1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ÇOCUKLAR KORUMASIZ
ÇOCUKLAR KORUMASIZ

ÇOCUKLAR KORUMASIZ

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı hukukçularından Avukat Ceren Göynüklü, yasalarda, çocuk istismarının önlenmesine ve çocukların korunmasına ilişkin ciddi eksiklikler ve ihlaller olduğunu söyledi “ÇOCUK HAKLARINI KORUMADA GÜÇLÜ POLİTİK İRADE YOK

A+A-

 

 

Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı hukukçularından Avukat Ceren Göynüklü, yasalarda, çocuk istismarının önlenmesine ve çocukların korunmasına ilişkin ciddi eksiklikler ve ihlaller olduğunu söyledi

 

“ÇOCUK HAKLARINI KORUMADA GÜÇLÜ POLİTİK İRADE YOK”

 

·        “Devletin çocukların korunmasına ve çocuk hakkı ihlallerinin ortadan kaldırılmasına ilişkin diğer insan hakları sorunlarında olduğu gibi güçlü bir politik iradesi yoktur”

 

·        “Kıbrıs’ın kuzeyinde çocuk haklarına ilişkin çok ciddi ihlaller söz konusudur. Çocuk işçiliği, çocuk suçluluğu, çocuk istismarı gibi sorunlar özellikle ön plana çıkıyor”

 

·        “Çocuklar çeşitli nedenlerle suça itilip ve gelişimleri açısından çok önemli olan bir dönemde ceza almak durumunda kalıyorlar. Bu hususla ilgili, öncelikle ‘çocuk suçluluğu’ olgusu ‘çocuk hakları’ perspektifinden ele alınmalı ve çocuk odaklı yaklaşımlar olmalıdır”

 

   Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı hukukçularından Avukat Ceren Göynüklü, Kuzey Kıbrıs’taki yasalarda, çocuk istismarının önlenmesine ve çocukların korunmasına ilişkin ciddi eksiklikler ve ihlaller olduğunu söyleyerek, “Devletin çocukların korunmasına ve çocuk hakkı ihlallerinin ortadan kaldırılmasına ilişkin diğer insan hakları sorunlarında olduğu gibi güçlü bir politik iradesi yok” dedi.

   Yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmayacağını da vurgulayan Avukat Göynüklü, yasaların etkin bir biçimde hayata geçirilmesinin ve uygulamanın yasalara uygun ve uyumlu olmasının da önemine işaret etti.

   Kuzey Kıbrıs’taki çocuk haklarına ilişkin mevcut durumu ve ihlalleri genel bir çerçeve içinde ele almak amacıyla raporu hazırlayan Avukat Ceren Göynüklü, Kuzey Kıbrıs’taki başlıca çocuk hakkı ihlalleri arasında çocuk istismarı, çocuk işçiliği ve çocuk suçluluğu olduğuna dikkat çekti.

   Göynüklü, Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı’nın, AB tarafından finanse edilen “Kuzey Kıbrıs’ta İnsan Haklarının Haritalandırılması” projesi kapsamında hazırlanan 11 rapordan biri olan Çocuk Hakları Raporu’nun detaylarını açıkladı. Kitap haline de getirilen raporlar Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dilde hazırlandı.

 

“MEVZUATTA CİDDİ İHLALLER VE EKSİKLİKLER VAR”

 

·        Soru: Kuzey Kıbrıs’ta çocuk hakları konusundaki düzenlemeler nelerdir?

·        Göynüklü: Çocuk hakları birçok uluslararası düzenlemede ele alınarak tanımlanmış ve koruma altına alınmıştır. Bu düzenlemeler arasında en temel ve diğer birçok uluslararası ve bölgesel düzenlemeye zemin oluşturan belge 1989 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nca onaylanan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’dir. Çocuk Hakları Sözleşmesi, 1996 yılında onaylanarak Kıbrıs’ın kuzeyinde iç hukukun parçası haline geldi. Söz konusu sözleşme hükümleri, KKTC Anayasası gereğince yasa hükmünde olup bütün devlet organlarını bağlayıcı niteliktedir. Ancak Kıbrıs’ın kuzeyinde yürürlükte olan mevzuat içerisinde çocuk haklarına ilişkin ciddi ihlaller ve eksiklikler bulunuyor. Öncelikle mevzuat içerisinde dilinden ve/veya içeriğinden kaynaklı çocuk haklarını ihlal edici birtakım hükümler vardır. Söz konusu bu hükümler ile çocuk hakları doğrudan devlet tarafından ihlal edilmektedir. Bununla birlikte, çocuk haklarının korunması noktasında yasalar yetersiz ve çok önemli eksiklikler barındırıyor. Söz konusu eksiklikler hem çocuklarla ilgili hususların yasalar içerisinde ele alınmayışından veya yetersiz bir şekilde ele alınışından, hem de genel yasaların yanı sıra çocuklara ilişkin spesifik yasaların var olmayışından kaynaklanıyor. Özellikle, çocuk istismarı, suça itilen çocuklar gibi konulara ilişkin özel yasalar yok.

Çocuklar, henüz kendi kendilerini koruyacak fiziksel ve entelektüel erişkinliğe ulaşmamış olduklarından, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, Kıbrıs’ın kuzeyinde de insan hakları ihlalleri bakımından risk altında bulunan gruplar arasında yer alırlar. Kıbrıs’ın kuzeyinde başlıca çocuk hakkı ihlalleri arasında çocuk istismarı, çocuk işçiliği ve çocuk suçluluğu var. Bununla birlikte, zihinsel ve fiziksel engelli çocuklar, göçmen çocuklar, kimsesiz ve korunmaya muhtaç çocuklar, mülteci çocuklar çocuk hakkı ihlalleri açısından riskli grupları oluşturuyor.

Çocuk tanımı ile ilgili de çok önemli bir ihlal söz konusudur. Yasalar içinde yeknesak bir çocuk tanımı olamamakla birlikte, uluslararası hukukta kabul edilen18 yaş haddi temel alınmamış.

  

ÇOCUK İSTİSMARI...

 

·        Soru: Çocuk istismarı ile anlatılmak istenen nedir ve Kuzey Kıbrıs’taki durrumu değerlendirir misiniz?

·        Göynüklü: Dünya Sağlık Örgütü, çocuk istismarını, “Bir yetişkin tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan ve çocuğun sağlığını, fiziki gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlar” olarak tanımlıyor. Bu tanım çerçevesinde vurgulanması gereken en önemli nokta, çocuk istismarında amacın değil, sonuçların önem taşıması. Başka bir deyişle,yetişkinin niyeti önemli değildir, eylemin çocuk üzerindeki etkisi önemli. Çocuk istismarı, çocuklar üzerinde vahim ve kalıcı zararlara neden oluyor. Çocuk istismarı dört şekilde ortaya çıkabilmektedir, Cinsel istismar, Fiziksel istismar, Duygusal istismar ve İhmal.

Meclis tarafından onaylanarak bağlayıcılık kazanan Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca devlet, çocuk haklarını koruma, çocuk haklarına saygı gösterme ve yerine getirme yükümlülüğündedir. Bu yükümlülükler çerçevesinde istismarı önleyici, çocukları koruyucu her türlü yasal ve idari tedbirin alınması gerekir. Bu bağlamda, yasal tedbirler koruma ve hakların tanınması açısından ilk önemli adımı oluşturur. Kuzey Kıbrıs’taki yasalarda, çocuk istismarının önlenmesine ve çocukların korunmasına ilişkin ciddi eksiklikler ve ihlaller var.

 

CİNSEL İSTİSMAR...

 

·        Soru: Kuzey Kıbrıs’ta cinsel istismar, fiziksel istismar, duygusal istismar ve ihmal ne durumda?

·        Göynüklü: Kıbrıs’ın kuzeyinde, her ne kadar göz ardı edilse de, çok ciddi bir çocuk hakkı ihlali ve sorunu vardır. Son dönemlerde basına yansıyan çocuklara yönelik cinsel istismar olaylarında bir artış gözlemliyoruz. Ancak, yaşanan olayların mı artış gösterdiği yoksa yaşanan olayların dile getirilmesinde bir artış mı olduğu sorgulanması gereken ilk noktadır. Çünkü çoğu zaman, çocuğa yönelik cinsel istismar vakaları tabu olarak görülür ve aileler tarafından şikayet edilmeyerek gizli tutulmak istenir. Çocuklara yönelik cinsel istismarın önlenmesi ve istismara uğrayan çocuklara yardım ulaştırılması konusunda yaşanan en büyük zorluk, bu vakaların gizli kalmasıdır. Çocuğa yönelik cinsel istismar, ülkemizde çok önemli bir sorundur. Cinsel istismara uğrayan çocuklar en ağır şekilde etkilenmekte ve bu etkileri ömür boyu taşımaktadırlar. Bu nedenle gerekli yasal değişiklikler ivedi olarak yapılmalıdır. Yasal değişikliklerin yanı sıra, çocuk istismarının önlenmesine ilişkin devletin bir eylem planı olmalıdır. Bu çerçevede, tespit ve koruma açısından aileler cinsel istismar ve cinsel istismara uğramış çocukların hangi belirtileri gösterdiği konusunda bilgilendirilmelidir. Bu husus, mağdur çocukların tespiti açısından çok önemlidir. Çocukların fuhuş amaçlı kullanılması da Kıbrıs’ın kuzeyinde çocuk istismarının çok ciddi bir boyutunu oluşturmaktadır.

 

FİZİKSEL İSTİSMAR...

 

Fiziksel istismar ise en geniş anlamda çocuğun kaza dışı yaralanması şeklinde tanımlanabilir. En yaygın rastlanılan ve belirlenmesi en kolay olan istismar tipidir. Fiziksel istismarın önlenmesine ilişkin de etkin yasal tedbirler alınmamıştır, hatta maalesef fiziksel istismarı meşrulaştıran maddeler bile vardır. Ülkemizde halen gerek aile içinde gerekse okullarda şiddetin bir “eğitim“ biçimi olarak görüldüğü gerçeği göz ardı edilmemeli ve fiziksel istismarın önlenmesi için gerekli adımlar atılmalıdır.

 

DUYGUSAL İSTİSMAR VE İHMAL...

 

Duygusal istismar da çocukların kendilerini etkileyen tutum ve davranışlara maruz kalarak ya da gereksindikleri ilgi, sevgi ve bakımdan mahrum bırakılarak psikolojik hasara uğratılmaları durumudur. Bu tanımlanması en zor ancak, en sık rastlanan istismar türüdür. Duygusal istismar veya psikolojik örseleme, diğer tüm kötü muamele biçimlerini şemsiye gibi altına toplayan bir olgudur. Tek başına var olduğu gibi fiziksel ve cinsel istismar ile birlikte bulunabilir. Duygusal istismarın geniş kapsamlı olması ve bu sebepten dolayı saptanması zor bir istismar türü olmasından dolayı, yasaların yanı sıra okulların ve eğitimcilerin bu konuda hizmet içi eğitim almaları sağlanmalı ve bilgileri arttırılmalıdır. Duygusal istismar, yasalar içerisinde tanımlanmamıştır bile. Diğer istismar türlerinde olduğu gibi duygusal istismarın tanımlanması ve cezalara tabi tutulması gerekir.

İhmal, çocuğa bakmakla yükümlü kişinin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi, çocuğu fiziksel ya da duygusal olarak ihmal etmesidir. Ceza yasasında ve çocuklar yasasında, etkin olmamakla birlikte, çocuk ihmali ile ilgili hükümler vardır. Söz konusu hükümler kendi içinde ihlaller barındırmakla birlikte yetersizdir.

 

ÇOCUK İŞÇİLİĞİ...

 

·        Soru: Kuzey Kıbrıs’ta çok sayıda çocuğun çalıştırıldığını görüyoruz. Çocuk İşçiliği konusundaki yasal mevzuatı nasıl değerlendiriyorsunuz?

·        Göynüklü: Uluslararası hukukta çocuk işçiliği tanımlanmış ve yasaklanmıştır. Cumhuriyet Meclisi, 2007 yılında, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün “ Kötü Şartlardaki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması Ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Önlemler Hakkındaki Sözleşmesi”ni onaylanarak iç hukukun bir parçası haline getirmiştir. Söz konusu sözleşme, çocuk işçiliğinin önlenmesine ilişkin kriterleri gösterirken, iç hukukta bağlayıcı bir norm oluşturmaktadır. Ancak Sözleşme’nin gerekleri, ne yasal düzenlemeler kapsamında, ne de uygulamada tam anlamıyla yerine getirilmiştir.

 


 

“‘Çocuk suçluluğu’ ‘çocuk hakları’ perspektifinden ele alınmalı”

 

·        Soru: Son zamanlarda artış gösteren çocuk suçluluğuyla ilgili olarak ne gibi adımlar atılmalıdır?

·        Göynüklü: Çocuklar çeşitli nedenlerle suça itilip ve gelişimleri açısından çok önemli olan bir dönemde ceza almak durumunda kalıyorlar. Bu hususla ilgili, öncelikle “çocuk suçluluğu” olgusu “çocuk hakları” perspektifinden ele alınmalı ve çocuk odaklı yaklaşımlar olmalıdır. Çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimini tamamlamamış olması gerçeği her zaman göz önünde bulundurulmalı ve esas amaç suça itilmiş çocukların yargılanıp cezalandırılması değil, çocuğu suça iten sebepler araştırılarak çocuğu rehabilite etmek ve korumak olmalıdır.

Çocuk Suçlular Yasası’nda, çocuk mahkemeleri kurulacağı ve çocukların bu mahkemelerde yargılanacağı öngörülmüştür. Uygulamada özel bir mahkeme bulunmamaktadır. Ancak, mahkemeler çocuğun durumunu gözeterek gerekli tedbirleri pratikte almaya çalışmaktadır ancak bu tedbirler yeterli değildir. Çocuk mahkemelerinin kurulması ve bu mahkemelerin kuruluş, çalışma ve yargılama esaslarının çocuk haklarını koruyacak şekilde tamamen ayrı olarak yasa altında düzenlenmesi gerekir. Bununla birlikte, suç işleyen çocuklara tutuklama ve ceza tedbirlerine en son çare olarak başvurulmalı ve bu tedbirler takdir edilirken çocuğu suça iten sebepler, çocuğun yaşından dolayı fiziksel ve zihinsel gelişimini tamamlamamış olması gibi önemli hususlar dikkate alınmalıdır.

Çocuk mahkemelerinin yanı sıra polis içerisinde birçok ülkede var olan ve “çocuk polisi” olarak adlandırılan çocukların gelişim özellikleri, davranış biçimleri, mülakat teknikleri, iletişim becerisi gibi konularda özel eğitim almış bir polis birimi Kuzey Kıbrıs’ta mevcut değildir ve bir an önce oluşturulması gerekir.

Ayrıca, mevcut durumda rehabilitasyon merkezi olmaması nedeniyle gözaltına alınan ve tutuklanan çocukların polis karakolunda tutulması çocuk haklarını ihlal eden bir diğer önemli husustur. Cezaevine gönderilen çocuklar yetişkinlerle bir arada tutulmaktadır.

 

“ÇOCUK YUVASI KÜÇÜK VE YETERSİZ İMKÂNLARA SAHİP”

 

·        Soru: Geçtiğimiz aylarda devlet koruması altındaki çocukların başına gelen olaylar basına yansıdı. Bir hukukçu olarak korunmaya muhtaç çocukların durumuyla ilgili ne söylemek istersiniz?

·        Göynüklü: Kimsesiz ve korunmaya muhtaç çocukların durumu Kıbrıs’ın kuzeyinde çok ciddi bir çocuk hakları sorununu teşkil etmektedir. Ebeveyinleri ölmüş veya ebeveyinleri tarafından ihmal edilmiş sokakta yaşayan çocukların varlığı çok ciddi bir çocuk hakkı ihlalidir. Çocukların öncelikle tespit edilmesine ve korunmasına ilişkin devlet tarafından geliştirilen uygulamalarda bir takım eksiklikler söz konusudur. Bunun yanı sıra, tespit edilen ve koruma altına alınan çocuklarla ilgili çok ciddi sıkıntılar var. Koruma altına alınan çocuklar Lefkoşa’da bulunan Çocuk Yuvası’na yerleştiriliyor ancak çocuk yuvasının küçük ve yetersiz imkânlara sahip olması en önemli sorunlardan biridir. Bununla birlikte, sadece belli bir yaş aralığındaki erkek çocuklar kabul edilmekte veya yuvadaki erkek çocukların bu yaşlara gelince yuvada kalmasına izin veriliyor. Yuva içinde personel eksikliği, güvenlik sorunları, çocuklara yönelik bir takım ayrımcı yaklaşımlar, kötü muamelenin varlığı, yuvadaki çocuklara yönelik toplumsal ilgisizlik ve dışlanma gibi hususların da varlığı kimi zaman gündeme gelmekte ve bu alanda çalışan uzmanlar tarafından dile getirilmektedir.

 

·        Soru: Çocuk hakları açısından medyanın tutumunu nasıl değerlendirirsiniz?

·        Göynüklü: Medya kuruluşları çocuk haklarının korunmasında ve çocuk haklarına ilişkin bilincin yaygınlaştırılmasında büyük bir öneme sahiptir. Öte yandan, çoğu zaman çocuk haklarını ihlal eden taraf olarak da karşımıza çıkıyor. Kıbrıs’ın kuzeyinde çocuk hak ihlallerinin verilişinde medya kuruluşları çocuğun yararını ve korunmasını göz ardı etmekte ve kimi zaman çocuğu tiraj “malzemesi” olarak görüyor. Basın yayın kuruluşlarının çocuk hakları konusunda bilinçlendirilmesi ve çocuk haklarına saygılı yayın yapılması, çocukların ifade özgürlükleri açısından medyada etkin temsili açısından gerekli adımların atılması gerekir.

 

·        Soru: Çocuk haklarının korunması için önerileriniz nedir?

·        Göynüklü: Mevzuatın uluslararası normlar çerçevesinde revize edilmesi gerekmektedir. Devlet, onayladığı ve iç hukukun bir parçası olarak kabul ettiği insan haklarını koruyan uluslararası anlaşmaları uygulama ve bu anlaşmalarda korunması gerekli görülen haklara saygı gösterip koruma ve pratikte uygulamaya koyma sorumluluğu taşır. Yasalar çocuk haklarının korunması yönünde yetersiz kalıyor. Özellikle ilgili kurumların çocuk hakları ihlallerinde aldığı tedbirlere yasal zemin oluşturan Çocuk Yasası, Çocuklara yönelik suçları düzenleyen Ceza Yasası, suça itilen çocuklara ilişkin hükümlere yer veren Çocuk Suçlular Yasası içerisinde çocuk hakları açısından ciddi ihlal ve eksiklikler vardır. Çocuk haklarını ihlal eden hükümlerin yeniden gözden geçirilmesi gerekir.

Görüldüğü üzere, Kıbrıs’ın kuzeyinde çocuk haklarına ilişkin çok ciddi ihlaller söz konusudur. Çocuk işçiliği, çocuk suçluluğu, çocuk istismarı gibi sorunlar özellikle ön plana çıkıyor. Bununla birlikte, göçmen çocuklar, engelli çocuklar, kimsesiz ve korunmasız çocuklar, mülteci çocuklar kendi özel durumları içinde farklı şekillerde de ihlallere maruz kalıyor. Söz konusu bu ihlal ve sorunlara ilişkin olarak gerek devlet gerekse toplum düzeyinde bilginin ve farkındalığın eksik olduğu ve çocuk hakları ihlallerinin gerektiği ölçüde sorunsallaştırılmadığı mevcut tabloya bakıldığında aşikârdır.

Öncelikle, devletin çocukların korunmasına ve çocuk hakkı ihlallerinin ortadan kaldırılmasına ilişkin diğer insan hakları sorunlarında olduğu gibi güçlü bir politik iradesi yoktur. Yasalar diğer tüm insan haklarında olduğu gibi çocuk hakları açısından da çok önemli bir yere sahiptir; çocuk hakları yasal düzenlemeler içinde tanımlanmalı ve çocukların korunmasına, çocuk hakları ihlallerinin önlenmesi ve ortadan kaldırılmasına ilişkin tedbirler ve mekanizmalar öngörülmeli ve tüm bu hususlar yasalar çerçevesinde güvence altına alınmalıdır. Ancak, yasal düzenlemelerin var olması insan haklarının korunmasında tek başına yeterli değildir. Çıkarılacak yasaların etkin bir biçimde hayata geçirilmesi ve uygulamanın yasalara uygun ve uyumlu olması da gerekir. Aksi taktirde yapılacak yasalar “metin” den öteye gidemez.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1414 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler