1. YAZARLAR

  2. Fatma Azgın

  3. CTP’de sorun Ne?
Fatma Azgın

Fatma Azgın

Yazarın Tüm Yazıları >

CTP’de sorun Ne?

A+A-


UBP, TDP, DP’de yaşanan parti içi sorunlar kervanına CTP de katıldı. Şaşırmamak lazım. Çünkü sadece CTP’de değil her yerde sorun var.

En başta KKTC sorunlu. Ada sorunlu. İnsanları sorunlu. Türkler gibi Rumlar da sorunlu. Sosyal ve ekonomik yönden sıfır noktasına yaklaşılıyor.

Barış çalışmaları hocanımımız L. Diamond’un sözlerini anımsıyorum: “Bir ülkede toplumlararası çatışma varsa, bu çatışma toplumlara ve kişilere de sirayet eder. Çatışma ayna görevi görür.”

Kıbrıs’taki iç-dış sorunlar sistemseldir. Her şey birbirini etkiliyor. Yarım asır devam eden çözümsüzlük, önce siyaseti sonra ekonomiyi bozdu. Sosyal yapı çatladı, toplumlar ve bireyler kimlik değiştirdi.  Adanın gerçek sahipleri çatışma ortamından çıkıp barış yapmadıkça, toplumların huzur bulması, kalkınması imkansız görünüyor. Üstelik barış yapılsa dahi uzun sürecek bir iyileşme sürecine ihtiyaç vardır.

Toplumdaki ve CTP içindeki sorunları “sistemsel” deyip geçiştirmek niyetinde değilim. Tam tersi, olaylara genel bir tanı koyduktan ve bunu idrak ettikten sonra yöneticilerin ve insanların eldeki olanaklarla sorunları çözmeye çalışması gerektiğine inanıyorum.  Hiç olmazsa, bu kötü gidişi durduracak hamleler yapılmalı. Bu da siyasi partilerde ortak vizyon ve fikir birliğiyle ve dürüst yaklaşımlarla olabilir. Ancak, siyasi partilerimizde “sorun çözme” mekanizması çok zayıftır. Her kavga, yaklaşma yerine  uzaklaşma ile, konsensüs sağlama yerine parçalanma ile başlayıp bitiyor.

Bir partinin hem hükümette olması hem de bu sarmal içinde kıvranması toplumu yine “hiçlik” içine sokacak bir felaketi barındırıyor.
Sizden, hükümet olarak toplum sorunlarını biraz olsun rahatlatacak icraatlar beklenirken, olmuş bitmiş seçimlerin kavgasına tutuşacak, disiplin soruşturması raporunu içerden birileri aracılığıyla gazete veya şahıslara sızdıracaksınız!
Bu yetmeyecek, hükümetinizi yıpratmak için salvolar atılacak, yakın zamanda gerçekleşecek kurultay çekişmelerine girişeceksiniz!

Temmuz ayında yapılan seçimlerde, yurttaşın verdiği dersler unutuldu galiba! Hala daha seçim kaybedenler, kabahati partili arkadaşlarına yüklüyor. 
Bu hezeyan “disiplinsizlik” olarak adlandırılamaz. Bu tavır, toplum gibi siyasi partilere ve yetkililerine kadar  bulaşan “etik değer yoksunluğu”dan başka bir şey değildir.

Siyaset arenasında yaşanan bu “nefret ile yok etme” çabalarının artmasının başka nedenleri nedir?
Geniş bir değerlendirme yaparsak; sıfırı tüketmiş bir ülkede siyasetten başka hiç bir şey “fayda ve menfaat” sağlamıyor.Bu nedenle herkesin gözü siyasette. Partilere hücum ediyorlar. Giremezlerse partideki yakınlarını kullanmaya çalışıyorlar. Herkes mevki ve iş istiyor. Hükümet olan partilerin içi daha fazla kaynıyor. Çünkü “devlet” hala daha en fazla nemalanacak yerdir. İktidar hırsına çıkar elde etmek girince ne eski ahbaplıklar kalıyor ne de “yoldaşlık”.

Tüm siyasi partilerde “kimlik sorunu” yaşandığını söyleyebiliriz. Kağıt üstünde yazılan kimliklere değil uygulamalara ve tavırlara bakmak lazım. Gruplarda, STÖ’lerde, hele hele siyasal partilerde en bağlayıcı şey “ideal ve ideoloji” bütünlüğüdür. Bu değerlere sahip olunursa etik davranış sağlamak kolaylaşır.
CTP, Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra ideolojik konumunu belirleyemedi. Çok kapalı durumdan kurtulmak için “açıldıkça” kitle partisi haline geldi. Tam da bu yeni kimlik saptanınca parti tüzüğüne “sosyalist partiyiz” diye yazdırdı.
Toplum sorunlarına önerilen çözümlerde değil basit üyeler, yöneticiler dahi anlaşamıyor. Üst kademe yöneticilerinin neredeyse bütün derdi, bir grubu devirip diğer grubu parti iktidarına taşımak..
Çünkü ortak değerler, felsefe bütünlüğü kalmadı. O nedenle, çok eskiden CTP’de yapılan fikir, ideal tartışmaları yerini iktidar ve menfaat hırsına dönüştürmüş gibi görünüyor.
Bu aşamada, nasıl toparlanacakları konusunda fikir yürütmek çok zor. Beni en çok tedirgin eden şey partideki akıl mantığa sığmayan çekişmelerin ve basında yürütülen soğuk savaş taktiklerinin“istihbarat savaşları” izlenimi vermesi.
Yazık, çok yazık!!

Bu yazı toplam 2404 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar