1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'ÇOK RİSKLİ'
ÇOK RİSKLİ

'ÇOK RİSKLİ'

Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayhan Pala, Kalecik’e kurulması gündeme gelen petrol dolum tesisi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Pala, petrol dolum tesisi

A+A-


Başbakan İrsen Küçük’ün “Tüm bakanlara sordum” dediği Petrol Dolum Tesisi’ni, YENİDÜZEN bir uzmana, Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayhan Pala’ya sordu

 

“ÇOK RİSKLİ”

 

Prof. Dr. Kayhan Pala, petrol dolum tesisinin Kuzey Kıbrıs’ın ihtiyacı olup olmadığını sorgularken, ada bakımından tesisin taşıdığı risklere dikkat çekti

“Hem insana hem de doğaya çok ciddi zararlar verebilir”

“Deniz altında patlamaya hazır bir bomba…
Patlama riski var.”

 

 

 

 

Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayhan Pala, Kalecik’e kurulması gündeme gelen petrol dolum tesisi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Pala, petrol dolum tesisinin Kuzey Kıbrıs’ın ihtiyacı olup olmadığını sorgularken, ada bakımından tesisin taşıdığı risklere dikkat çekti. Petrol dolum tesisinin gerektiği şekilde kontrol edilmesi için iyi bir yönetime ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Kayhan Pala, tesisin insan sağlığı yanında bitki örtüsüne ve denizle için geri dönüşü çok zor zararla neden olacağını açıkladı. Prof. Dr. Kayhan Pala, tesisin patlama riski olduğunu, bu durumun barışa ilişkin koşulları da tehlikeye atacağı konusunda uyarılarda bulundu.
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nin misafiri olarak adamızda bulunan Prof. Dr. Kayhan Pala, YENİDÜZEN’in sorularını yanıtladı:

 

 “DENİZ VE SULARI KİRLETME POTANSİYELİ YÜKSEK”


Prof. Kayhan Pala, petrol dolum tesisinin yeterince korunmadığı takdirde hem insana hem de doğaya çok ciddi zararlar verebileceğini dile getirdi.

Kayhan Pala, gelişmiş demokrasilerde ‘şeffaflık’ ve ‘hesap verebilirlik’ bileşenlerinin önemli olduğunu söyleyerek,  Türkiye ve Kıbrıs’ta bunun üzerinde daha fazla durulması gerektiğini belirtti. Pala, “Benim burada edindiğim izlenim, gıda ve güvenlik politikalarında olduğu gibi şeffaflık da söz konusu değil hesap verebilirlik de…  ‘Ben yaptım oldu” denildikten sonra bu süreci bir daha nasıl geriye çevireceksiniz bunu oturup konuşmak lazım. Çünkü petrol dolum tesisleri bütün dünyada kirli endüstrilerde yer alan tesisler olarak bilinir. Eğer bu tesisi yeterince koruyup kullanamazsak hava, deniz, çevre ve suları kirletme potansiyeli vardır. Özellikle o tesiste çalışacak olanlar bu risklerle daha fazla karşı karşıya kalacak.

 

“PETROL DOLUM TESİSİ BARIŞ KOŞULLARINI DA TEHDİT EDER”


Kurulacak petrol tesisinin, petrolü rafine edecek bir yapıya sahip olması durumunda çok daha büyük riskler taşıyacağına dikkat çeken Kayhan Pala, petrolün depolanacağı bir tesis olduğu varsayılırsa öncelikle deniz altında patlamaya hazır bir bomba olduğunun altını çizdi. Kıbrıs’ın güvenlik kültürü bakımdan ‘orada hiçbir sorun yaşamam’ diyebileceği bir ortamı olup olmadığının düşünülmesi gerektiğine dikkat çekerek, bu durumun barışa ilişkin koşulları da tehlikeye atacağı konusunda soru işaretleri oluşacağı konusunda uyardı. Pala, “Örneğin, iki gün önce Afyon’da cephanelik patlaması sonuçları görüldü. Cephaneliğin neden patladığı ile ilgili elimizde yeterince açıklama yok. Ama Türkiye’deki herhangi bir yurttaşa sorun, bunun arkasında bir sabotajın olduğu konusunda yaygın bir kanı var. Çünkü barış koşullarını tehdit eden tehlikeler var. Aynı sorun eğer böyle bir tesis olursa Kıbrıs içinde gündeme gelecek. Ben bunu çok büyük risk kaynağı olarak görüyorum”







“Petrol denize yayılırsa bitki ve canlılar ölür”


Ayrıca bu tip tesislerde sızdırma riskleri vardır. Petrol yer altından ya da yer üstünden doğaya karıştığı zaman uzun süre doğadan yok edilemeyen bir üründür. Petrol tankerleri doldurdukları petrolü yeri gelir denize salmak zorunda kaldıklarında o bölgede bütün bitki örtüsü, balık gibi canlı ne varsa ölür dolayısıyla böyle bir riskin olduğunu da mutlaka söylememiz gerekir.

İkincisi de petrol dolum tesisin olduğu ortamlarda havaya emisyonlar yayılır, bu emisyonlarda yakın çevrede yaşayan insanları olumsuz etkiler. hayatı tümüyle etkileme potansiyeli var.

Önemli bir sorunda Kıbrıs’ta ülke ve kent kimliği açısından neyi tercih edeceğidir. Örneğin turizm, kent açısından değerliyse bunu şiddetle ret etmelidir. Çünkü ben petrol dolum tesisi olan bir yerde ya da yakınında gelip tatilimi geçirmek istemem. Petrol dolum tesisinin hayatı tümüyle etkileme potansiyeli var. Şu doğrudur ki çevresinde petrol dolum tesisi olan ve ziraatla uğraşan insanların ürünlerini kimse almaz.”

 

“KIBRIS’IN KOŞULLARI HAZIRLIKLI DEĞİL… PATLAMA OLURSA CİDDİ CAN KAYBI YAŞLANIR”


Petrol Dolum Tesisi’nin yarattığı tehlikelerden birinin de patlama ihtimali olabileceğine vurgu yapan Kayhan Pala, Kıbrıs’ın bu konuda çok hazırlıklı bir duruma sahip olmadığına dikkat çekti. Pala, şöyle konuştu:
“Kıbrıs henüz çok daha hayati alt yapı sorunlarını çözememiş bir ülke gibi görünüyor. Örneğin evlerden akan çeşme suyunun içilemez olması. Eğer içme suyunuzu güvenle içemiyorsanız, daha en hayati konularda bir takım sıkıntılar yaşıyorsunuz demektir. Bir de bulunduğunuz ortamda atıklarınız düzenli olarak toplanıyor mu Bu ülkede hala sivrisinek gibi zararla mücadelede ilaç püskürterek bu iş yapılıyor. Yani mücadelenin en sonunda yapılması gereken iş, ilk önce tercih ediliyor. Neden? Sizin daha suyunuz yeterince güvenli değil, hem katı hem de sıvı atıklarınızı güvenli bir şekilde ortamdan uzaklaştıramıyorsunuz. Sivrisineklerin yaşamasına olanak veren ortamları tümüyle ortadan kaldıramadınız. Bitki örtünüz öyle yemyeşil, suyun ve doğanın size sunduğu bir takım güzellikleri sunmuyor. Bu koşullarda bu konularda daha çok mücadele ve zaman ayırmak gerekir” dedi.  Riskli ve bir takım endüstriyel etkinliklerden doğabilecek kazalar açısından özellikle riskli kurum ve kuruluşlardan mümkün oldukça uzak durmak gerektiği noktasına uyarıda bulunan Prof. Pala, bu tip patlamalar gündeme gelecek olursa hem çok ciddi can kaybına hem de uzun yıllar doğayı tehdit edecek bir takım sıkıntılara yol açabileceğine dikkat çekti.

 

“SORULMASI GEREKEN BİRÇOK SORU VAR”

 

Petrol Dolum Tesisi’nin, ülke için ihtiyacı olup olmadığı konusunda yurttaşlara tatmin edici yanıtlar vermelisi gerektiğini söyleyen Kayhan Pala, “Çünkü izlenime göre yurttaş bu ülkede petrol dolum tesisi ihtiyacı konusunda, ‘evet bizim ihtiyacımız vardır’ konusunda değiller. Üstelik Petrol Dolum Tesisi’nin yapılması için iki yerden vazgeçildi üçüncü yer söz konusu oldu bir biçimde. Dolayısıyla bu nasıl bir ihtiyaçtır, nasıl bir planlamadır sorularının yanıtları çok açık görülmüyor” dedi.

“Ülkede Petrol Dolum Tesislerinin tam olarak ne işe yarayacağı konusunda da bir açıklık yok” diyen Pala, tesisin yalnızca ham petrolmu yoksa işlenmiş petrol olarak mı depolanacağı yoksa ham petrolden petrol işlemeye ilişkin bir takım üniteler mi olacağı şeklinde netlik olmadığını söyledi. Tesisin, bir tür rafineri şeklinde mi kurulacağı konusunda da yanıt verilmediğine dikkat çeken Prof. Pala, böyle bir tesise ihtiyaç var mı yok mu konusu tartışılırken, öncelikle böyle bir tesisin ayrıntılarının da ortaya konması gerektiğine vurgu yaptı.







“Bu tesise niye ihtiyaç var tartışılmalı”

 

Prof. Dr. Kayahan Pala, şöyle konuştu: “Kıbrıs’ta böyle bir tesise niye ihtiyaç var. Mevcut tesisler hangi ihtiyaca yanıt vermiyor da böyle bir tesis kurma ihtiyacı duyuyoruz. Eğer bütün bu soruların yanıtları ‘Evet Kıbrıs’ta böyle bir tesise ihtiyaç vardır’ şeklinde ise, böyle bir tesis için en uygun yer neresi olmalıdır? Bunun üzerinden kent plancıları, bilim insanları, orada çalışan karar vericiler ve toplum, bu konuya taraf ise yönetime katılma mekanizmalarının, o mekanizmanın işletilerek ancak bir yer seçme söz konusuysa olabilir. Yoksa birinci yeri beğendim olmadı, ikinci yeri beğendim olmadı üçüncü yer. O zaman şu soruyu sormak yurttaşın haklı biçimine dönüşür, ‘bu yerleri ya da bu tesisi niye tercih ediyorsunuz?’

 

“TEMEL SORUN; İHTİYAÇ VAR MI YOK MU”

 

Temel sorunun ülkenin petrol dolum tesisine gerçekten ihtiyacı var mı yok mu olduğunu söyleyen Kayhan Pala, “Buna kimler karar veriyor. Kara vericiler bilim insanları ile birlikte toplumu ikna etmelidir. Eğer gerçekten bu ülkenin petrol dolum tesisine ihtiyacı var deniliyorsa o zaman onun için en uygun yer bulunmalıdır” dedi. Eğer Petrol Dolum tesisi kurulacağı yerde özellikle turistik yer olmamasına özen gösterilmesi gerektiğini altını çizen Profesör, tesisin çevreye petrolü yayacak şekilde kurulması durumunda petrol izlerinin bütün bitki örtüsüne ve bölgede üretilen tüm tarım ürünleri üzerinde görmenin mümkün olacağını vurguladı. Tesiste rafineri söz konusu olmazsa bunun çok önemli risk oluşturmayacağını söyleyen Pala, yalnızca petrolü getirip büyük bir silomun içinde depolamanın, geniş bir bitki örtüsüne yayılmasının söz konusu olmayabileceğini belirtti.

 

“RİSKİ AZALTALIM”

 

Prof. Pala şöyle konuştu: “Kanımca oradan bakmak buna karşı çok tutum almakla ilgili gerçekçi bir düzen değil. Örneğin, aracınıza bir tek bezin koydunuz, orda garajınızda park ediyorsunuz. Park ettiğiniz yerdeki çevre ya da sebze meyve bundan etkilenir diye bir şey yok. Ekilen ürünlere onun buluşması bir zemine bağlıdır. O petrol ile petrol dolum tesislerindeki bağlantıyı nasıl kuracaksınız? Hava yoluyla mı yoksa sızıntı yoluyla mı gidecek? Çünkü siz sızıntı yoluyla gidecek derseniz karşınızdakiler çıkıp ‘hayır burada sızıntı olması söz konusu değil 21’inci yüzyılın teknolojisiyle bu işi yapacağız”. O zaman da soracak sorunuz kalmayacak. Ama ben diyorum ki hangi gerekçeyle buna ihtiyaç duyduğunuz konusunda netleşelim. Örneğin cep telefonları insan sağlığı için çok tehlikeli ama ihtiyacımız var ve kullanıyoruz. Madem buna ihtiyacımız var perspektifi ona göre çevirirsek, o zaman bunları sağlığımıza en az verecek şekilde kullanmamız gerekir.”

 

“İHTİYAÇ SORGULANMALI”

 

Petrol Dolum Tesisine neden ihtiyaç olmadığına değinen Prof. Kayhan pala, bunun endüstriyel kirlilik olduğunu belirterek, her şeye rağmen buna ihtiyaç varsa o zaman bu ihtiyacı karşılamak için en doğru yolun nasıl tercih edilebileceğinin önemine dikkat çekti. Pala, şöyle devam etti: “Şuanda petrol dolum tesisini yaparsanız, meyveniz sebzeniz kirlenir gibi konuşmaları yapmak çok kolaydır. Bilimde baktığınız zaman arada bir boşluktur. Patlama riski, sabotaj riski var. Bunu koruyabilir miyiz? Kıbrıs bu açıdan çok önemli yerlerden biridir. İkincisi buradan sızıntı olma ihtimali var, bu sızıntı gerçekten sıkıntı yaratabilir. Üçüncüsü de sızıntı olmasa bile bu petrolü hangi sıkılıkla nerede ve hangi amaçla kullanılacağına ilişkin bir açıklık yok. Petrol Dolum Tesisi ile ilgili kesin bir şey bilmiyoruz. Rafineri olacak mı az miktarda da olsa buradaki herhangi bir petrol türevi başka bir türeve dönüştürülecek mi? Çünkü ham petrolden benzin üretilecekse orda bir proses olacak. Bu proseste ister istemez havayı kirletecek. Dolayısıyla süreci biraz daha bilgi ve duyulan ihtiyacı ayrıntılı sorgulayarak yönetmek gerekir.”

 

“SULU TARIM VE PETROL TESİSİ İYİ YÖNETİMLE OLUR”   

 

Bir taraftan sulu tarım için Türkiye’den su getirilmesi diğer taraftan da petrol dolum tesisi yapılmasında bir tezatlık olmadığını da söyleyen Prof. Kayhan Pala, “Eğer bu ülkenin gerçekten petrol dolum tesisine ihtiyacı varsa, yanında da sulu tarım yapılabilir. İkisi birbirinden ayrı şeylerdir ama İyi yönetim koşulları varsa ayrıdır” dedi. Pala şöyle dedi. “Türkiye’den su gelip gelmemesi ya da ne kadar su geleceği konusunda kesinleşmiş bir takım projeler yok. Dolayısıyla 2014’de Kıbrıs’a suyun gelip gelemeyeceğini göreceğiz. Önemli bir sorun da Türkiye’den verilen rakamlar doğru ise 500 milyon dolarlık bir yatırımla bu suyun gelmesi söz konusu. Su gelsin ama örneğin Kıbrıs’ta yağmur sularını daha güzel bir şekilde yararlanabilecek, bir alt yapıya bir miktar para harcansa da o yağmur suları, sel olarak insanların canın sıkacak bir takım hasarlara yol açmasa. Örneğin sular biriktirme göletlerinde toplansa da daha sonra tarım bundan özellikle damlama yağmurlama yoluyla yararlanabilse, hem çok daha ucuz hem çok daha etkin ve verimli bir yöntem etkili olur.”

 

“TARIM POLİTİKASI MASAYA YATIRILMALI”

 

“Suyun getirilmesi yerine ülkede tarımın daha iyi hangi koşullarda yapılabileceği” sorusunu sormak ve tarım politikalarını A’dan Z’ye mercek altına almak gerektiğini söyleyen Kayhan Pala, tarımla ilgili üretim koşullarında ciddi sorunlar yaşandığının bilindiğini söyledi. Öncelikle tarım politikasının masaya yatırılmasını ve sulma için nasıl bir yöntem geliştirilebileceğine bakılması gerektiğini söyleyen Dr. Pala, “Çünkü tarımda da vahşi sulama yöntemiyle bu iş yapılacak olursa özellikle bu kadar sıcak bir iklimde yine bir işe yaramayacak. İklime bakılarak yağmur ve yer altı suları olmak üzere kendi kaynaklarını nasıl verimli kullanabilirliğinden başlanmalıdır..” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1395 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler