1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'ÇÖZÜMÜN ÖNÜNDEKİ TEK ENGEL: SİYASİ ERK'
ÇÖZÜMÜN ÖNÜNDEKİ TEK ENGEL: SİYASİ ERK

'ÇÖZÜMÜN ÖNÜNDEKİ TEK ENGEL: SİYASİ ERK'

DEV-İŞ, Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son aşamayı değerlendirdi:'ÇÖZÜMÜN ÖNÜNDEKİ TEK ENGEL: SİYASİ ERK'

A+A-

 

 

DEV-İŞ,  Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son aşamayı değerlendirdi.

DEV-İŞ Dış İlişkiler Sekreteri Koral Aşam imzasıyla gönderilen açıklamanın tam metni şöyle;

Kıbrıs sorunu mevcut durumu ile tüm kesimleri olduğu gibi, emek kesimlerini de yakından ilgilendirmekte ve negatif etkilemeye devam etmektedir. Kıbrıs sorununun bugünkü durumu yalnızca emek kesimlerini değil, tüm toplumun varlığını tehdit eder noktaya gelmiştir. Mevcut Statükonun kurulduğu günden bugüne, sürdürülebilirliği olmadığından ötürü, sürdürebilme çabaları bize yalnızca SİYASİ İRADESİZLİK ve bununla birlikte bir TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ dayatmıştır. Statükonun devamı ancak ve ancak bu TOPLUM MÜHENDİSLİĞİNİN tamamlanması ile sonuçlanacaktır.

İşte tamda bu endişelerden ötürü DEV-İŞ kurulduğu günden bugüne her zaman Kıbrıs’ta iki toplumlu iki bölgeli bir federasyonu savunmuş ve bu yönde çaba sarf etmiştir. Kıbrıs’taki tüm ilerici barış güçlerinin bu çabaları sayesinde 11 Kasım 2002 tarihinde ANNAN PLANI hazırlanmış ve o dönemdeki siyasi elitlerin tüm karşı çıkışlarına rağmen 24 Nisan 2004’te barış görüşmelerinin başlangıç tarihi olan 1968’den bu güne barışa hiç bu kadar yaklaşılmamıştı. Ne yazık ki bu planda bizi barışa yaklaştırmış fakat sebebi ne olursa olsun kavuşturamamıştır.

Referandum sonrası Kıbrıs sorununda farklı bir aşamaya gelinmiş, görüşmelerde TALAT DÖNEMİ başlamıştır. TALAT neredeyse tüm barış güçlerinin desteğiyle masada idi, fakat 3 yıl süreyle karşısında görüşme yapacak muhatap bulamadı. Hristofyas’ın güneydeki seçimleri kazanmasıyla birlikte İki lider arasında varılan prensip anlaşmaları “tek uluslar arası kimliğe sahip, tek egemenlikli ve tek yurttaşlığı olan siyasi eşitliğe ve iki oluşturucu devlete dayalı çift bölgeli çift toplumlu federal çözüm çerçevesinde 2008 tarihinde görüşmeler yeniden başlamış ve barış güçlerinin umutları yeniden yükselmiştir. Taraflar arasında toprak ve garantiler konusu hariç (sona bırakılmıştı) diğer tüm doktalar da kayda değer yakınlaşmalar sağladılar. Gelinen o aşamada, Kıbrıs sorununun başlangıç sebebi olan “Yönetim ve Güç paylaşımı” konularında varılan tüm yakınlaşmalar yanında, Hristofyas’ın çapraz oy’u gündeme getirmesiyle dönüşümlü başkanlıkta Talat tarafından gündeme getirilmiş ve bu noktada tıkanılmıştı. Fakat tıkanıklık çok geçmeden Kıbrıs Türk tarafınca hazırlanan bir paketle madde madde görüşülerek üzerinde hemfikir olunmuş ve herkesin hatırlayacağı üzere bu yakınlaşmalar BM kayıtlarına da girmişti.

Durum bu iken, kuzey Kıbrıs’ta yeniden seçim zamanı gelmiş ve bilinen sebeplerden ötürü Eroğlu seçimi kazanmıştır. Eroğlu’nun propaganda döneminde de üzerinde sıklıkla durduğu gibi Talat’ın sağladığı yakınlaşmalar hep taviz ve geri alınması gereken haklar olarak dillendirilmiş ve aslında BM belgesi de olan anlaşmalardan vazgeçileceği yani Federasyon zemininde bir görüşme sürdürülmeyeceği açıkça söylenmişti. Eroğlu görüşmelere (masadan kalkan taraf olmamak adına) Talat’ın bıraktığı yerden sürdürme garantisi vererek başlayacağını deklare etti. Fakat sürecin aslında bu şekilde işlemediğini Hristofyas ve Downer’la yapılan toplantılar sonrasında teyit etmiş durumdayız.

Gelinen bu noktada Eroğlu çözüm bulmak için görüşmüyor, görüşmeleri suçlu taraf olmadan masadan kalkmak adına sürdürüyor ki, Eroğlu’nun yapığı tüm açıklamalarda, birbirlerini suçlamaktan ve varılan yakınlaşmalar yerine BM kayıtlarında da mevcut olan yakınlaşmalar üzerinde anlaşmanın mümkün olmadığını söylemekten başka bir şey yapmıyor.

Eroğlu’nun bu niyeti ve tarzı kamuoyu nezdinde gözlemlenirken, GREEN TREE’de Eroğlu BM tarafından kendisinden istenilen her şeye tamam deyip, Kıbrıs’ta gereklerini yerine getirmeyerek masada anlaşmanın mümkün olmadığının artık görüldüğünü ve BM’ninde bunu sonunda fark ettiğini ve görüşmelerin sonlandırılacak oluşunu hem kendi hemde basın sözcüsü dillendirmektedir.

Tüm bunların yanında, ne üzücüdür ki Downer’la yapılan son toplantıda da, verilen bilgi, görüşmelerde Downer’ın deyimi ile “5 to Midnight” GECE YARISINA BEŞ VAR.

Downer bu tanımı koyduktan sonra kısaca şunu söylüyor, görüşmelerde teknik olarak aşılamayacak hiçbir şey yok eksik olarak tanımladığı tek şey ise “SİYASİ ERK”.

 Görüşme masasının durumu bu iken, DEV-İŞ olarak biz Eroğlu’nun siyasi duruşunu gözlemleyerek, tam da Downer’ın tanımladığı şekilde masanın çökeceği tespitini yapıyor ve mevcut statüko’nun bizi şu an getirdiği ve vardıracağı son noktayı da görerek endişeleniyoruz.

Ama umutsuz değiliz, umudumuz Rant peşinde koşmayan, sahip olduğu sınıfsal bilinçle, geleceğinin çözümde olduğunu bilen ve bunun için mücadele eden emekçi halktadır.

Çağrımız ise, görülen sona ulaşmamak için her iki topludaki barış sever, ilerici örgütlerin her zaman olduğu gibi barış mücadelesinden vazgeçmemeleridir. Mutlaka kazanacağız, çünkü HAKLIYIZ.

 

 

 

            

  

Bu haber toplam 559 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler