1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Çok 'kırıcı' bu haller!
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

Çok 'kırıcı' bu haller!

A+A-

DİLEK KIRICI’NIN PROGRAMI

Seçime kadar 2010-2015 yazı dizime yoğunlaşıp yorum yazmamayı düşünüyordum, olmadı.
Seçim havası izin vermedi, beni affedin.
TV programıyla ilgili görüşlerimi soran çok oldu, bize de yazmak düştü.

Kanal T'deki Cumhurbaşkanlığı adaylarının katıldığı programdan bahsediyorum.
Dilek Kırıcı'nın hazırlayıp sunduğu program çok konuşuldu, konuşulmaya da devam ediyor.
O gece adaylara soru sorma şansım oldu.
Hepsine sorularım vardı.
Ve bir de aldığım cevaplar…
Soruların ve cevapların içeriğinden çok 'adayların beden dili' ve tavırları beni ilgilendirdi açıkçası.
Programı dikkatle izledim.

Kudret Özersay 'renk vermeme' stratejisi üzerinde bir propaganda yürüttü.
Esas hedefi herkesten oy almak için “bağımsız” rolünü iyi oynamak.
Sık sık “bağımsızlığına” vurgu yapıyor, ne demekse!
Bir partiye bağlı değilim diyor.

İyi de en azından kendi fikirlerine, ekip arkadaşlarının fikirlerine bağlı değil misin diye sormaktan kendimi alamıyorum. (Bkz: Toparlanıyoruz)
Son dönemin modası da bu oldu, bağımsızım!..
Eroğlu ile Akıncı bile ‘bağımsız’ hallerinde...
Komediden de öte bir durum.

Düzenledikleri etkinliklerde bildiğimiz UBP ve TDP tabanı ile dolaşıyorlar, ama bağımsızlar!
Neyse, devam edelim.
Özersay'daki bu ‘bağımsız haller’ dışında ‘ben merkeziyetçi’ bir hava da vardı.
“12 yıllık müzakere deneyimi” diye vurguladı.

Hadi, Derviş Bey bu müzakere işini Özersay olmadan yapamazdı, onu anladık.
Peki diğer liderler?
Hepsi Özersay'a mahkum muydu yani?

Denktaş da, Talat da?
“12 yıldır müzakere yapan benim” tavrı en azından Talat'ın birikimine, duruşuna, emeklerine, mücadelesine haksızlık değil mi?
Bir tek Özersay mı yürüttü bu işleri?
Hadi lideri geçtim, müzakere heyetleri?
Onların da mı katkısı yoktu?

Bu detaylara rağmen yine de Özersay'ın programdaki genel tavrı, duruşu iyiydi, en azından öfkeli değildi.

--------------------------

Programa Mustafa Akıncı'nın agresif tavırları damgasını vurdu.
Sorduğum soruya kaçamak cevap verdi Akıncı.

Aslında sorum açıktı: “1998 UBP-TKP Koalisyon Hükümeti, Dış Politika, birinci madde, Kıbrıs konusu ANAVATAN TÜRKİYE ile birlikte yürütülecektir. Bu programı inceledim, federal çözüme vurgu yok. O dönemde Sayın Akıncı'nın 'KKTC'nin tanıtılması' üzerine söylemleri de vardı. Sayın Akıncı hala KKTC'nin bağımsızlığını mı savunuyor, yoksa görüşleri değişti mi? Eğer görüşleri değiştiyse buna etken ne oldu?”

Cevabı yazmak bile istemiyorum.
Kaçamak, agresif, öfkeli, kontrolsüz ‘kırıcı’ tavır halleri…
İlerleyen yaşının etkisi olabilir.
Zaten bu öfkeli tavır, program boyunca sürdü, Onurer ile söz dalaşına girdi, “Sosyalizm hayaldir” dedi, Özersay'a kızdı, müzakereciliğiyle ilgili “Sen memursun, ben liderim” dedi, kamu görevliliğini aşağıladı.
Her fırsatta Sibel Siber'e dalaştı, laf attı.
Bir ara “Anavatan sevgisi yüreğimizde” dedi.
İyi ki Siber, Onurer, Özersay soğukkanlı davrandı da, program 'tantanaya' dönüşmedi.

-------------------------------

Sibel Siber birçoğunu şaşırttı o gece…
“Birikimi yok, konuşamaz vs” gibi eleştirilerin ne kadar yersiz olduğunu kanıtladı.
Çok rahattı, sakin sakin görüşlerini açıkladı, saldırılara mahal vermedi, gerilmeden kendini anlattı.
Barış ve uzlaşı kültürünün adayı olduğunu ispatladı. 
Siber bu tavrı ile TV programından tam not alarak çıktı.
Hatta daha iddialısını söyleyeyim, o gece oylarını ciddi şekilde artırdı.
 

Yakın çevremde duyduğum yorumlara bakarsak, “kararsız” olanların birçoğunun o geceden sonra Sibel Siber’e oy vereceklerini söyleyebilirim.
CTP karşıtı kimi zavallılar Siber’in programda “ı-pad” yardımıyla destek aldığını söyleyecek kadar küçüldü.
Neyse…

Dilek Kırıcı'nın hazırladığı program, seçim öncesinde 'genel manzara'nın daha net görülmesine yol açtı.
19 Nisan'da seçeceğimiz liderin müzakere ederek Kıbrıs sorununu çözmek gibi ağır bir sorumluluğu vardır.

Bu zor göreve dayanabilecek liderin uzlaşı kültürünü benimseyen, empati yeteneğine sahip, sinirlerine hakim olan, barış dili kullanan özelliklere sahip olması gerekiyor.
Ve TV programındaki manzara bize oy vereceğimiz adayı işaret ediyor.
Gerisi fasa fiso.

[ Bu arada Dilek Kırıcı ve KANAL T’yi kutlarım bu özel program için ]
--------------
Mustafa Akıncı’nın eleştirilmesine “barış yanlıları bir birini eleştirmemeli” mezesiyle ‘kalkan yaratmaya’ çalışan  TDP’li ağır abilerimiz Akıncı’nın TV programındaki halini nasıl yorumluyor acaba? Her fırsatta CTP’ye, adayına saldırmak kime hizmet? Bize akıl vermeye çalışanlar Akıncı’ya ne diyor şimdi? Biz susalım, Akıncı saldırsın ? Taktik bu?

Bu yazı toplam 3144 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar