1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Çöp arabalarıyla taşınan 'kayıplar'...
Çöp arabalarıyla taşınan kayıplar...

Çöp arabalarıyla taşınan 'kayıplar'...

6 Nisan 2012 Cuma sabahı Kayıplar Komitesi yetkilileri Okan Oktay ve Ksenofon Kallis’le birlikte Ledra Palace geçiş noktasında buluşuyoruz. “Kayıp” yakını Hristina Pavlu Solomi de Ledra Palace’a geliyor... Birlikte Kondea’ya

A+A-

 

 

 

6 Nisan 2012 Cuma sabahı Kayıplar Komitesi yetkilileri Okan Oktay ve Ksenofon Kallis’le birlikte Ledra Palace geçiş noktasında buluşuyoruz. “Kayıp” yakını Hristina Pavlu Solomi de Ledra Palace’a geliyor... Birlikte Kondea’ya (Türkmenköy) gideceğiz ama önce Kayıplar Komitesi yetkililerine Lefkoşa Trafo Merkezi yakınında olası bir gömü yerini göstermek istiyorum...

Lefkoşa Trafo Merkezi’nin bulunduğu bölgede bazı kuyular varmış ve bu kuyulara daha çok kesilen hayvanlardan artakalanlar atılıyormuş... Bazı Kıbrıslıtürk okurlarımın görgü tanıklığına göre, özellikle Kaymaklı ve Kızılbaş-Yenişehir (Trahona-Neapolis) bölgelerinden Lefkoşa Belediyesi’ne ait çöp kamyonlarıyla toplanan bazı Kıbrıslırumlar’ın cesetleri, işte bu kuyulara atılmışmış...

Bu konuda çeşitli başka söylentiler de var: Bazı okurlarıma göre, savaşta ölen bazı Kıbrıslırumlar’ın cesetleri önce Ledra Palace barikatına götürülmüş ve bunlar Kıbrıslırum yetkililere teslim edilmek istenmiş. Fakat o dönem iletişim kurulan Lellos Dimitriadis, bu cesetleri teslim almak istememiş. Daha sonra bu cesetler, bu bölgeye getirilip sözü edilen kuyulara gömülmüş diye anlatılıyor.

Bu kuyuların yeri nerede? Bir okuruma göre, Lefkoşa Trafo Merkezi’nin büyük antenlerinin altında...

Bu bölgede Romanlar’ın (halk arasındaki deyimiyle gurbetlerin) köyü vardı... Kuyuları onlar mı kullanıyordu acaba?

Gittiğimiz yerin askeri bölge olmadığını söylüyor Kayıplar Komitesi Kazılar Koordinatörü Okan Oktay...

Bir başka okuruma göre, Lefkoşa Trafo Merkezi’nin önünden geçen ve Hamitmandrez’e giden bir yol varmış – bu yolun üzerinde, Hamitköy’e yakın bir noktada, hayvanların kesilip atıkların içine atıldığı kuyular varmış. Bu kuyuların – eğer gerçekten varsalar – hangi noktada olduğunu bilemiyoruz çünkü Lefkoşa Trafo Merkezi’nin yanından geçen ve Hamitmandrez’e bağlanan yol askeri bölge içinde kalıyor gibi duruyor, bu yüzden bu yola girmekten kaçınıyoruz.

Ancak Lefkoşa Trafo Merkezi yakınından Okan Oktay’ın adığı koordinatlar, Kayıplar Komitesi’ne yardımcı olabilir çünkü 1974’te havadan çekilmiş fotoğrafların bulunmasına yarayacak bu koordinatlar ve bu fotoğraflarda da, kuyular varsa, tam kesin yeri görünecek... Bu konuda Kallis çalışma yapacak ve 1974’te bölgenin havadan çekilmiş fotoğraflarını bulacak – belki böylelikle bölgede nerelerde kuyu bulunduğu anlaşılabilecek.

Aslında bu bölge -gurbetlerin köyü dışında - herhalde tamamen boştu... Lefkoşa Trafo Merkezi burada değildi ve hapishane de yoktu... Merkezi Hapishane 1974’ten sonra bu bölgeye inşa edildi... Gurbetler bu bölgeden çoktan çekip gittiler, o dönemde bu bölgede yaşayan ve halen hayatta olan gurbetleri bulmak mümkün mü acaba? Onlar 1974’te bu bölgeye yapılmış olabilecek gömülerle ilgili bilgi sahibi olabilirler mi?

Kayıplar Komitesi, bu bölgede çeşitli kazılar yürütmüş ancak herhangi bir ize rastlamamıştı – hakkında ihbarlar bulunan bazı noktalar da askeri bölge içinde kaldığı için kazılamamıştı... Bunlardan birisi tellenmiş bir bölgede bulunuyor ve oraya girilemiyor. Askeri makamlar zaman zaman çeşitli askeri bölgelerde kazı yapılmasına izin veriyor ancak telli bölge için izin alınamadığından, orada henüz kazı yapılamamış. Belki ileride bu bölge de kazılacak.

Gurbetlerin köyünün kalıntıları hala duruyor... Bu köyün oldukça ilginç bir de hikayesi var...

Bir zamanlar gurbetler Lefkoşa’da Dumlupınar yöresindeymişler ve dönemin askeri yönetimi onları buradan kaldırmak istiyormuş... Fakat gurbetler gidecek bir yerleri olmadığından direniyorlarmış... Bunun üzerine gurbetlere bir “oyun” çekerek burada yaşayan erkekleri Saray’da bir toplantıya davet etmişler, onlara “Dr. Küçük sizi görmek istiyor” demişler. Erkekler bu toplantıya gidince, gurbetlerin lamarinadan yapılmış evciklerini, yerciklerini yıkmışlar ve şimdiki hapishanenin arkasında lamarinalardan inşa ettikleri “köycüğe” kadınları ve çocukları taşımışlar... “Gurbet köyü” böyle ortaya çıkmış... Bunu bana anlatan dönemin askeri yetkililerinden bir kişi, “Sanırım 1964 yılıydı” diye hatırlıyor...

Ona bu bölgede bir zamanlar salhane bulunup bulunmadığını soruyorum, “Hayır” diyor, “Lefkoşa salhanesi, Öğretmen Koleji’nin karşısında, az ileride, Lefkoşa’ya giderken sağdaydı... Fakat 1963 olayları çıkınca salhane kapandıydı – salhane terkedildiydi. Aslında salhane Birleşmiş Milletler’in denetlediği alanda kaldıydı fakat biz salhaneyi karargah yaptıydık, Birleşmiş Milletler de bize göz yumduydu... 1974’e kadar salhane karargah olarak kullanıldı. Ben 1974’te salhanedeki karargahta görevliydim, sorduğunuz ölüleri bu salhanedeki kuyulara gömmüş olamazlar... Gömmüş olsalardı, görürdük” diye anlatıyor.

Uzun yıllar Lefkoşa Belediyesi’nde çalışmış bir başka Kıbrıslıtürk’ü arıyorum ve o da bana salhanenin 1963 sonrası Ortaköy’e taşındığını anlatıyor...

“Küçük bir yerdi, kuyusu var mıydı? Kuyular doldukça herhalde yenisini açarlardı. Ama bu yerleşim yerinin ortasına getirip de ölüleri gömemezlerdi... Madem ki Lefkoşa Belediyesi’nin çöp arabaları kullanıldı, olsa olsa, çöp döktükleri yere götürüp atmışlardır o ölüleri” diyor.

Lefkoşa Belediyesi’nin 1974’te çöp alanı neredeydi?

“Taşkent (Vuno) yolundaydı” diyor... “Özer Boyacı’nın tavuk çiftliği var, onun arka tarafındaydı.. Oraları sanırım Hamitmandrez toprağıydı...” diye anlatıyor.

O dönem Lefkoşa Belediyesi’nin temizlik işlerinde çalışanlar teker teker hayata veda etmişler, tek bir kişi hayattaymış... Adını söylüyor, “Onu ara, belki sana yardımcı olur” diyor... Gelecek hafta böyle yapacağım...

Lefkoşa Trafo Merkezi’nden ayrılıp  Kondea’ya (Türkmenköy) gidiyoruz...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 770 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler