1. YAZARLAR

  2. Cenk Mutluyakalı

  3. Daha bir sevdalı
Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Yazarın Tüm Yazıları >

Daha bir sevdalı

A+A-

 

Gençleri çok sevdim.
Meclis önünde toplanan gençleri…
Meclis içinde toplanan gençleri…
Hangi kaldırımda ya da parkta, hangi öbekte ya da köşede olduklarına hiç bakmadan, tabelalarını ayırmadan sevdim…
Niye?
Çünkü “şarkılarını” söylemek istiyorlar…
Çünkü “dans etmek” istiyorlar…
Çünkü “özne” olmak istiyorlar...
Çünkü “direniyorlar…”
Çünkü ne yaparlarsa yapsınlar bu coğrafyanın kimliğiyle büyümek, kültürüyle yoğrulmak istiyorlar.
Çünkü kendi geleceklerini başka devletlerin, atanmışların, yüksek egolu buyrukların belirlemesine isyan ediyorlar.

***

“İktidar”ın küçücük beyinleri ve deniz ötesinin aklı evvelleri hiç hesap etmeden yine başardı bu coğrafyanın kimliği ve kültürü etrafında genç nefesleri bütünleştirmeyi.
Ne zaman ki iflah olmaz bir inatla “Türkleştirmek” isterler bu yurdu, kendi sırtına eğreti bir ceketi zorla giydirmek isterler, benliğini içinden söküp almak isterler daha bir “buralı” olur ahali…
Daha bir yurdunu kucaklar.
Daha bir sevdasını kuşanır o zaman.


***

O melül günün akışında, şafak vaktinden gün batımının kızıllığına harika bir iş çıkardı gençler.
Çok az bir sürecine tanıklık ettim.
Ama festivallerde hissettim kendimi...
Pek çoğu kültür sanat derneklerimizden tanıdık yüzlerdi zaten...
Biliyorum, bu ülkenin en saf, en temiz, en güçlü örgütlenmesi onlar!

***

Bu ülkenin yarınının sahipsiz olmadığını gösterdikleri için onları daha çok sevdim...
Elbette her kalabalığı kendine yontmak isteyen fırsatçılar, kin ya da hınç kültürüyle farklı hesapların peşine düşen aşırı hırslar olacaktır...
Biliyorum ki bu çevrelerin çatışmacı dillerini kendi içinde eritecektir gençler, amacın saptırılmasına izin vermeyecektir.
Elbette ki böylesi kalkışmaların siyasallaşması çok daha farklıdır.
Kimi büyük değişimler için günlük isyanlar yetmez, büyük projelere ihtiyaç vardır.
Ama bu enerjinin ürettiği motivasyon, inanıyorum ki siyaseti de dönüştürecektir.


***

Sistemle uyumlaşma ya da aynılaşma, statükoyla barışma ya da yakınlaşma pratiğini de değiştirmelidir bu gençlik...
Nefret dilini örselemeli, sembollerin ve kutsalların kölesi olmamalı, bilgi temelli yürümeli, değerlere sarılmalıdır inatla...
İşte o zaman...
Kimse susturamaz şarkılarımızı, kimse dokunamaz danslarımıza...

Bu yazı toplam 3055 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar