1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Darbe günlerinde Fasur...
Darbe günlerinde Fasur...

Darbe günlerinde Fasur...

“Kayıp” Zübeyir Hamit’in babası Hamit Zübeyir Yıldırıcı’yla yaşadıkları ve “kayıp” oğluna ilişkin röportajımızın devamı şöyle: HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Tam doğru değil... İngiliz görmeden düzeltirdim. O kemicikleri h

A+A-

 

 

“Kayıp” Zübeyir Hamit’in babası Hamit Zübeyir Yıldırıcı’yla yaşadıkları ve “kayıp” oğluna ilişkin röportajımızın devamı şöyle:

 

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Tam doğru değil... İngiliz görmeden düzeltirdim. O kemicikleri hep buldu, buluşturdu... Yerli yerine koydu, dikti kendilerini... Bağladı bana... Der bana “Yarın gidecen köyüne...”

Derim “Ameliyatı daha dün yaptın bana, nasıl gidecem?”

Der bana “Hiçbirşeyin yok, tamamsın...Gidecen köye ama her gün gelecen, fizik tedavi yapacayık...”

Dedim “Tamam...”

Her gün daksiciye para verirdim, Nejat Susuzlu vardı, Allah rahmet eylesin, öldü... Götürürdü beni Ağrotur’a, bir saat... Bir kazan vardı mum dolu, ceryanı verirdi, kızardı... Batırırdım kolumu, çıkarırdım, batırırdım çıkarırdım... Sıcak mumun içine... Bir saat... Bir saattan sonra kalkardım, yıkardı bana kendini ispirto rakısıynan, gene asardım bağzıma askıyı, bir ay gittim böyle... Koyarlardı bana 12.5 dirhem avcuma da durmazdı, düşerdi avcumdan... Şimdi kaldırırım yarım ton! Eyi olduk... Bu doktorun adını hatırlamam ama specialist idi, yüzbaşıydı...

Geldim, altı ay gitmedim işe...

Faik Müftüzade vardı, o komiserdi Ağrotur’da. Çiftlikte bizim dairesi vardı, kalırdı çiftlikte... Her ay alırdı aylığı Yahudi’den, getirirdi bana köye... Altı ay Yahudi ödemeye devam etti beni. Ondan sonra yönetim kurulu karar aldı, kesecekler bana aylığı. Ya gideyim işe, ya kesecekler bana aylığı... O zaman Varol Bey’di Sancaktar, mesaj çektik kendine köyden. Dedik böyle böyle mesele, kesiyor bize aylığı... “Yazalım seni asker da alasın asker maaşı” dedi. “Ne kadar?”, “14 Lira...”

Ben Fasur Çiftliği’nde alırdım 120 Lira ayda... 120 nerde, 14 nerde!

Sonra dokuz kişi beslenir 14 liraynan?

Dedim “Olmaz... Ben gidecem işe. Vururlarsa beni vursunlar, vatan sağolsun, napayım?” Olduydu yedi tane ondan sonra, Kubilay da geldiydi dünyaya... Gittim yani... 1966’da gittim işe. 1966’dan 1974’e kadar işledim, ta ki fasariyalar oldu... Düzeldiydim yani bu ameliyatlardan, işlerdim... Gene aynı işimi aldım...

 

SORU: Ondan sonra karşılaştı mıydın seni vuranlarınan?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Bir kere karşılaştık,  gene çiftlikte. Leymosun’dan gelirdi da gidecekti Koloş’a... Yolun üstünde görünca beni durdu. Der bana, “Vurmasam seni, gelmesem vurayım seni, beni vuracaklardı... Emir aldım EOKA’dan, mecbur... Vurmasaydım seni, beni vuracaklardı” dedi.

“E madem ölmedik da tamamık” derim kendine, “bir şey değil, napalım?”

Ama artık karşılaşmadık ha... Bir defa karşılaştık yalınız bu Vasili’ynan... Obir Meli’yi hiç görmedim. Şimdiye kadar görmedim... Öldü dediler...

 

SORU: 1974’te darbe olduğunda Fasur’daydın herhalde...

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: 15 Temmuz’da üzüm keserdik... O günü başlaycaydık üzüme, gemi geldiydi limana alacak Kardinal, iri taneli kara üzüm, kokulu... Gittik bağa ırgatlarınan, başladıydık kesmeye, bakarık landrover gelir. Geldi baş ebistat, dedi “İkinci bir emre kadar oturun” dedi, “Kesmeyin, ta geleyim tekrar söyleyim size...”

Derim obir arkadaşlarıma, ebistatlara, 3-4 kişiydik, kadın da çok, bir 70 tane kadın işçi, “Radyonuz var be?”

Bir tanesi der, “Vardır sepette...”

“Git be getir, noldu da durduttular bizi üzüm kesmeden...”

Getirdi radyoyu, açarık, “O Makarios e nekros!” yani “Öldü Makarios” der.

Duyuncalar, kadını erkeğı, bir tane kalmadı! Herkes kaçtı...

Neysa aldım yolu ben, yayan, gittim çiftliğe, hiç kimse yok, ne katip, ne biri, hiçbiri yok! Hep açık, yazıhaneler da hep açık...

Aldım ben da yolu, bahçadan bahçaya... Dedim gitmeyim doğru, varma da bunlar bir şey yaparlar... Bahçadan bahçaya çıktım, Piskobu’nun tekmil yanına, hem Koloş toprağıdır, hem Piskobu toprağı... Çıktık bizim sınıra. Neysa bakarım o yollar dolu, kadın, erkek, araba beklerler gitsinler köylerine. Neysa gittik, çağrıldık karargaha. Ben yaptım 11 sene Dal 4, İane Komutanı’ydım. Çağrıldık, gittik karargaha, Piskobu’da karargahımız vardı.

 

SORU: Piskobu’da kaç Kıbrıslıtürk, kaç Kıbrıslırum vardı?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Vallahi 2 bine yanaştıydı Türkler, Rumlar azlığdı, 500-600 kişiydi...

 

SORU: Herhalde göçmen aldıydı Piskobu... Koloş’tan başka nereden göçmen aldıydı Piskobu?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Trahon, Asomato, Koloş, Malya, Ciyas, Fasula, Ayanni – yani 5-10 köy geldiydi Piskobu’ya, 64’ten geldilerdi... Gittik karargaha, başladı çarpışmalar Rumlar’ın kendi aralarında. EOKA-B’ynan Makarios başladı kendi aralarında...

 

SORU: Piskobu’da da başladı mıydı?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Yok, yok... Piskobu’da yoktu... Piskobu’da hem EOKA-B’ciler vardı, hem Makariosçular. Zaten rahmetli Ahmet Cemal Makariosçu’ydu da aldı kendini EOKA-B da öldürdü... Ahmet Cemal, makinist.

Neysa, gittik karargaha biz, 19 Temmuz gecesi, öyle saat 12’yi geçtiydi... Açtık televizyonu, başladı rahmetli Denktaş... Sabaha doğru yani... Türk askeri müdahale etti gemilerinan, Denktaş da “Adanın dört bir tarafından çıkarma yapılıyor” der!

 

SORU: Çok kötü birşeydi bu çünkü hepsini sen güneyde bıraktın! Bilgi vermedin! Bari hiç olmazsa söyle! Rumlar’ı şaşırtmak için ama kendi insanını bir yerde feda etti... Mesela Alaminyo’da insanlar gerçekten adanın dört bir yanından çıkartma yapıldığını sanırdı, aynı şekilde Larnaka’da da böyle düşünenler vardı... Çok kısa sürede anladılar ama öyle bir şey olmadığını...

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: “Adanın dört bir yanından çıkartma yapar” der Denktaş... Şimdi Piskobu denizi, körfezdir ya orası, dedim “Buraştan çıkar kolay, gemi dayanır limana tekmil!”

E bakarık, hiçbirşey yok! E nasıl iş bu be?

Bu defa Rumlar saldırdı bize! 20 Temmuz’da... Saat 2’de öğlenden sonra...

 

SORU: Anlayınca ki yoktur öyle bir şey, belki da onun için saldırdılardı...

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Tabii... Limanı olan, denizi olan köylere daha çabuk saldırdılar, bizim köy 10 dakikada düştüydü... Bizim A4 varıdı, piyade, bir da bren varıdı. Bir bren yalınız...

A4’ler atardı iki tane kurşun, sıkışma yaparlardı...

 

SORU: Ama dört tane Kıbrıslırum subay öldürüldü Piskobu’da... Üst rütbe yani...

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: E geleceyik ora... Koloş Kalesi’nden havan atarlar bize köye... Bizim evler da tekmil hedef, kaldığımız göçmen evleri tekmil hedef... Urum tarafından Piskobu Rumları tarafından hedef, Erimi’den hedef, Koloş’tan hedef... Ama Koloş’tan daha karşı... Atarlar havan. Mezarlıktaki mevzilerimiz, Rum askerleri Erimi’den eşgerincalar, bizim A4’ler tutukluk yapar, atar iki kurşun durur... Kaparlar omuzlarına, getirirler karargaha.

“Ne var be?”

“Hamit Usta, tutukluk yaptı...”

Hade, açarım kendini, korum kendini soğuk suya namluyu... Kurarım kendini, atar, tamam. E atınca 5-6 tane kızar, gene tutukluk yapar...

Hepsi kaçtı geldi karargahın arka tarafına...

Kaldı bizim oğlancıkların mevzi... Onlar okulların yanındaydı mevzileri... Yarım inşaatıdı...

O mevzide dört kişiydiler, ikisi kaçtı,  Hüseyin Behçet hem Özkan Karamano, kaçtılar onlar, indiler aşağı, merdiven varıdı, indiler.

Orhan’nan oğlum Zübeyir kaldılar, merdiveni da yittiler... Yittiler ki inmesinler aşağı...

 

SORU: Kim itti merdiveni aşağı?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Bizim Zübeyir’nan Orhan ittilerdi merdiveni, kaldılardı mevzide... Yittiler ki enmesinler aşağı, kalsınlar yukarıda, harp etsinler.

 

SORU: Ama onlar bilmezdi ki herkes kaçtı geldi karargaha...

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: E bilmezlerdi, damın üstünde nereden bilecekler. Ama ordan yukarı hepsi kaçtı, tek mevzi o kaldıydı... O mevzi Piskobu Rumları’na hem Erimi’ye taraf bakardı. Zaten Urumlar da Erimi’den geldiler, aldılar tepeyi da gelirler köye doğru, bizim mevzilere doğru. E bunlar ateş açtılar, öyle pademlik vardır, Temmuz’da yaprakları düştüğü için pademlerin, gözüğürlerdi askerler, gelirler silahlarınan. Bunlar ateş açtılar. Bir Rumcuk dedi bana, “Senin oğlancık hem Orhan, 22 kişi vurdular” dedi ama öldüler, sağ kaldılar, bilmem...

 

SORU: Dört subay öldü...

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: 22 kişi vurdular dedi bana...

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 676 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler