1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. CTP’Yİ İZLERKEN…
CTP’Yİ İZLERKEN…

CTP’Yİ İZLERKEN…

Mağusa Namık Kemal Meydanı’nın fotoğraflarına bakıyorum. Sim TV canlı olarak verdi ama Türkiye’den izleme şansım olmadığı için izleyemedim görüntüleri. Elimde sadece birkaç fotoğraf var. Sıcacık, coşkulu, umut veren fotoğraflar. CTP güzel bi

A+A-

 

 

Mağusa Namık Kemal Meydanı’nın fotoğraflarına bakıyorum. Sim TV canlı olarak verdi ama Türkiye’den izleme şansım olmadığı için izleyemedim görüntüleri. Elimde sadece birkaç fotoğraf var. Sıcacık, coşkulu, umut veren fotoğraflar.

CTP güzel bir iş yaptı. Egemenlerin “derin dondurucuya atıverdik” diye sevindikleri halkın çözüm ve barış taleplerinin yeniden seslendirilmesine ön ayak oldu Mağusa’da. Bunun sürdürülmesi, günlük siyaset ne getirirse getirsin, CTP’nin ana mücadele hattını oluşturan barış ve çözümü dillendirmeye devam edilmesi gerekir.

Kim ne derse desin, Kıbrıslı Türklerin barışa ve çözüme ihtiyacı her zamankinden çok daha yakıcı bir ihtiyaç. Ve yine kim ne derse desin, Kıbrıs’taki barış ve çözüm mücadelesi CTP olmazsa olmaz…

Dikkatli okuyucu bilir ki Yeni Düzen’de yazarken CTP’ye ilişkin mesafeli bir dil kurarım. Tercihen CTP hakkında görüş belirtmekten de kaçınırım. Ama madem yeri geldi, bu kadar zamandan sonra CTP’ye dair birkaç cümle kurmamı yadırgamayacağınızı umut ediyorum:

Öncelikle CTP’den hazzetmeyen okuyucuyu öfkelendirmek pahasına şunu söylemeliyim: Bir Türkiyeli olduğum halde, kimi politikalarını desteklesem de kurulduğu günden beri AKP’ye oy vermedim ve vermem ama eğer bir Kıbrıslı Türk olsaydım CTP’li olur, CTP’ye oy verirdim.

Kıbrıs’ta hemen her siyasi görüşten dostum, arkadaşım var. Okumaktan çok dinlemeye ve gözlemlemeye dayalı Kıbrıs bilgilerimin tamamına yakınını bu arkadaşlıklardan edindim. Yakın temas kurduğum herkes bilir ki zaman zaman en ağır ifadelerle, hatta çoğu kez haddimi aşarak, sabırları zorlayarak eleştiririm CTP’yi. Bununla beraber, Kıbrıslı Türklerin ortak aklı ve vicdanı olarak gördüğüm tüm Kıbrıslı sol partiler gibi CTP’nin özel olarak sakınılması, pamuklara sarılması gerektiğini düşünürüm.

Açayım biraz bunu…

Sola yer biçilmeyen işgal rejiminin kurduğu siyasi düzenekte her şeye rağmen Kıbrıslı Türklerin barış, çözüm, sosyal adalet, demokrasi ve özgürlük taleplerini dillendiren birkaç parti ve örgüt büyük bedeller ödeyerek yaşamayı başardı. (CTP, tabiri caizse henüz “buralar dutlukken” kurulmuş, örgütlenmiş ve Kıbrıslı Türklerin sesi olmuş bir parti olarak, diğerlerinin arasında özel bir öneme sahip.)

Bu parti ve örgütlerin ideolojik duruşunu, söylemini, eylemlerini beğenmeyebilirsiniz. Ancak genel olarak sola, özel olarak solun renklerine ihtiyaç duyulan dünyamızda küçücük Kıbrıs adasının sesi, soluğudur bu parti ve örgütler.

Hiç birinden vaz geçilemez, bir tanesinin bile yokluğunun, eksikliğinin yeri doldurulamaz. Her birinin tek tek mücadelesi önemli ve saygıya değerdir.

Her biri kendi doğrusu doğrultusunda Kıbrıslı Türklerin daha özgür, daha adil, daha yaşanılası bir ülkede yaşaması için mücadele verir. Dolayısıyla yakınlığınız ve gönül bağınız hangisine olursa olsun, bir diğerini ötekileştirmeden, hemen her konuda eylem ve mücadele birliği yapmak zorunda olduğunuzu unutmadan, daha da önemlisi o olmadığı takdirde ne kadar büyük bir güç kaybına uğrayacağınızı aklınızdan çıkartmadan değerlendirmelisiniz tüm sol sosyalist parti ve örgütleri.

Baraka’nın “deli kanlı” gençlerinin olmadığı, Murat Kanatlı ve YKP’nin “cesur vicdanının” olmadığı, KSP’nin, BKP’nin inadının olmadığı, TDP’nin rengahenginden yoksun, CTP’nin o sokağa çıktığında herkesi harekete geçiren inançlı coşkusunun olmadığı bir Kıbrıs düşünemiyorum ben.

Tek tek isimlerini saymaya kalkarsam yerim yetmeyecek; Feminist solcuların, yeni yeni filizlenen eşcinsel hareketin, çevrecilerin olmadığı bir mücadele hattı düşünemiyorum.

Ortam’ın, Yeni Çağ’ın, Afrika’nın manşetlerini, köşe yazılarını en az Yeni Düzen’i takip ettiğim kadar dikkat ve zevkle takip ediyorum.

Birbirlerini ne kadar kıyasıya eleştirirlerse eleştirsinler bütün bu parti ve örgütlerin, grupların bir bütünün parçası olduğunu düşünüyorum: Daha özgür, daha yaşanılır bir Kıbrıs!

“Peki, ama neden CTP?” derseniz, katılın ya da katılmayın, ben CTP’nin bütün Kıbrıs solunun az önce saydığım renklerinin mükemmel bir bileşimi olduğuna inanıyorum.

İçinde ateşli sosyalistlerden, yeni sola, liberal solculardan sosyal demokratlara, solun hemen tüm renklerini barındıran lezzetli bir bileşim.

Bazıları bu “bileşimi” sol bir parti için tehlikeli ve kabul edilemez bir zaaf olarak görebilir. Ama bence CTP’nin kitlesel gücünü oluşturan şey tam da bu… Solun bütün renklerini barındırmayı bir zaaf değil zenginlik olarak görebilen bir CTP Kıbrıslı Türkler için de bir umut oluşturabilir.

Kıbrıslı Türklerin “ortak akıl ve vicdanı” CTP’yi de diğer sol sosyalist parti ve grupları da büyük savrulmalardan, hatalardan koruyabilme gücüne sahip. CTP ve diğerleri Kıbrıslı Türklerin “ortak akıl ve vicdanını” pusula olarak aldıkları sürece ve “ortak akıl” CTP ve diğer sol sosyalist partiler üzerindeki denetleyici gücünü koruduğu sürece endişeye mahal yok.

Mağusa Namık Kemal Meydanı fotoğraflarına bakarken sessizliği, yeterince muhalefet yapamaması, UBP’den farksız hale geldiği eleştirileriyle yerden yere vurulan CTP’nin herkesin umudu kestiği bir noktada nasıl umut filizlendirebilme kapasitesine sahip olduğunu dosta düşmana gösterdiğini düşünüyorum.

CTP’yi içeriden ve dışarıdan kim nasıl isterse eleştirsin ama bu “kapasitenin” farkına vararak ve bu “kapasiteyi” kaybetmenin nelere mal olacağını hatırlayarak…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1030 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler