1. YAZARLAR

  2. Tayfun Çağra

  3. Coronavirüs halleri-3
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yazarın Tüm Yazıları >

Coronavirüs halleri-3

A+A-

foto1-006.jpg foto2-008.jpg

Öğrenciler yoğun bir stresin ardından evlerine döndüler… Döndüler de kalacakları yerden ‘istenmemeye’ kadar sorun yaşadılar…

Gerçekten de İngiltere’den veya yurtdışından herhangi bir yerden gelebilecekler mi gibi yoğun stres yaşanan günlerden sonra evlerine ayak bastıkları anlarda başka sorunlar yaşamaları, streslerinin devam etmelerine neden oldu.

İlk kalmaları planlanan öğrenci yurdunda karşılaşılan kısmî hijyen olmayan durumlar, genelinde de karantina şartlarına uygun olunmadığı gibi bir düşünce uyandırdı öğrenci ve ailelerinde…

Elbette ki yetersiz çalışma ve yetkililerin öncesindeki kontrol etmeme gibi eksiklikler nedeniyle yurt konusundaki ilk izlenimin o anda yokedilmesi mümkün değildi.

14 gün karantinada kalacakları bilinciyle Ada’ya gelen öğrencilerin kısmî de olsa öyle bir manzarayla karşılaşmaları hoş değildi.

Yurt sahipleri elbette ki yurtlarını açmakla büyük bir jest yapmışlardı, tebrik edilmesi, alkışlanması gerekirken o kısmî eksiklik iyi niyeti gölgede bıraktı.

***

Ardından Alsancak Riverside Otel kapılarını açtı. Öğrenciler stresli haftanın ve gergin yolculuğun ardından tekrar toparlanıp Otel’e girmeye çalışırken bu kez Alsancak Belediye Başkanı Fırat Ataser’in açıklamaları, öğrencileri bölgelerinde istememe gibi tepkisi ve buna bazı köylülerin de katılması büyük tepki topladı.

Çeşitli zorluklarla ülkelerine gelen öğrenciler ‘vebalı’ muamelesine tabi tutuldular.

Daha sonra bir açıklama daha yaptı Ataser ve öğrencileri istemediklerinden değil, Otel’in konumunun uygun olmadığından, evlerle yakın olduğundan dolayı tepki verdiğini söyledi. Bölgede başka otellerin daha uygun olduğunu da belirtti.

Oysa ki Başbakan Yardımcısı Özersay’ın da dediği gibi alınan merkezi karantina kararının öncesinde de gelen, ülkenin çeşitli yerlerinde evlerde karantinada olan öğrenciler ve diğer insanlar vardı. Yeni gelenler önce gelenlerden farklı veya daha tehlikeli değildi.

Başkan Ataser bölgede sevilen ve de özverili, çalışkan bir belediye başkanı olarak bilinirken bilimden uzak bu açıklaması duruşuna uygun olmadı ne yazık ki…

***

Sonuçta öğrenciler otele yerleştiler, 14 günlük, örneğin internet gibi özellikle öğrenci yoğunluklu bir karantinanın şartları da yavaş yavaş otelde yerine getiriliyor…

***

Bu günler zor günler… Dayanışmayı daha da gerekli hale getiren günler… Sevgiyi, saygıyı, empatiyi daha da ön plana çıkaran bir zaman… Henüz çıkarmamışsa da bir an önce ön plana çıkmalı çünkü bu günleri başka türlü atlatamayız…

***

Elbette ki sağlık, hijyen açısından alınması gereken tedbirler ilk planda… Mecbur olmadıkça sokağa çıkmama, insanlarla temas etmeme, el yıkama, kullanılan malzemeleri dezenfekte etme gibi yapılması gereken uygulamaları da yapalım da bunlar yanında sevgiyi, saygıyı, empatiyi de unutmayalım.

Birilerinin çocuğu yok diye “biz bu öğrencileri burada istemiyoruz” gibi bir bencilliğe ve bilinçsizliğe uğramadan kendimizi başkalarının yerine koymayı bilelim. İyi de öğrenelim konuyu… Bilmeden konuşmayalım.

***

Öte yandan şu ana kadar verilen sınavı hükümet adına başarısız diye atfetmek doğru değil. Eksiklikler veya bazı durumlarda zaman kaybı ortaya çıkmış olabilir ama başından beri OHAL veya sokağa çıkma yasağı getirilmesi çağrılarının yanında durmayan hükümetin dediğim gibi şu ana kadar haksız olduğunu düşünmüyorum.

Sokağa çıkma yasağının başka handikapları olabileceğini düşünüyorum ben de… Özellikle süresi uzayacak bir sokağa çıkma yasağı ‘yağma’yı bile yaşatabilecek bir hale gelebilir.

Tabii ki ‘mecbur olmadıkça sokağa çıkmayın’ çağrısını dikkate almayan, sürekli sokaklarda olan, bazen gruplar halinde gezen, mesafe kuralına uymayan, burun buruna konuşan, hiçbir şey yokmuş gibi bi-haber durumda önceki hayatını devam ettiren bazı insanlar da görebiliyoruz.

Ancak bu durumları da olabilecek kadar sık kontrollerle ve özdenetimle en aza indirgemek için de her birey görev alabilir.

Sokağa çıkma yasağına gitmeden bu illeti atlatabilmek için üzerimize düşen görevi yapmayı bir ödev bilerek, uyulması, yapılması gerekeni uygun dille karşıdakine anlatabilmek de önemli bir iştir.

***

Tabii belki de sokağa çıkma yasağı gerekli hale gelebilir, kaçınılmaz bir hal alabilir ancak dediğim gibi hiçbir yere çıkılamayan, zaruri ihtiyaçların bile karşılanamadığı bir zaman dilimini hayal etmek dahi istemiyorum.

O günleri yaşamamak için tekrarlamakta yarar var; Üzerimize düşen görevi yapalım. Her bireyin hijyen kurallarına uyması ve söylenenleri uygulaması bu günleri atlatmamıza büyük oranda yardım edecektir.

***

Karpaz sahillerinde sahile vuran 175 mülteciye sahip çıkan, kucaklayan, yardımlarını yığan Karpaz halkının verdiği dayanışma ve empati örneği, yurtdışından gelen öğrencilerimize “istemezük” diyenlere en güzel cevaptır diye düşünüyorum.

Bu yazı toplam 494 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar