1. YAZARLAR

  2. Sami Özuslu

  3. Çözümün şifreleri
Sami Özuslu

Sami Özuslu

Yazarın Tüm Yazıları >

Çözümün şifreleri

A+A-

"Kıbrıs'ta nihayet bir çözüm olacak mı?" sorusunun yanıtı kimsede yok.
Oysa tarihte epey 'ilkler' yaşandı son müzakere sürecinde ve gerçekten de adayı paylaş(amay)an iki toplumda tavan ve taban bakımından son derece iyi bir zemin yakalandı.
Buna karşın hala pürüzler ve belirsizlikler var.
İki liderin masa başında ulaştığı olumlu noktaların yanı sıra henüz halledilmesi gereken konular listesi bitmiş değil.
Toprak bitmedi. Haritalar teati edildi ama her iki taraf da 'karşıdakinin asla onay veremeyeceği' birer çizim sundu.
Mülkiyet bitmedi. Kriterle konusunda hala uzlaşılamamış mevzular var. 'Duygusal bağ' bunlardan biri mesela...
Güç paylaşımı ve yönetimde çok büyük bir sıkıntı olmamakla beraber, 'her konuda uzlaşılmadan hiçbir konuda uzlaşılmış sayılmaz' prensibi nedeniyle yine de sıkıntı çıkma ihtimali var.
Ekonomi başlığında da büyük sorunlar yok, hatta müzakereciler ve ekipleri geçen günlerde Londra'da birlikte bir çalışmaya katıldılar.
İşin özeti, iki toplum lideri arasında işler iyi gidiyor.
*  *  *
Adadaki taraflar müzakere masasında çözüme gittikçe yaklaşıyor ama iki önemli tehdit var.
Bunlardan biri zaman...
Diğeri ise garantörlerin halletmesi gereken işler. Yani garantiler ve güvenlik.
Zaman ciddi bir tehdit. Geçip giden her dakika 'çözümsüzlüğün kalıcılaşması' riskini yakınlaştırıyor.
Biz çözümü bekliyoruz ama dünya, bölge ve hatta iç politika beklemiyor.
Güney'deki Başkanlık seçimi için start henüz verilmedi. Verildiği andan itibaren müzakere masası çökebilir. Özellikle Kıbrıs Türk liderliği bundan tedirgin. Akıncı Haziran'dan sonrasını 'zor zanaat' olarak algılıyor.
Yani önümüzde kritik birkaç ay var.
Bu süre içerisinde çözüme daha da yaklaşmak kadar uzaklaşmak da mümkün.
Biraz da bu yüzden, Kıbrıs'taki taraflar garantörlere "Mart başında 5'liye devam edelim"' çağrısı yaptı. Eide şimdi başkentleri gezerek garantörleri bir aya kadar toparlamaya çalışıyor.
Zaten 'ikinci tehdit' de garantörlerin ta kendisi!..
*  *  *
Türkiye referanduma hazırlanıyor. Anketler Erdoğan ve AKP için işin kolay olmayacağını söylüyor. Bu da TC için çok daha fazla iç politikaya saplanmak demek. Çok daha fazla gerilim demek. Bu ortamda 'milli dava' denilen Kıbrıs'ta radikal adım atmak mümkün mü?
Gerçi Ankara yönetimi bu yöndeki kaygılı sorulara karşılık "Yola devam" diyormuş ve müzakerelerin ya da 5'li konferansın ertelenmesini talep etmiyormuş. Ama acaba gerçek durum öyle miymiş, kimse emin olamıyor.
Yunanistan'da da garip durum devam ediyor. Kocias başka, Tsipras başka konuşuyor, farklı davranıyor.
Ege'nin iki yakası son dönemlerde enteresan biçimde geriliyor. Sanki 1990'lı yıllar öncesine dönüş var havası esiyor. Kardak, karşılıklı açıklama krizleri falan yaşanıyor.
Son 20 yılda inanılmaz biçimde ilişkilerini geliştiren iki ülke gerçekten mi geriliyor, yoksa Kıbrıs'ta çözümden uzak durmak için 'danışıklı dövüş' mü sahneleniyor, kesin değil.
Bir de '4 özgürlük' meselesi var. Türkiye olası çözümde Kıbrıs'ta 'tam AB üyesi' gibi muamele istiyor. Oysa bunu kimseye kabul ettirmek mümkün değil. Kıbrıslı Türkler de dahil. Bununla birlikte TC ile Federal Kıbrıs arasında Gümrük Birliği'nin ve de Ankara Protokolü'nün uygulamaya gireceğini de unutmamak lazım. Lakin Türkiye'nin Kıbrıslı Türkleri rehin alacak şekilde bir tavır içine girip '4 özgürlüklerden ne koparırsam kardır' mantığıyla hareket etmesi müzakerelere darbe vurabilir.
*  *  *
Dış dinamiklere müdahil olabilme ihtimalimiz yok kuşkusuz.
Ama ortada aleyhe işleyen ve belki de statükoyu ilelebetleştirecek bir momente doğru gidişat varken, iç dinamiklerin ne yapacağı hayati önem taşıyor.
Belki de gerçekten 'son düzlüğe' girdik.
Ve bu son virajda çözüm isteyen ve gerçekten çaba sarf eden Akıncı ve ekibi, hükümeti paylaşan iki ortak tarafından yaylım ateşine alınmış durumda.
Akıllarının bir köşesinde 2020 seçimlerinde 'sağın Cumhurbaşkanı' olabilme hayali var UBP ve DP liderlerinin ama Akıncı'yı ve de çözüm çabalarını provoke etmeye dönük girişimlerine karşı çözüm güçlerinin farklı bir tutum içine girmesi gerekiyor.
Bir yandan içerideki 'çözüm korkutucuları'na karşı toplumun doğru bilgilerle enforme edilmesi, diğer yandan da Kıbrıs Rum Toplumu'yla olabildiğince geniş tabanda köprüler kurulması lazım.
Siyasi partiler, sivil örgütler, basın ve tek tem bireylerin yapabileceği çok iş var bu dönemde.
Barışın altına herkes bir odun atsa, o ateş bu adayı ısıtır.

Başkaları gölge etse de!..

Bu yazı toplam 907 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar