Ayşemden Akın

Ayşemden Akın

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇÖZÜLME

A+A-

1975’te Kars’tan adaya gelen, yirmi yıl önce Kıbrıslılar (Türk-Rum) arasında ayrımcılık ve çatışma körükleyen, Solomos Solomou’nun Derinya’da öldürülmesiyle ilgili Kırgızistan havaalanında birkaç yıl önce tutuklanan Erhan Arıklı, bu kez yeni misyonuyla; Kıbrıslı Türklerle-Türkiyelileri birbirine düşürmek, çatışma çıkarmak için sahneye çıkarıldı. Üstelik bu kez Türkiyelileri temsil ettiği iddiasıyla KKTC Meclisi’nde…  

Yarattığı tehlike günden güne büyüyen ve bunu fütursuzca sürdüren YDP Genel Başkanı Arıklı, önceki gün yaptığı değerlendirme ile ülkede yaşanan çözülmeyi de gözler önüne serdi. “Kıbrıslıların bize çektirdikleri yeter, şimdi biz onlara çektireceğiz” diyerek oy toplayan Arıklı, Kıbrıslı Türklerin vekili olduğu iddiasıyla son olarak yargıya da müdahale etmeye kalkıştı.

Ne dedi Arıklı?

“22 Ocak eylemlerinin tetikleyicisi Sayın (Recep Tayyip) Erdoğan'ın yaptığı konuşma idi. Bunun üzerine 22 Ocak eylemi organize edilmişti. 22 Ocak eylemlerini yapanların hemen hemen hepsi 75 göçmeni vatandaşlardı. Oysa daha önce bu tür eylemleri yapanlar genellikle Kök Kıbrıslı kardeşlerimizdi. Eylemciler ne ceza alır bilmiyorum. Bildiğim tek şey; buradan çıkacak  mesaj; Türkiye'nin buradaki kurumlarına, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve 75 göçmeni vatandaşların tümüne verilmiş olacaktır.”

Ardı ardında itiraflarda bulunan Arıklı’nın sözlerindeki tehlike sanıldığından da önemli gelişmelere gebe. Ve hiçbir şey sebepsiz ya da plansız değil. Her taraftan kuşatılmış durumda halkın kurumları. Yasama, yürütme, yargı, medya… Gün geçtikçe çözülme ayyuka çıkıyor, çürüme hat safhada. İç içe geçmişlik feci boyutta ve gidişat gittikçe berraklaşıyor. Her yeri ele geçirmeye bu kez yeminliler. Meydan hiç olmadığı kadar boş, ortam hiç olmadığı kadar kaygan ve geçirgen. Asimilasyon tırmanıyor, ses edene de ‘ırkçı’ diyorlar.

Akıl almaz gelişmeler… Afrika’yı taşlayıp, Meclis’in çatısına bayrak dikenler, ‘talimatla’ savcının marifetiyle alt mahkemeye gönderiliyor. Savcılık bu kararıyla davaya bakan ve ölüm tehdidi alan yargıcı daha da ateşe atıyor. Başsavcı Aşkan İlgen her zaman kötü hatırlanmak üzere yine manşetlerde yerini alıyor. Yargıca polis koruması veriliyor. Yüksek Mahkeme alışık olduğumuz cesur tavrını bu kez gösteremiyor. Saldırının ardından ortaya çıkan hasarı ise AKP Kıbrıs temsilcisi Mehmet Demirci bir zarf içinde mahkemeye getiriyor. Sanıkların avukatları son seçimde YDP’den milletvekili adayı olan Enver Öztürk ve Meclis’in çatısına bayrak diken sanık için, “Ulubatlı Hasan” benzetmesi yapan Recep Soner Sağlam… Canımıza kast edenler TC Elçiliği tarafından kollanıyor ve devletin kurumları teslim olmuş durumda, ‘mecburen’ çifte standart uyguluyor. Adalet bekleyenlere, hukukun üstünlüğüne inananlara da kendilerini Türkiye’nin vekili sananlar tarafından aba altından sopa gösteriliyor. Kimsenin de aklına Elçi’yi ayağına çağırıp hesap sormak gelmiyor. Çünkü bu alt yönetimde atanmışlar seçilmişleri emirin demiri kestiği gibi kesiyor. Ülkenin avukatları, Barolar Birliği açıklama yapıp, “yargı bağımsızlığına darbe vuruluyor, son kaleyi vermeyeceğiz” diyor. Aranan 9 kişi ise hala bulunamıyor.

Cumhurbaşkanı bile yurduna yabancılaşmış, yurttaş kimlik bunalımında. Çözülme öyle büyük ki gerçekler bütünlüğünden ayrılıp bizi uyurgezer kılıyor.
Suçluluk duygusu ve kaygı ile benliğimiz paramparça bir bağımsızlık kazanıyor. Çözülme iliklerimize kadar. Fonda cikla sesi, avcı yüklemiş; bir yandan dinletiyor bir yandan avlıyor.

Evet, Erhan Arıklı yargıcın kararının bir mesaj olacağını söylüyor, çok haklı! ‘Son kalemiz’ hala elde mi yoksa zaten tüm kalelerimiz gibi o da kumdan mı bunu hep birlikte göreceğiz.

Bu yazı toplam 2484 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar