1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Damla Boğaç Emiroğlu ile Ağırdağ Parkuru
Damla Boğaç Emiroğlu ile Ağırdağ Parkuru

Damla Boğaç Emiroğlu ile Ağırdağ Parkuru

Delatte günlerimizi bize yaşattığı için minnettarım Damla’ya. Orada çok güzel arkadaşlıklar, dostluklar kurduk. İlk kez orada tanıştığım insanlar oldu benim.

A+A-

Filiz Uzun

Neredeyse birkaç yıldır planlıyorduk birlikte sürmeyi sevgili dostum Damla ile. Ama bir türlü buluşamadık. Neden mi? Çünkü ikimiz de hem çalışan, hem anne olan, hem de binbir türlü sorumlulukları olan kadınlarız. Her planladığımızda ikimizden biri,  kendinden kaynaklı olmayan nedenlerle iptal etmek zorunda kalıyorduk sürüşü. Ya çocukların rahatsızlığı ya iş ya da evdeki diğer sorumluluklar. Yoksa ikimiz de spor için engel tanımayan, her durum ve şartta spor için zaman ayıran kadınlarız. Zamansızlık bizim için engel değildir. Uykumuzdan feragat eder yine yaparız sporumuzu.

Damla ile biz aynı bölgenin kadınlarıyız. Güzelyurt Kurtuluş Lisesi mezunuyuz ayrıca. Bu lisenin sporcuları meşhurdur, bilen biliyor. Birkaç dönem farkla aynı liseden mezun olduk. İkimiz de çocukluktan beri spora aşık kadınlarız. Damla ile sohbetlerimizin çoğu da spor hakkındadır.

Ayrıca Damla Delatte Cafe’yi açtığı zaman Cafeye bayılmış ve onunla ilk röportajı da ben yapmıştım. Severim hem girişimci hem de her şeye yetişen, asla da sporunu ve kendini ihmal etmeyen kadınları.

KALICI DOSTLUKLAR

Delatte günlerimizi bize yaşattığı için minnettarım Damla’ya. Orada çok güzel arkadaşlıklar, dostluklar kurduk. İlk kez orada tanıştığım insanlar oldu benim. Şahane bilgi alış-verişleri, harika sohbetler yaptık. Sıcak, samimi bir ortam vardı Delatte’de ve orada samimi dostluklar kuranlar hala sürdürüyor dostluklarını. Öyle değil midir zaten? Hayatımızın her döneminde karşımıza yüzlerce insan çıkıyor, bir nedenle hayatlarımızın kıyısından, köşesinden geçiyorlar. Ya kalıcı oluyor ya da yollarını ayırıyorlar. Kimler kalıyor hayatımızda? Gerçek olanlar bana göre. Samimi, içten, doğal ve sizin gibi olanlar. Maalesef Delatte Cafe’yi devretti Damla çeşitli nedenlerle. En önemli neden de yüklendiği sorumluklarıydı bana göre. Yoksa ben biliyorum o cafe’yi ne kadar sevdiğini. Ben de en az onun kadar özlüyorum onun çalıştırdığı Delatte’yi. Orada yapılan sohbetleri de.

ZAMAN VE DOSTLUK

Damla, sohbet etmekten çok keyif aldığım birkaç insandan biridir. Çünkü doğal bir kadındır. Plansız, rolsüz ve içten. Hissettiğini ve duygularını rahatlıkla söyleyebilen. Sözünün arkasına saklanmayan ve olduğu gibi bir kadındır. Bu yüzden de kendim gibi görür, severek sohbet ederim Damla ile.

Çalışmaya, üretmeye ve bir şeyler yaratmaya alışmış kadınlar boş duramaz elbette. Yine çalışıyor ve birkaç saatliğine anlaştığı işini yine akşamlara kadar bitiremiyor. Böyledir işini ciddiye alan insanlar. Değiştiremezsin. Yeni koyulduğu işinde yeni bilgiler öğrenmek, kendini geliştirmek için eğitimlere katılıyor. Bunca yoğunluğunun arasında sporunu da ihmal etmeyenlerden. Bir süredir sabah sürüşlerine başladı. Şahane, tam desteğim ona.

Her şey için en önemli mazerettir son dönemlerde “zamansızlık” hiçbir şeye zaman bulamayanlara acayip sinir oluyorum. Zamansızlığın Türkçesi bana göre istememektir. İsteyen her durumda her şeye zaman buluyor. Spor için de. Dostluk için de görüşmek, buluşmak için de.

Damla da, ben de çok yoğun kadınlarız. Hem kahve için, hem sohbet için,  hem de spor için her zaman zaman yaratabiliyoruz.

DAMLA İLE BOĞAZ-AĞIRDAĞ-KIRNI-BOĞAZ PARKURU

Damla ile sürüş planlarken “parkuru sen belirle” demiştim. O da Boğaz’da sürelim dedi. Birçok kez Girne Boğaz’da sürdüğüm halde Ağırdağ’a hiç çıkmamıştım bisikletle. Sözleştiğimiz gibi Damla’nın Boğaz’daki evinde buluştuk. Çok güzel bir evi ve şahane bir ailesi var. Yeşillikler arasında spor yapmaya elverişli bir bölge. Yürüyüş, koşu ve bisiklet sporlarını rahatlıkla yapabileceği güvenli bir yer. Bu anlamda çok şanslı. Şehirden uzak sakin ve bol oksijeni olan bir bölgede. Ben de ayda birkaç kez bu bölgede sürmeyi tercih edenlerdenim.

Boğaz’dan başladık ayakçaları çevirmeye. Uzun zamandır buluşamadığımız için tatlı bir sohbet eşliğinde sürüşümüze başladık. Boğaz’dan Girne’ye doğru hafif bir yokuşla çıkarak Ağırdağ’a saptık.

Ağırdağ çok sevdiğim bir köydür. Hızla evlerin, sitelerin yapılması doğanın güzelliğini bozduğunu düşünsem de en azından çirkin çirkin apartmalar yok bu bölgede.

Sohbete daldığımızdan pek de yokuş tırmandığımızı fark etmeden ve zorlanmadan çıktık Ağırdağ’ın sonuna kadar. Kömürcük ve Kırnı’ya kadar yokuş devam etti. Performans için ideal bir parkur. Manzara harika. Ağaçlar ve şahane evler arasından geçilerek gidilen bir yol. Kapılarında oturan sabah kahvelerini yudumlayanlarla selamlaşarak devam ettik yolumuza. Kırnı’ya çıkarken su bidonumun delinmesiyle susuz kalsam da 1.5 saatte tamamladık parkuru.

Parkur 20 km’lik bir yol. Fakat yolun 10-15 km’lik saatlik kısmı yokuş. Bu nedenle 1 saatte çıkılıyor fakat Kırnı yokuşunu devirdikten sonra tatlı bir iniş ile düz yola çıkılıyor. Sabah 8.30’da başladığımız sürüşü 10.00 gibi tamamladık.

Kısa ama nefis bir parkur. Bol oksijenli, nefis bir manzara eşliğinde ve iyi bir dostla sürülen bisiklet gibisi yoktur. Haftanın tüm stresi yok oluyor. İkimizin de buna ihtiyacı vardı. Bazen her şeyi bırakıp kısa molalar vermek şart. Her günkü rutininizden çıkmak gerekiyor. Uzun zamandır görmediğiniz bir dostla buluşmak ve birlikte yapılabilecek en sevilen şeyi yapmak gibisi yoktur. Biz ikimiz de bisikleti çok seviyoruz. Bisikleti seçtik. Siz yürüyün, koşun, dans edin ama mutlaka rutinlerinizi bozun. Fazla kural, fazla iş, fazla plan, zamansızlık,  hatta sevgisizlik yavaş yavaş öldürüyor. Önce ruhunuzu sonra bedeninizi. 

BİSİKLETLE YENİ YERLER KEŞFETMEK

Her zaman aynı parkurda sürmek bana göre değildir. Erken sıkılan biri olarak her hafta farklı yerler keşfetmeyi seviyorum ben. Ama yol arkadaşları da önemlidir. Herkesle bisiklet yol arkadaşı olamazsınız. Grup ile sürmenin keyfi başkadır elbette fakat benim için sürüş kadar yolda yapılan sohbet ve molalarda sohbet eşliğinde içilen kahve de en az gidilen yolun güzelliği kadar önemlidir.

Delatte’nin kapanmasından sonra birkaç kez kahve için buluşmuştuk Damla ile ama konuşacak çok şey birikmişti yine de. Benim için seçtiği parkur da, sohbet de harikaydı.

Parkuru tamamladıktan sonra Damla’nın evinde içtik kahvelerimizi. Sohbetimiz orada da devam etti. Çok keyif aldığı bir işle meşgul bu aralar. Severek yaptığı işi yapıyor yine. Fındık kurdu kızı Irmak ve Irmak’ın tam tersi karaktere sahip sakin ve sessiz kızı Nehir’i görmek de güzeldi. Evde kahve keyfimize sevgili eşi Osman Emiroğlu da eşlik etti. Yola çıkarken fotoğraflarımızı da çekerek sürüşümüze katkı koydu. Ayrıca bir sporcu eğitmeni olarak sürüşlerle ilgili birkaç öneride de bulundu bize.

Dostluğu, misafirperverliği ve planladığı parkur için çok teşekkür ederim Damla Boğaç Emiroğlu’na. Biz yine süreceğiz Damla ile. Bol bol da sohbet edip spordan konuşacağız. Güzel kadın dostlar değerlidir hayatlarımızda. Görüşmek, buluşmak ve birlikte spor yapmak için her zaman, zaman ayrılmalıdır.

3 HAZİRAN

Bugün benim doğum günüm. Bu günkü sayfamda ilk konuğum, dostum Damla Boğaç Emiroğlu ile  yaptığım bisiklet sürüşünü yazdım sizlere. Kaç yaşına girdiğimin bir önemi yok. Yaş da bir sayı neticede. Sayılara takılmamak lazım. Ben kendimi çok iyi hissediyorum. Bunda bisikletin payı çok büyük. Neredeyse 8 yıldır sürüyorum. Dostlarla.  Yeni yaşımda şahane hissediyorum. Hayat her şeye rağmen harika. Ben sürmeye devam edeceğim. Eğer hala bisiklet almadıysanız alın. Bana katılın. Birlikte sürelim. Yeni tanışmalarımız olsun, arkadaşlıklar dostlar edinelim. Bisiklet böyle bir şey…

Bundan sonraki yazımda yine şahane bir kadınla sürmeyi planladık.

Sürelim, paylaşalım, genç kalalım… Hayat sporla, bisikletle, paylaşmakla ve en mühimi sevmekle güzelleşiyor…

 

 

Bu haber toplam 872 defa okunmuştur
Etiketler :
Adres Kıbrıs 370 Sayısı

Adres Kıbrıs 370 Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler