1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Çözüldük, Nasıl Toparlanacağız ?
Çözüldük, Nasıl Toparlanacağız ?

Çözüldük, Nasıl Toparlanacağız ?

Toplumun toparlanması için, çeşitli koldan hareketlenmeler başladı. “Toparlanıyoruz” ismli sivil insiyatif kuruldu. Bu hareket çok geniş yelpazeden insanları barındırıyor. Bugüne kadar sendika ve derneklerin ve bireylerin çözülme-çökme tanıla

A+A-

                      

 

 

Toplumun toparlanması için, çeşitli koldan  hareketlenmeler başladı. “Toparlanıyoruz” ismli sivil insiyatif kuruldu. Bu hareket çok geniş yelpazeden insanları barındırıyor. Bugüne kadar sendika ve derneklerin ve bireylerin çözülme-çökme tanıları giderek pek çok insan tarafından kabul görüyor.

Şimdi değişik gruplar, harıl harıl plan-proje, vizyon üretiyor. Yeniden varoluş nasıl sağlanacak?

Bir toplumu toparlamak kolay değil. Sosyal, ekonomik, siyasal yapılanmalar önerilmeli ve hayata geçirilmeli..

Nereden başlanmalı?

En kötü durumda olan siyaset kurumudur. Yozlaşmış, tıkanmış, anti-demokratik bir yapı. Meclisinden yönetimine kadar. İlk önce siyaset kurumu ayağa kaldırılmalı..

Anayasa, Seçim yasası, siyasal partiler yasası, sil baştan düzenlenmeli.

Aksi takdirde “mefta” gömüldüğüyle kalır.

2009 yılı başında, benim de içinde bulunduğum “Katarsis” gurubu, toplumu yeniden yapılandırma için siyaset kurumunun düzeltilmesi gerektiğini açıklamış ve yeni bir seçim sistemi önermişti. Bu fikirler, dar bir kesim tarafından kabul görmüş ama yayılamamıştı.

Çünkü, toplumun çoğunluğu, hala bazı önlemlerle, sistemin ayağa kaldırılabileceğine inanıyordu. Kıbrıs sorununun bir şekilde çözüleceğini sanıyordu.

Aradan 3 yıl geçti. Bu süre içinde, umulmadık felaketler yaşandı. Toplumun köklü ekonomik kurumları yerle yeksan oldu. Mevcut sorunlara başkaları eklendi. Lefkoşa başta bazı belediyelerin batacağı kimin aklına gelebilirdi?

Yılların birikimine, son üç-beş yılda eklenenler insanları düşündürmeye başladı.

2012 yılında, Kıbrıslıtürkler, her şeylerini kaybettiklerini ve kaybedecek başka şeyleri olmadığına inanmaya başladılar.

Asıl kırılma noktası, AB ve üyelerinin düştüğü vahim durumlardan sonra başlar. Örnek gösterilen ve kuzeyde bir miktar huzur yaratan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “refah ve Avrupalı” devleti, tüm kurumlarıyla çöktü.

Türkiye’nin şu andaki “iyi” durumunun göreceli olma olasılığı belirdi.

Bu halk, ordan burdan yardım ve oksijen alarak ayağa kalkamayacağını artık anlamıştır. İlginç şekilde, siyasi kurumlar ve aktörler de yolun sonuna gelindiğini hissetmiştir.

Sivil insiyatifler yanısıra, Meclis’te de temel yasalarda yapılabilecek düzenlemeler konuşulmaya başlanmıştır.

Toparlanma umudu varsa

Toplumlarda, değişim arzusunun sistem değişikliğine geçmesi kolay değildir. Çünkü insanların ilk önceliği bireysel yaşamlarıdır. Bu yaşam bir şekilde sürdürülebilinirse, toplumsal bakış algısı gerçekleşmez.Toplumun kötüye gittiğini söyleyenler can kulağıyla dinlenmez.

Diğer yandan, toplumsal düşünmeyi ve hep beraber değişmeyi istemek       umut ile umutsuzluk duygularının birlikte hissedilmesine bağlıdır.

Umutsuz olunca, umut aranır.

Toplumu ateşleyici umut belirmiştir ki toparlanma girişimleri hız kazanmıştır. “Eşref vakit” gelmiştir.

Bankaların battığı 2002 yılı benzeri hareketlenmelere hazır olmalıyız. O zaman, Annan Planı ve AB üyeliği umudu halkı canlandırmış ve sokağa dökmüştü.

Şimdilerde o günlerin umudu yok ama bu günlerin umutsuzluğu vardır.

Umutsuzluk, diyalektik olarak umuda dönüşecektir.

Başarılabilinirse, bu toplum ilk kez kendi dinamikleriyle ayağa kalkmaya çalışacaktır.

Yalnız dikkatli olmak gerekir. Halkın bu potansiyelini kullanmaya çalışacak “leş kargaları” etrafta dolaşacaktır. Güya değişimi talep eder havalarına gireceklerdir. Bunlar, çözülmeyi, çökmeyi yaratanlardır. Onlar hiç bir şekilde bağışlanmamalı..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2519 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler