde kötü gittiğimi anlatmıştım sana… Ama sonra acımı bir yanıma koyup, öteki yarımın iyi bir öğrenci olması için çok çaba harcadım. Bu da beni daha güçlü kıldı… Daha iyi olmaya çalıştım hep… Bugün ailemle birlikteyim, çocuklarım bana annemi, babamı soruyorlar, küçük kızım bana sürekli sorular sorar, oğlularım da sorar… Kızım Nikoletta, 13 yaşında, 12 yaşındaki oğlum Kipros ve 17 yaşındaki oğlum Lefteris, babamın adı… 11 yaşında Elpida diye bir kızım var, “Elpiniki” annemin adının kısaltılmış şekli…

Kipros kaynatamın, Nikoletta da kaynatamın adı…

 

SORU: Neden dört çocuğun var? Büyük bir aile mi istiyordun?

PANAYOTİS EFSTHATİU: Her zaman aklımda büyük bir ailemin olması vardı… Karımın dört kardeşi daha var. Biz de savaşa kadar üç kardeştik… Aklımda hep 3-4 çocuk vardı… Eşimin adı Yanna… Onu bir köyde görmüştüm 1987’de, ninem öldükten bir yıl sonra… Tanıştık ve evlendik…

Hep ailemin yanında olmaya çalışırım, onlarla olduğumda travmalarımızı unuturum… İnan bana, büyümek kolay değildi… Ninem ve dedem beni ve kızkardeşimi, kendi çocuklarını sevdiklerinden on kat daha fazla severlerdi … Ancak gene da annenizle babanızın size vereceği sevgiyi başka hiç kimse veremez… Bizim için çok şey yaptılar, onlara çok müteşekkiriz, kızkardeşim da, ben da ama gene da annenin, babanın yerini tutamaz… Bize herşeyi vermeye çalıştılar ama bizim için zordu çok…

 

SORU: Benim babam ben yedi yaşındayken vefat ettiği için bir babanın yokluğunu çok iyi bilirim… Anlayabilirim söylediklerini…

PANAYOTİS EFSTHATİU: Annemle babam çok çalışırlardı ama bir hayle da arkadaşları vardı bütün bölgeden. Hep arkadaşlarıyla birlikte olurlardı, onlar bize gelirdi, biz onlara giderdik, hep arkadaşlarıyla, ahbaplarıyla birlikte yerler içerlerdi… Hem çok çalışırlardı, hem de arkadaşlarıyla birlikte yiyip içmeyi severlerdi…

 

SORU: Benim sormadığım, senin söylemek istediğin bir şey var mıdır?

PANAYOTİS EFSTHATİU: Tek söylemek istediğim Kıbrıs sorununa en erken zamanda bir çözüm bulunmalıdır, herşeyi unutmalı ve barış içinde birlikte yaşamalıyız… Paylaştığımız çok şey vardır, bizi ayıran şeyler çok daha azdır. Kıbrıs, tüm insanlar içindir, yalnızca Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar için değildir Kıbrıs, burada yaşayan herkes içindir. Burada oturuyoruz ve pek çok farklı ülkeden insanlar var çevremizde, görüyorsunuz. Herkesle birlikte barış içinde yaşamayı öğrenmeliyiz. Çünkü barış, her alanda ilerleme getirir ülkeye… Öncelikle Kıbrıslı olduğumuzu hatırlamamız gerekir, yalnızca bunu hatırlamalıyız ve her zaman kafamızda barış olmalıdır… Elbette her iki tarafta da fasariya yaratmaya çalışmış insanlar olmuştur ama bu kimseye bir şey kazandırmadı, ne Kıbrısltürkler’e, ne Kıbrıslırumlar’a… Şu anda böyle düşünüyorum, birlikte yaşamalıyız…

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 741 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler