1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. “Çözüm odaklı yaklaşım” şart!
“Çözüm odaklı yaklaşım” şart!

“Çözüm odaklı yaklaşım” şart!

Milletvekili ve parti temsilcileri, oluşacak hükümet modelinin olası Kıbrıs müzakereleri açısından önemini YENİDÜZEN'e yorumladı

A+A-

 

CTP Mağusa Milletvekili Asım Akansoy,  ülkede kurulacak yeni hükümetin ileride olası Kıbrıs müzakereleri açsından da önemli olduğuna işaret ederek, çözüm karşıtı, çatışma politikası içeren söylemleri ortadan kaldıracak, ortak değerler üreten bir bakış açısıyla toplumun Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik yeni bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Hoşkara, çözüm karşıtı söylem geliştiren, uluslar arası hukukun dışında tavırlar içine giren bir hükümetin şuanda kuzeydeki yapının zor duruma düşmesini sağlayabileceğini aktardı.

 

Didem MENTEŞ

Kıbrıs’ın kuzeyinde kurulacak yeni hükümet modelinin ileride olası Kıbrıs müzakereleri açısından ‘önemli’ olduğuna dikkat çekildi.

“Çözüm karşıtı söylemler” açısından Ulusal Birlik Partisi’nin içerisinde olabileceği bir hükümet modelinin, uluslararası alanda kuzeydeki içyapıyı zora sokacağını düşünen bazı parti yetkilileri, Kıbrıs sorunun çözümüne yönelik bir yaklaşım oluşmasına dikkat çekti.

YENİDÜZEN, oluşacak hükmet modelinin olası Kıbrıs müzakereleri açısından önemini Cumhuriyetçi Türk Partisi Mağusa milletvekili Asım Akansoy ve Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Hoşkara’ya sordu.

Akansoy: “Kıbrıs sorunun çözümüne yönelik yeni bir yaklaşıma ihtiyaç var”

CTP Mağusa milletvekili Asım Akansoy,  ülkede kurulacak yeni hükümetin ileride olası Kıbrıs müzakereleri açsından da önemli olduğuna işaret ederek, çözüm karşıtı, çatışma politikası içeren söylemleri ortadan kaldıracak, ortak değerler üreten bir bakış açısıyla toplumun Kıbrıs sorunun çözümüne yönelik yeni bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Akansoy, buna bağlı olarak Ulusal Birlik Partisi’nin olası koalisyonunun oldukça maceracı, toplumu geren ve toplumu bölen bir hükümet olacağına dikkat çekerek, Kıbrıs Türklerin yeniden toplumsal varlığını tesis edecek, toplumu rahatlatacak, refah düzeyini yükseltecek yeni bir döneme kapı açılması gerektiğini belirtti.

Hoşkara: “Çözüm karşıtı söylemler iç yapıyı zorlaştırır”

Ülkede kurulacak herhangi bir hükümetin Kıbrıs müzakerelerin gidişatını değiştirmeyeceğini düşünen Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Hoşkara, halk iradesinin çözümden yana olması noktasında çözüm sürecini yürütmek için Cumhurbaşkanının varlığının yeterli olacağını dile getirdi. Hoşkara, ancak çözüm karşıtı söylem geliştiren, uluslar arası hukukun dışında tavırlar içine giren bir hükümetin ise şuanda kuzeydeki yapının zor duruma düşmesini sağlayabileceğini aktardı.


CTP Mağusa milletvekili Asım Akansoy:
“İhtiyaç duyulan yeni süreç içerisinde Kıbrıs sorunu da önemlidir”

CTP Parti Meclisi üyesi ve Mağusa milletvekili Asım Akansoy, “UBP ne yazık ki son 19 ayda Kıbrıs Türk toplumuna ciddi anlamda zarar verdi. Bizim tüm uyarılarımıza tüm yapıcı görüşlerimize rağmen Kıbrıs Türk toplumunun sesini, sorunlarını dikkate almadı, ‘ben yaparım olur’ mantığıyla hareket etti ve büyük demokratik, sosyal yaralar açtı. Tüm uyarılarımıza rağmen, CTP’nin, TDP’nin ve DP’nin bu yöndeki çağrılarına rağmen sayın Başbakan bütçenin geçirilmesi konusunda adım atmamayı tercih etti. Arazi peşkeşi, kırsal kesim arazileri konusundaki yasa tanımaz pervasız tavırları ve vatandaşlık konusundaki haddini aşan partizanca tutumu affedilemez. 7 Ocak erken genel seçimlerini bu toplumun büyük çoğunluğun UBP’ye karşı duruşu olarak da okumak gerekir. Çünkü UBP o denli yandaş politikası izledi ki, bu sonuçları düz okumak ya da daha doğrusu bu sonuçlarda birinci partisi çıkmasına dikkat etmek bizi yanlış bir değerlendirmeye sokar. Bu sonucu “bu şartlarda” bir veri olarak kabul ederiz, o kadar. Ancak dediğim gibi, farklı bir bakış açısıyla okunduğunda, toplum çoğunluğunun UBP’ye karşı bir duruşu olduğu açık ve nettir” dedi.

“2018 sürecinin bütçesiz, sıkıntılara geçirilmesi yüksek olasılıktır” diyen Akansoy, “Ekonomik anlamda zaten döviz karşısında gerileyen bir alım gücü var. Ekonomik anlamda yapılacak çok şey, atılacak çok adım var. Her geçen ay insanların alım gücü eriyor. Buna acil çare üretilmesi gerekir. Orta sınıfın eridiği, toplumun ciddi bir fakirleşme ile karşı karşıya kaldığı, küçük bir azınlığın ise, kayıt dışılıktan kaynaklanan nedenlerle korkunç bir zenginlik içerisinde olduğu açıktır. Bunun yanında toplumun adalet duygusu ciddi anlamda yaralanmıştır. Esas mesele yeni dönemde toplumun yeniden motivasyon kazanacağı, toplum bilincinin ayağa kalkacağı ve siyasete güven duygusunun tazeleneceği bir dönem olmasıdır. İçinde bulunduğumuz koşullarda Başkanlık sistemi tartışmasını oldukça tehlikeli bulduğumu da belirtmek isterim. Kıbrıslı Türklerin toplumsal varlığını göz ardı eden bir yaklaşımla, tüm sorunları düz bir ekonomik akıl ve icraata indirgeyen bir yaklaşımların bizi nereye götürebileceğini çok iyi tartışmakta yarar var. Parlamenter sistem içinde sorunlar çözülebilir. Mesele sistem değil, siyaset kültürünün zehirlenmesi ya da gerilemesidir” dedi.

Akansoy, demokrasinin uzlaşı kültürü ile yeniden tesis edileceği, ayakları yere basan bir yeni sürece ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekerek, bu süreç içerisinde Kıbrıs sorunun da önemli bir konu olduğunu vurguladı.

“UBP’nin olası koalisyonu toplumu bölen bir hükümet olacağını düşünüyorum”

Akansoy, şöyle devam etti: “Çünkü Kıbrıs sorunu istesek de istemesek de beğensek de beğenmesek de oldukça önemli bir konudur. Bizim için de hayati bir konudur çünkü bu belli durum sürdürülemez. Bunu tüm partiler de kabul ediyor dolayısıyla bir adım atılması gerekiyor. Güneydeki seçimlerden sonra uluslararası camianın bu konuyla ilgileneceğini düşünüyorum. Türkiye’deki gelişmelere baktığımızda da Türkiye’nin de Kıbrıs sorunun çözümüne dönük beklentileri olduğu yönünde sinyaller alıyoruz. Çünkü Kıbrıs sorununun çözümü yönünde bir ilerleme, uluslararası bağlamda ciddi sorunlarla karşı karşıya olan Türkiye’nin ihtiyacı olan gelişme olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu ortak çıkar, bu yönde yüksek bir konsantrasyon ve yüksek bir sorumlulukla hareket etmemizi gerektiriyor. Bu bağlamda UBP’nin olası koalisyonunun oldukça maceracı oldukça toplumu geren ve toplumu bölen bir hükümet olacağı düşünüyor, bundan endişe duyuyorum. Zaten geçtiğimiz aylarda çözümü aktif olarak savunan Kıbrıs Türklere yönelik, ‘Rumcular, Rum lobisi’ gibi bu çağda asla kabul edemeyeceğimiz söylemleri, UBP gündeme gelmiştir. Dolayısıyla bunları tamamen reddeden, BM parametreleri çerçevesinde ortak değerler üreten bir bakış açısıyla toplumun Kıbrıs sorunun çözümüne yönelik yüksek ilgisini realize edecek, hayata geçirecek, gerçekleştirecek bir yaklaşıma ihtiyacımız vardır. Buna hem bizim hem de bölgenin ihtiyacı vardır. Zaten doğalgazdan dolayı bir gerilim vardır, bu gerilimi aşılabilmesi maceracı değil, aklıselim bir politikaya dayanmakla mümkün olabilir. Yoksa güç politikasıyla çatışma politikasıyla asla bu bölgede bir sonuç alabilmek mümkün değildir. Doğu Akdeniz denklemi zaten böyle bir çatışma ve gerilim denklemidir dolayısıyla biz işimizi ciddiyetle yapmalı ve gerekli adımları toplum olarak atmalıyız. Kıbrıs Türklerin yeniden toplumsal varlığını tesis edecek, toplumu rahatlatacak, refah düzeyini yükseltecek yeni bir döneme kapı açmak lazım. Sürecin nasıl şekilleneceğini göreceğiz. UBP birinci parti çıkmıştır, elbette birinci derecede hükümeti kurmakla ilgili sorumluluk kendilerine aittir. CTP olarak biz elbette bizim önümüze top geldiği noktada sorumluluğu üstlenmekten kaçmayacağımızı parti başkanımız ilk günden beri ifade etti. Dolayısıyla aynı duruşu topluma olan saygımız gereği seçim sonuçlarına olan saygımız gereği sergiliyoruz, sergilemeye de devam edeceğiz”

 


TDP Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Hoşkara:
“Uluslararası hukukun dışında tavırlar içine giren bir hükümet kendi iç durumumuz zorlaştırır”

Ülkede kurulacak herhangi bir hükümetin Kıbrıs müzakerelerin gidişatını değiştirmeyeceğini düşünen Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Hoşkara, halk iradesinin çözümden yana olması noktasında çözüm sürecini yürütmek için Cumhurbaşkanının varlığının yeterli olacağını dile getirdi. Hoşkara, ancak çözüm karşıtı söylem geliştiren, uluslar arası hukukun dışında tavırlar içine giren bir hükümetin ise şuanda kuzeydeki yapının zor duruma düşmesini sağlayabileceğini aktardı.

Ercan Hoşkara, şunları söyledi: “Eğer UBP-DP-YDP’den oluşacak 3’lü bir koalisyon kurulursa bu durumun olası Kıbrıs müzakerelerine etki edeceğini düşünmüyorum. Zaten mecliste bu üç partinin 26 kişisi var. Dolayısıyla hangi koalisyon kurulursa kurulsun o 26 kişi orda olacaktır. Asıl olan da budur. Bir başına bir hükümetin Kıbrıs müzakerelerin gidişatını değiştireceğini düşünmüyorum.  Kaldı ki önümüzdeki dönemde DP’nin tavrı belli olacaktır. Öncelikle onu görmek lazım ama doğrudan Kıbrıs müzakereleriyle ilişkilendirilecek bir etki yaratmaz diye düşünüyorum. Kıbrıs müzakerelerini zaten yürütme yetkisi sayın Cumhurbaşkanımız Mustafa Akıncı’dadır. Türkiye garanti ve ittifak anlaşmaları bağlamında, garantörlerden biridir. Dolayısıyla sadece buradaki hükümete bağlı olarak bir gidişat değişikliği Kıbrıs meselesinde olabileceğini düşünmüyorum. O geldi bu geldi diye bir ajitasyon da yapmak istemiyorum. Daha önce bu durumu yaşadık. Bir dönem rahmetli Denktaş varı, Talat geldi, Eroğlu vardı sonra da Akıncı geldi. Kim gelirse gelsin genel hatlarda büyük bir değişim olamıyor. Müzakerelerden kaçmak müzakereleri başka bir yöne çekmek pek mümkün değil. Eğer halk iradesi çözümden yana orada duruyorsa, bence çözüm sürecini yürütmek için Cumhurbaşkanının varlığı yeterlidir. Hükümetler kim isterse olsun o gidişat değişmez. Tabi çözüm karşıtı söylemler ise bizi uluslar arası kamuoyu açısından zor duruma iter. Kendi iç durumumuz zorlaştırır. Çözüm karşıtı söylem geliştiren, uluslar arası hukukun dışında tavırlar içine giren bir hükümet ancak bizi şuanda bulunduğumuz durumdan daha zor bir duruma getirir. Çözüm sürecine girecek de hükümet bunu engelleyecek de olmayacak diye bir durum söz konusu değil. Bu gidişatta ileri geri konuşmalar, milliyetçi ırkçı söylemler, sadece kuzeydeki yapının zor duruma düşmesini sağlar.  

 

 

ozel-haber-gorsel-249.jpg

 

 

 

Bu haber toplam 1729 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler