1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ÇOCUK HAKLARI MI? O DA NE?
ÇOCUK HAKLARI MI? O DA NE?

ÇOCUK HAKLARI MI? O DA NE?

Ayşe BAŞEL: Geçtiğimiz hafta ülkemiz, 7 yaşındaki küçük Mustafa’nın Babası tarafından hunharca dövülerek öldürülmesi olayı ile çalkalandı.

A+A-

 

 

 

 

Ayşe BAŞEL

 

         Geçtiğimiz hafta ülkemiz, 7 yaşındaki küçük Mustafa’nın Babası tarafından hunharca dövülerek öldürülmesi olayı ile çalkalandı. Mustafa’yı babasına bırakan annesi üzgün, pişman ve öfkeli, halk şaşkın, öfkeli ve isyankar.

         Bu üzücü olay çerçevesinde ‘çocuk hakları’nın ülkemizdeki varlığını ve anayasamızda yer alan ‘sosyal devlet anlayışı’kavramını tekrardan sorgulama ihtiyacı hissettim. Fakat bu kez ben de çok öfkeliyim. Çünkü yıllardır yapılması gerekenleri biz uzmanlar, bu alanda çalışan kişiler sürekli yazdık, konuştuk, projelendirdik, sunduk... Kısacası desteksizce, kendi kendimize çırpındık. Dönüp baktığımda bir arpa boyu yol alamadığımızı ve bu yol alamamanın bizlerden kaynaklı sebepler olmadığını gördüğüm zaman haliyle öfkeleniyorum. Hele bir de bu üzücü olay üzerine siyasilerin çıkıp yapmadıklarını yapacaklarını söylemelerini, yapmadıkları birçok şeyi halhazırda yapıyor olduklarını anlatmalarını ki biz buna ‘yalan söylemek’ diyoruz, saçma sapan açıklamalarla bu yükümlülüğü başkalarına yıkmaya çalışmalarını gördükçe öfkemi dizginleyemiyorum.

        

SINIFTA KALDIK

 

Biz 1996 yılında BM Çocuk Hakları Bildirgesi’ne imza koyan bir ülke olarak çocuk haklarının uygulaması ve yaygınlaştırılması hususunda sınıfta kaldık. Bu bildirgeye imza koyan ülkeler, sözkonusu bildirgenin maddelerini iç hukuk sistemlerine katıp uygulamayı taahhüt etmek üzere bu imzayı atarlar. Bizimkisi sanırım dostlar alışverişte görsün cinsinden bir imza koymaydı ki bugün bildirgenin hiçbir maddesinin yasal çerçevede uygulandığını göremiyoruz. Bunlar belki bin kez yazıldı, söylendi, irdelendi... Biz dile getirmekten sıkıldık fakat yetkililer ısrarla yapmamak ve dikate almamaktan bıkmadılar usanmadılar. Bu gibi hususlarda önleyici çalışma yapmanın önemini hala idrak edemediler. Örneğin, çocuk yuvasının şartlarını iyileştirmek için iki kızımızın oradan kaçıp, kötü şeylere maruz kalmaları gerekiyordu. Ya da çocuk koruma kanununu ülkede yaşayan her çocuğa hizmet götürülebilecek bir şekle sokabilmek için Mustafayı kurban vermemiz gerekiyordu. Egemenlik konusunda ahkam kesmek en iyi yapılan iş bizim ülkemizde, fakat su götürmez bir gerçek var ki egemenliği bile anlamını bilmeden dillendiriyorlar. Egemenlik, bir bayrak altına insan toplmakdan ibaret değildir. Egemen olabilmek için, o kara parçası üzerinde yaşayan herkesin, vatandaş olmasını ya da olmamasını gözetmeksizin çeşitli politikalar çerçevesinde refah düzeyini, can güvenliğini, sosyal yaşam standartlarını eşit ve olumlu bir seviyede tutabilmektir. Eğer ülkemize gelen ve dezavantajlı nüfus içerisinde yer alan  göçmen çocuklar korunamayacaksa o zaman ivedi bir şekilde nüfus ve göç politikası  geliştirmek gerekmektedir. Tabi bunu yapabilmek için bunların gerekliliğini iyi anlamak ve bunun gerekliliğine inanmak da gerekir. Halk küçük Mustafa’yı öldüren babasına saldırdı. Evet haklıydılar belki öfkelenmekte fakat şunun da farkına varmakta fayda var ki, devlet Mustafa’nın babasından çok daha fazla suçlu ! ‘Bilseydik müdahale ederdik.’ demek sadece timsah gözyaşları gibi adeta. Bilmelisiniz ve müdahale etmelisiniz !

        

NELER YAPILMALI?

 

Peki neler yapılmalı? Tüm bunların eksikliğinin bir algı sorunu olduğunu farzederekten tekrar sıralayalım yapılması gerekenleri. Öncelikle, korunmaya muhtaç çocuklara göçmen, vatandaş statüsünü gözetmeksizin en erken ve etkili bir şekilde müdahale etmek ve çocuğu korumak gerekli. Bilindiği üzere devlete ait çocuk yuvamızda sadece kız çocukları barındırıyoruz, erkek çocukları ise belli bir yaştan sonra sokağa atıyoruz. Bunu yapmamızın gerekçesi nedir tam olarak bizler anlamış değiliz. Bu nedenle ivedi bir şekilde erkek çocukların da barındırılabileceği şekilde ya yuvanın şartlarının iyileştirilmesi ya da sadece erkek çocuklar için, devlete ait atıl durumda duran boş binalardan birisini kullanıp bir yuva acilen yapılmalıdır ve gerekli tüm donanıma (personel, ekipman, eşya, vs.) sahip duruma getirilmelidir. Halk içerisinde birçok kişi koruyucu aile kavramından haberdar değildir ve korunmaya muhtaç çocuklar için koruyucu aile olabileceğini bilmemektedir. Koruyucu aile kavramına dair toplumda farkındalık yaratılmalı ve duyarlı davranılmasının gerekliliği de belirtilmelidir. Çocuk istismarı ile ilgili bir erken uyarı mekanizması en erken zamanda yürürlülüğe sokulmalu ve yapılandırılmalıdır. Örneğin vatandaşların çocuk istismarını ihbar edebilecekleri ve yetkili tüm kurum/kuruluşlarla ortak hareket eden bir kriz müdahale hattı veya ihbar hattı hizmete sokulmalıdır. Çocuk istismarı ile birincil derecede karşılaşma olasılığı olan meslek grupları (Acil servis doktorları, Çocuk doktorları, Öğretmenler, vb.) konuya dair eğitilmeli ve yönlendirme yapmaları üzere bilinçlendirmelidirler. Tüm bu sorunlara müdahale etmekle mükellef olan devlet kurumu, Sosyal Hizmetler Dairesi’ndeki tüm personeli bu konularla ilgilenebilecek hale getirebilmek için üstlerinde ekstra külfet yaratan işlerin daha farklı bir kurumun sorumluluğuna verilerek yüklerinin hafifletilmesi gerekmektedir (ör. “T” izinlerini bu kurumun veriyor olması ekstra bir iş yükü olarak nitelendirilebilir.). Böylelikle, Sosyal Hizmetler Dairesi de gereksiz işlerle uğraşmak yerine, aile güçlendirme ve bilinçlendirme çalışmalarını etkili bir şekilde yapabilecektir. Ve son olarak da, madem ki bizler onların haklarını gözetemiyoruz, bari çocuklar kendi haklarına dair bilinçlensinler ve haklarına sahip çıksınlar diye okullarda varolan eğitim müfredatları içerisine ‘Çocuk Hakları’ kapsamında ivedi bir şekilde yeni bir müfredat entegre edilmelidir.        

 

İZLEYECEĞİZ

 

Tüm bu saydıklarımı, 17 Nisan sabahı, Başbakanlık önünde toplanan Toplumsal Cinsiyet ve Azınlıklar Enstitüsü, Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı, Bağımsız Psikologlar İnsiyatifi, ve konuya duyarlı bireyler olarak ‘Çocuk İhmal ve İstismarını Önleme İnsiyatifi’ adı altında birleşerek yetkililere sunduk. Hep birlikte neler olacağını izleyeceğiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 528 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler