1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Çözüm ve demoktarikleşme sürecinin etkileri...
Çözüm ve demoktarikleşme sürecinin etkileri...

Çözüm ve demoktarikleşme sürecinin etkileri...

Dünkü yazımdan devamla şunu daha bir açık ortaya koymakta yarar var. Kıbrıslı Türk halk hareketinin Kıbrıs’ta “statüko”ya karşı verdiği mücadele ve elde ettiği sonuçlar, Türkiye’de AKP tarafından sürdürülen sivilleşme projesinde ön

A+A-

 

 

Dünkü yazımdan devamla şunu daha bir açık ortaya koymakta yarar var. Kıbrıslı Türk halk hareketinin Kıbrıs’ta “statüko”ya karşı verdiği mücadele ve elde ettiği sonuçlar, Türkiye’de AKP tarafından sürdürülen sivilleşme projesinde önemli siyasi bir  rol oynamıştır.

2004 Referandum sonuçları ile 2005 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden Avrupa Birliği ve çözümü destekleyen güçlerin zaferle çıkması, Türkiye’de AKP ile Ergenekon örgütü arasındaki kavgayı doğrudan etkilemiştir.

Bahsettiğim dönemde görev yapmış üst düzey askerlerin, KKTC’de beklemediğimiz bir mevzi kaybettik, bunun hesabını hem Türkiye’de hem de burda soracağız yönündeki ifadelerine pek çok kez tanıklık edildi.

Pazar günü YENİDÜZEN’de yayınlanan açıklamasında emekli Albay Halil Sadrazam’ın, Genel Kurmay Başkanlığı görevinden geçtiğimiz günlerde istifa eden dönemin Kolordu Komutanı Orgeneral Işık Koşaner’in “Annan  Planı kabul edilirse ben de buradan kolordumu çekmem, kalır savaşırım” görüşü de çok önemlidir.

2004 yılında verilen mücadele Kıbrıs Türk halkının varlığının tarihsel kanıtı olma yanında, demokratikleşme ve sivilleşme hareketi olarak gerek yerel gerekse bölgesel ölçekte etkisi azımsanamayacak bir sonuç üretmiştir.

Eğer 2004 referandumu Kıbrıslı Rumların  da “evet”iyle olumlu sonuçlanmış olsaydı Türkiye bugün AB üyeliği sürecini tamamlamış, demokratikleşme hamlesinde çok daha ileri bir noktada olmuş olabilecekti.. Kıbrıslı Türklerin AB üyesi bir devletin yönetimine ortak olması ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin AB sürecinde rahat yol almasını sağlayacaktı.

Bu durumda Kıbrıslı Türk çözüm yanlısı güçlerin cesaretli ve kararlı adımlarının, Kıbrıslı Rumlar tarafından kesilmiş olması, demokrasi, çözüm ve Avrupa Birliği konusundaki ortak düşüncelerinden vazgeçtikleri anlamına gelmediğini ve bu kararlılığın, Türkiye’nin AB konusundaki “belirsiz ve isteksiz” tavrı ile çeliştiğini de not etmemiz gerekmez mi?

Dün Türkiye hükümeti tarafından alkışlanan Kıbrıslı Türk hareketinin asli unsurları, temel güçlerinin bugün anlaşılmama çabası iyi değerlendirilmelidir.

Makro düzeyde, KKTC’deki siyasi yapının sürdürülebilir olmadığından hareketle çözüm talebini sürekli önde tutmak, UBP’nin ekonomik baskı ve dayatmalarına karşı duruş sergilemek yine aynı siyasi hareketin uzantısıdır.

Kıbrıslı Türk halkının çözüm istenci, haklılığı, öne çıkışı ve kendini duyuruşu yüzde altmış beş düzeyinde oy veren her bir Kıbrıslı Türk’ün iradesi ile gerçekleşmiştir.

Ekonomik yapının reforme edilmesi ve Kıbrıslı Türklerin çözüme dek, siyasi iradelerinin garp edilmesine karşı durması için ödenecek ekonomik bedele hiç kimsenin en küçük bir itirazı yoktur.

Yeter ki, ekonomik kaosa sebebiyet vermeyecek bir düzenleme yapılsın. Kıbrıslı Türklerin değerleri yok edilmesin! Yeter ki çözümün önü kesilmesin ve Kıbrıslı Türklerin kimliği, varlığı korunsun!

 

 

 

 

Bu haber toplam 526 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler