1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. DAHİ DELİ!..
DAHİ DELİ!..

DAHİ DELİ!..

Hiçbir ressam Pablo Picasso kadar yaşadığı yüzyıla damgasını vurmayı başaramamıştır. Mavi yoksa kırmızıyı kullanır. Boğa boğadır, at da attır ve fakat halkın işi, görmek istediğini görmektir. Onun resminin özgürlüğünü belirten belki de en önemli anlam kır

A+A-

 

                                     

 

Hiçbir ressam Pablo Picasso kadar yaşadığı yüzyıla damgasını vurmayı başaramamıştır. Mavi yoksa kırmızıyı kullanır. Boğa boğadır, at da attır ve fakat halkın işi, görmek istediğini görmektir. Onun resminin özgürlüğünü belirten belki de en önemli anlam kırmızıyla mavinin yer değiştirdiği cümlede saklıdır. Özensiz, üstünkörü, çiziktirilmiş gibi gelen resimlerinin içinde hızlı ve belirgin fırça darbelerinin arasına gizlenen bedenlerde sanatçının yaşamına ait notlar vardır. Kuşkusuz özensiz, belirgin şekilde aldırmaz görünen görünümler aslında yepyeni bir canlılığın işaretidir. Sonuç olarak Picasso’da kendini devamlı yenileyen bu tavır, onun resmindeki büyük özgürlüğe tanıktır.

 

“Özgürlük” diyor, Picasso kendini anlattığı bir metinde: özgürlük konusunda çok dikkatli olmak gerekir. Her şeyde olduğu gibi, resimde de. Bir şey yaptığın anda zincire vuruluverirsin.

Zincirlerden kurtulmanın bir yolu, yöntemi var mıdır?

Galiba en iyisi “bir şey yapmama özgürlüğü” diyor sanatçı. Bu da hepimiz için geçerli sanırım. Yapmama özgürlüğü zorunlu olarak bir başkasını yapmayı gerekli kılıyor. Peki, sonuç? Yine zincirler. Devir daim eden “yapma ve yapmama” ikilisi arasında bir denge kurmanın gerekliliği ise kaçınılmazdır. Aynı sözcüklerle ya da tümüyle bambaşka veya bazen de tam karşıtı olabilmek nefes aldığımız yaşamın çetrefilleşen her yolunda. Belki de hiç bu kadar sorgulamadan devam etmek gerek yola! Açılan her kıvrıma razı olarak. Yapmak ve yapmamak arasına baskılanan bir yasanın çekirdeğine çekilmeden, kaçarak “ne çıkarsa bahtıma” diyerek gelişen her şeyde yoğrulmak. Ama bir sanatçı buna da katlanamaz. Hele de dahi ve aynı zamanda da deliyse! Veya deli aynı zamanda da dahiyse!

 

En bilge sözler bir delinin hatıratından çıkmış değil midir?

Sizce?

Konuşmak, tohum ekmek gibidir. Tohumlar bazen filizlenirler ve yeni tohumların oluşumuyla yola devam ederler. Bazen de yok olup giderler. Gerçek sanatçılar ise ne kelime ile ne de resimle ve de kütleyle kısaca malzemeyle, yani yaptıklarıyla/yarattıklarıyla asla tatmin olmuyorlar. Picasso sonuna kadar resimle savaşarak sonsuz bir hayatı yaşamanın verdiği bedeli ödedi; yarattıklarıyla asla tatmin olmayarak. Hayatta durduğumuz anda yeniden sıfırdan başlamak gerekliliği kaçınılmazdır. Onun yaşam gerçekliği aynen şöyledir: “aramaktan ve bulmaktan vazgeçmeyen bir ressam, savaşa ve zorbalığa her zaman yapıtlarıyla karşı çıkmış, sanatını olağanüstü etkili bir silaha da dönüştürebilen bir siyaset adamı, zamanı kucaklayan, değiştiren bir şair, bir matador, bir boğa.”

 

1936 yılında İspanya’da iç savaş patlak verir. İspanyol Cumhuriyetçileri’nden yana olduğunu açıkça gösteren Picasso, General Franco’nun faşist partisine karşıdır. Bu dönem onun en sıkıntılı, ikilemli ve değişken ruh haliyle bir gün ressam, bir gün şair daha ertesi gün ise şarkıcı olmaya kalkıştığı ama her şeyden vazgeçerek ille de resim dediği döneme rast gelmiştir. Karamsar dönemin yaşadığı yer Juan-les-Pins’tir. Yani vatanından kilometrelerce uzak! Bu durum onun ülkesinde yaşananlara karşı duyarlılığını ve tavrını belirlemesinde etken olmaması anlamına gelmemiştir. Neden? Çünkü her zaman özgürlüğe karşı temel, yaşamsal bir eğilimi olmuştur. İspanya Savaşı ile birlikte kendi özgürlüğü, halkının ve ülkesinin özgürlüğü tehdit altındadır. Hiç kuşkusuz tüm bunların etkenliğinde bir cumhuriyetçidir. Dönemin aydın kafaları, “direnmek” gerekliliğinin anlamını bilen ve uygulayan kişilerdir. Sanatçı olmanın ötesine geçer artık Picasso ve Cumhuriyetçilerin tarafında olmak her şeyden önce siyasal bir anlam taşıyordu. Savaş ilerledikçe Cumhuriyetçilerin akıbetinin sonu hazindir. Katledilmişlerdir. Haberler kötüdür ve faşizm hızla yayılır. 1937’de Fransız Hükümeti büyük bir sergi düzenleme kararı alır. Cumhuriyetçiler için, İspanyol hükümetinin bu sergide en iyi şekilde temsil edilmesi hayati önem taşır. Picasso’dan İspanya pavyonu için bir yapıt üretmesini rica ederler. Resmin esin kaynağı ise, 1937 Mayıs’ında Guernica’nın Franco’nun uçakları tarafından vahşice bombalanmasının Picasso üzerindeki yarattığı derin etkidir. Guernica, 20. yüzyılın belki de en önemli, trajik tablosudur. Juan Larrea’nın Guernica hakkındaki çalışması İngilizce bir kitap olarak basılmıştır. Döneminde Picasso’nun ne solcu arkadaşları; ne de sağcı eleştirmenler resmi beğenmediler. Fakat yıllar geçtikçe bu resim, çağdaş uygarlığın temel taşı oldu. Kasabanın bombalanması bugün tarihsel bir olay olarak değil, bu resmin teması olarak anımsanıyor. Benim bugün Picasso örneğinden başlayarak kalemim döndüğünce aktarmaya çalıştığım ise sanatın siyasete/siyasetin sanata bulaşması bağlamında “sanatın içeriği olarak siyaset” ve “sanata alan açmakla görevli siyaset” başlıklarını biraz olsun ön plana çıkarmak gibi görünüyordu. Yazı yazmak düşüncelerin arka arkaya sıralanmasıdır benim için, bu nedenle, hiç kuşkusuz şaşırtıcı bir dünyayı biçimler kelimeler.

 

Picasso barışı, yeryüzündeki insanların özgürlüğüne ve ihtiyaçlarına yaptığı katkılarla anımsar. Sanat, bir seçenek ileri sürmeli! Savaş resimlerinde kendilerini tanımakta zorlanan insanların durumu ne kötü!

 

Guernica, Picasso’nun savaşa karşı savaşıdır!

 

Bu haftalık da benden bu kadar!

 

 


Kaynakça:

 

Lynton, Norbert (Çeviren: Cevat Çapan-Sadi Öziş)., Modern Sanatın Öyküsü, İstanbul, 1982.

Bernadac, Marie-Laure- Bouchet, Paule (Çeviren: Cem İleri)., Picasso: Dahi ve Deli, İstanbul, 2004.

Ashton, Dore, Picasso Konuşuyor, (Türkçeleştiren: Mehmet Yılma-Nahide Yılmaz), Ankara 2001.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1456 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler