1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Çözüme gidilemeyeceğini görmek...
Çözüme gidilemeyeceğini görmek...

Çözüme gidilemeyeceğini görmek...

Görüşmeler devam ediyor. İki lider “ciddi ciddi, hem de hızlanmış biçimde” BM gözetimindeki toplumlararası görüşmeleri sürdürüyor. Maalesef iki liderin de hedefi çözüm değil. Asıl amaçları çözümsüzlüğün sorumlusu olmamaktır. Bu nedenle gö

A+A-

 

 

Görüşmeler devam ediyor.

İki lider “ciddi ciddi, hem de hızlanmış biçimde” BM gözetimindeki toplumlararası görüşmeleri sürdürüyor.

Maalesef iki liderin de hedefi çözüm değil.

Asıl amaçları çözümsüzlüğün sorumlusu olmamaktır.

Bu nedenle görüşmelere, görüşme değil karşı tarafı suçlama oyunu demek daha doğru olur.

Buna rağmen iki lider de gerçek niyetlerini söylemeden çözüm için çalıştıklarını söylemektedir.

Eroğlu seçimden önce söylediklerini bir çırpıda unutarak “Talat’ın bıraktığı yerden devam” demiş ve gerçekten de devam eder görünmüştür.

Halbuki ne görüşme süreciyle ilgili, ne de süreçte konuşulan detaylarla ilgili çok fazla bir katılımı görülmemiştir.

Bu konuda iddialı olduğu da söylenemez.

Buna rağmen özellikle ilk günlerde suçlanmamaya fazla özen göstermekte ve basına çok fazla konuşmamaktaydı.

Ama giderek bundan vazgeçti.

Bir süreden beri hem konuşmaya, hem de olumsuz tablolar çizmeye özen gösteriyor.

Geçtiğimiz günlerde Eroğlu yine bir kabulünde “Ocak ayında, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un adada çözüme gidemeyeceğini göreceğini ve gerekli adımları atacağını düşündüğünü” söyledi.

Bu söylem dünün söylemidir.

Eroğlu göreve başladığı günlerde basına birşey söylememek için çok fazla konuşmamaya dikkat etmekte, konuşurken de buna daha çok özen göstermekteydi.

Artık bundan vazgeçti.

Dünün alışık olduğu söylemleri, özellikle kendi taraftarlarını kabulünde  tercih etme cesaretini göstermesinin nedeni nedir?

Neden Eroğlu 1.5 yıl sustu da ansızın eski söylemleri tekrarlamaya başladı?

Bence Eroğlu TC yetkililerinin eski söylemleri içeren açıklamalarından cesaret alıyor.

Onlar AB’ne dönük sert açıklamalar yaptıkça Eroğlu da çözüme dönük olumsuz açıklamalar yapmaktan çekinmez.

Düşünün görüşmeleri sürdüren ve kendisinden çözüm beklenen bir lider kendi yandaşlarından oluşan bir heyeti kabulünde “merak etmeyin Ocak’ta BM Genel Sekreteri de çözüme gidemeyeceğini görecek ve gerekli adımları atacak” diyor.

Peki sormazlar mı kendisine “siz çözüme gidilemeyeceğini kanıtlamak için mi masada oturuyorsunuz” diye.

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon süreçten memnun değil.

Bunu her fırsatta dile getirmiyor ama davranışlarıyla gösteriyor.

Gidişattan memnun olmadığı için liderleri 1 yıl içinde tam 4 kez 3’lü zirveye davet ederek hepsinde serzenişte bulundu.

Daha doğrusu hızlı ve verimli çalışmadıkları için fırçaladı.

Son buluşmada onlara yine 2, 2.5 aylık bir süre vererek 24 Ocak 2012’ye yeni bir Newyork daveti yaptı.

Buradaki açıklamasında “End Game”den bahsetmiş ve “o güne kadar iç sorunlara çözüm bulursanız ben de en kısa zamanda uluslararası konferans toplanması çağrısı yaparım” demişti.

End game’den bahsetmesi çözümsüzlük yanlılarını “hah işte Genel Sekreter de son oyun dedi, demek ki Ocak’ta çözüm oldu oldu, olmadı herkes kendi yoluna diyecek” diye sevindirdi.

***

Bu şartlarda Ocak zirvesi başarılı olabilir mi?

Karşılıklı suçlama oyunu 40 yıldır devam ediyor.

Bu oyun kimseye birşey kazandırmadı.

Bu oyundan ne 1974 öncesi çözüm istemediği için işleri sürekli yokuşa süren Rum tarafı, ne 1974’den sonra elde ettiği avantajları terketmek istemediği için zamana oynayan Türk tarafı ve ne de 2004’te AB üyesi olan ve yakında AB dönem başkanlığını da üstlenecek olan, bu nedenle de referandumda hayır diyerek yeniden zamana oynayan Rum tarafı bugüne kadar hiçbir kazanım elde etmemiştir.

Bu oyun bugüne kadar yalnızca adamızdaki bölünmüşlüğün kalıcılaşmasına yardımcı oluyor.

Soruna bu ada hepimizindir ve ortak yurdumuzda Türk ya da Rum değil, insan olarak barış ve huzur içinde yaşamak diye bakmadan yaşayabilir bir çözüm bulamayız.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1027 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler