1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. CTP-BG TEZLERİNDE ÖZERKLEŞTİRME
CTP-BG TEZLERİNDE ÖZERKLEŞTİRME

CTP-BG TEZLERİNDE ÖZERKLEŞTİRME

Aylardır süren ve geçtiğimiz hafta doruğa çıkan elektriğin özelleştirileceği konusunun yarattığı kriz en nihayetinde özelleştirme yerine idari ve mülki özerkleştirme çalışmalarının yapılacağı hükümet tarafından resmi gazetede yayımlanınca şimdilik durdu g

A+A-

 

 

 

Aylardır süren ve geçtiğimiz hafta doruğa çıkan elektriğin özelleştirileceği konusunun yarattığı kriz en nihayetinde özelleştirme yerine idari ve mülki özerkleştirme çalışmalarının yapılacağı hükümet tarafından resmi gazetede yayımlanınca şimdilik durdu gibi. Şimdilik durdu gibi diyorum çünkü bu ülke son 2.5 yılda hiç görmediği ve duymadığı kadar yalan politikalara şahit olmuş ve UBP hükümeti toplum nazarında güvenirliğini kaybetmiştir. Hatırlanacağı üzere aynı UBP KTHY’nin de özelleştirilmeyeceğini söylemiş ve bu sözünde de durmuştur ama bu kez de KTHY’yi ortadan kaldırmıştır!

Özerkleştirme konusuna gelince, CTP-BG bundan tam bir yıl önce özelleştirme yerine özerkleştirme yapılmasını gündeme getirmekle kalmamış, bunu politik tezlerine kurultay kararları ile de yazdırmıştır. İş ki bu konuda toplumsal duyarlılığın yükseltilmesi ve artık toplumun özne olma noktasında ileri adımlar atmasıdır.

CTP-BG’nin 20 Şubat 2011 tarihinde kabul ettiği politik tezlerinde, gerek Kıbrıs Türk ve Rum halklarını, gerek Kıbrıs’ta yaşayan diğer toplumları ve gerekse de dünya halklarını, Kıbrıs’ta yaşayan toplumların yapılarının dönüştürülmesi, ekonomilerinin geliştirilmesi, Kıbrıs’taki tüm sorunların anası olan Kıbrıs sorununa Birleşik Federal Kıbrıs zemininde çözüm bulunması mücadelesine katkı koymaya ve birlikte mücadele etmeye davet etmektedir.

CTP-BG, 20 Şubat 2011 tarihli tezlerinde ayrıca, insanı merkezine alıp özne yapan demokratik ve özgürlükçü sosyalist değerlerden hareketle, eşitlikçi, özgürlükçü, dayanışmacı, barışçı, adalete, demokratik hukuk devletine, sosyal devlet anlayışına, insan haklarına ve Avrupa sosyal şartına bağlı bir parti olarak bu ilkelerin hayata geçirilmesi konusundaki kararlılığını vurgularken, günümüz koşullarında artık Kıbrıslı Türklerin kendi yurtlarında özne olmalarının ve kendi kendilerini yönetmelerinin yaşamsal önemini ve toplumsal varlığımızı geleceğe taşımanın da önemini belirtmektedir. 

CTP-BG 20 Şubat 2011’de kabul ettiği politik tezlerinde, Birleşik Federal Kıbrıs çözümünün yanı sıra, toplumumuzu geleceğe taşıyabilecek bir ekonomik yapılanmayı varoluş mücadelesinin vazgeçilmez bir unsuru olarak da gördüğünü, bunun için statükonun ürettiği devlet kapitalizmine dayandırılmış ekonomik sistemin acilen dönüştürülerek Kıbrıs Türk emek ve sermayesinin gelişimi ve üretim araçlarının toplumsallığı temelinde tüm kamu ve özel kuruluşların verimlilik esasına bağlı olarak faaliyetlerini sürdürebilmelerinin ve bu hedef doğrultusunda çalışanların hak ve menfaatlerinin azami düzeyde korunacağı uygulamaların yaşama geçirilmesinin önemini de vurgulamaktadır. CTP-BG’nin hedeflediği düzenin ve mücadele alanlarında ulaşılmasına çalışılan her kalenin temel öznesinin insan olmasından hareketle, çalışan insanların çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirme, işsiz insanlara iş koşulları yaratma çabaları sürdürülürken, toplumsal varoluşumuzun sürmesi amacı ile verilen mücadeleye katkı ise olmazsa olmazdır.

CTP-BG, küresel düzeyde ekonomik değişimin bir boyutu olarak karşımıza çıkan özelleştirmeyi (Kıbrıslı Türkler özellikle de küreselleşmenin getirilerinden kendine münhasır statüsüzlüğünden dolayı kısıtlı düzeylerde faydalanabiliyorken) gözü kapalı savunulabilecek bir uygulama olarak algılamamaktadır.  CTP-BG, Kıbrıs’ın kuzeyindeki sorunsalların da ötesinde, özelleştirme uygulamalarının tüm dünyada olduğu gibi Kıbrıs’ın kuzeyinde de özellikle çalışan kesimler açısından ciddi riskler içermekte olduğunun da bilinciyle bu olguyu ele almaktadır. Diğer taraftan, örneğin eğitim ve sağlık alanlarında kamuya ait kurumların özelleştirilmesinin sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmadığını belirten CTP-BG, bu türden kamu kurumlarının etkililiğini, verimliliğini ve kalitesini artırarak benzeri kurumlarla rekabet edebilir bir düzeye ve duruma getirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Bu türden kamu kuruluşlarının özelleştirilmesine dün olduğu gibi bugün de karşı duran CTP-BG bu kurumların bazı hizmetlerinin özelleştirilmesini daha iyi, daha kaliteli ve daha sürdürülebilir bir hizmet verme anlayışı açısından uygulanabilir bir yöntem olarak görmektedir.

CTP-BG, 20 Şubat 2011 tarihli politik tezlerinde enerji sektöründe de özelleştirme yaklaşımının ülkemiz için sakıncaları olduğunu, bunun yerine özerkleştirmenin hayata geçirilmesi gerektiğini, zorunluluk hallerinde ise tekel yaratmanın önüne geçmek şartı ile, enerji sektöründe de eğitim ve sağlıkta olabileceği gibi, özelleştirme yerine ancak yalnızca bir kısım uygun olabilecek hizmet alanlarında rekabete uygun olan koşullar sağlanması durumunda belki özel sektörden hizmet alma yollarına gidilebileceği üzerinde durulabileceğini belirtmektedir. 

Bununla birlikte içinde bulunduğumuz koşullarda ülkemizde özelleştirme adı altında gündeme getirilebilecek olası yanlış uygulamaların, olumlu sonuçlar doğurma açısından küresel gelişmelerle paralellik arz etmeyeceği tespitini de yapan CTP-BG, bu olası yanlış uygulamalarla Kıbrıslı Türk emek ve sermaye birikimlerinin varlığı ve etkinliğinin risk altına girebileceği endişesini taşıdığını ilave etmektedir.

CTP-BG’nin insan ve toplum adına vurguladığı bu hassasiyetleri, Kıbrıs’ın kuzeyinde gündeme gelebilecek bazı özelleştirme uygulamalarında, her bir kurumun kendi durumunun her yönden detaylı bir şekilde incelenmesinde ve toplumsal çıkarlarımıza halel getirilmeksizin, söz konusu uygulamaların yaşama geçirilmesinde hepimize sorumluluk yüklendiği şeklindedir.

CTP-BG’nin her şeye karşın KIB-TEK’in, Telekomünikasyonun, Hava ve Deniz Ulaşımının, Kooperatif ve Kamu Bankalarının, Su ana kaynaklarının ve benzeri temel kurumlarımızın özelleştirilmesine ve taşeron eliyle çalıştırılmasına karşı olduğu ve bu kurumlarımızın ancak özel sektör paydaşlarıyla birlikte daha verimli hale getirilip insanlarımıza daha iyi hizmet götürmeleri konusunda yapılabilecek çalışmalara mülkiyet ve ana hizmetleri kamunun elinde kalacak şekilde destek verilebileceği, esas olanın özelleştirme yerine özerkleştirmeyi gündeme getirmek ve hayata geçirecek yöntemler bulmak olduğu bilinmelidir.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1125 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler