1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Cinayet haberinde bağlam yanlış
Cinayet haberinde bağlam yanlış

Cinayet haberinde bağlam yanlış

Yenidüzen de dahil Kıbrıs Türk gazetelerinin neredeyse tamamına yakını Pazar günkü (2 Eylül) manşetlerine bir cinayet ve intihar haberini çıkardılar. Gazimağusa’da gerçekleşen olayda, katil (zanlısı), bir kadını öldürdükten sonra kendisini de vurara

A+A-

 

 

Yenidüzen de dahil Kıbrıs Türk gazetelerinin neredeyse tamamına yakını Pazar günkü (2 Eylül) manşetlerine bir cinayet ve intihar haberini çıkardılar. Gazimağusa’da gerçekleşen olayda, katil (zanlısı), bir kadını öldürdükten sonra kendisini de vurarak öldürmüştü.

Feminist Atölye (FEMA), cinayetin haberleştirme biçimini eleştiren bir basın açıklaması yaptı. 6 Eylül Perşembe günkü Yenidüzen’de yayımlanan bu açıklamada, medyanın, defalarca eleştirilmesine rağmen erkek egemen dilini bu haberde de tekrarladığı ve yaşanan olayı bir “aşk cinayeti”, katili de “delice âşık olan ve kıskançlıktan gözleri dönen” birisi olarak yansıttığı ifade ediliyordu. Açıklamada, sıralanan mazeretlerle cinayetin haklılaştırılmasına, doğallaştırılmasına ve masumlaştırılmasına katkıda bulunulduğu, oysa olayın bir kadın cinayeti olduğu belirtiliyordu.

Yazıişleri Müdürü Cenk Mutluyakalı’ya FEMA’nın eleştirisi hakkındaki değerlendirmesini sordum:  “Cinayet haberinin içeriğine yönelik sizin ve FEMA’nın eleştirileri önemli, bu konuda daha özenli ve dikkatli olmamız gerekiyor. Haberi, çok tecrübeli ve aynı zamanda kadın bir gazeteci, Sevgi Yalman kaleme aldı. Bu yönde belki yeni bir eğitim çalışması yapmalıyız” dedi.

FEMA aktivisti Doğuş Derya ile de telefonda görüştüm. Derya, gazetecilerin bu tür olayları haber yapma biçimlerinin sorunlu olduğunu, gazetecilerle birlikte bu tür konularda farkındalık yaratmak için bazı girişimlerde bulunduklarını, ancak henüz yeterli bir mesafe alınamadığını söyledi. Bir de gazetecilerin, “bize işimizi mi öğreteceksiniz” gibi bir savunma mekanizması içinde olduklarını, dışarıdan gelen bu türden taleplere pek sıcak bakılmadığını ifade etti. Derya ayrıca, basındaki bu tür konulardaki haberleri sürekli izleyecek ve raporlaştıracak kurumsal bir girişimin gerekli olduğunu, ayrıca toplumsal cinsiyete duyarlı haber dilinin yerleşebilmesi için gazeteciler ve sivil toplum örgütlerinin işbirliğiyle geliştirilecek bir özdenetim mekanizmasının kurulmasının faydalı olabileceğini söyledi.        

OKUR TEMSİLCİSİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ

Bu tür haberlerin nasıl verilmesi gerektiği ile ilgili düşüncelerimi belirtmeden önce, Yenidüzen’de Sevgi Yalman imzasıyla yayımlanan, “Gözü Döndü Dehşet Saçtı!” (2 Eylül) başlıklı haberdeki bazı ayrıntılarla ilgili eleştirilerimi aktaracağım. Haberin spotunda, “4 yıl önce KKTC vatandaşı olmak amacıyla Yusuf Sapmaz isimli kişiyle formalite evliliği yaptığı öne sürülen İrmane (İmrane) Sapmaz..” ifadeleri yer alıyor. Doğruluğu bile tartışmalı olan bu bilginin cinayeti anlamamıza hiçbir katkısı yok. Haberdeki bir başka  iddia ise, öldürülen İmrane Sapmaz’ın, katil (zanlısı) Yusuf Sapmaz’ın eski sevgilisi olduğu yönünde. Başka gazetelerde tam tersi ifadeler yer alıyor. Haberdeki asıl sorun, iddialara ilişkin hiç kaynak gösterilmemesi. “Öğrenildi”, “öne sürüldü” gibi ifadelerle verilmiş iddialar. Kaynak olsaydı, hiç olmazsa okur bu iddiaları kimin dile getirdiğini anlardı. 

Peki bu tür haberler nasıl verilmelidir? İlk başta, sansasyonel bir nitelik taşıyan bu türden cinayet, intihar, tecavüz, istismar haberlerini birinci sayfadan manşete çıkarmanın yanlış olduğunu, çünkü benzer türde vakaları tetikleyebileceğini düşünüyorum. İkincisi, özellikle kadın cinayetlerinde, cinayeti haklılaştırmaya hizmet edebilecek öyküleştirmelerden veya detaylardan kaçınılması ve haberin kadına yönelik şiddeti ön plana çıkaran bir bağlam içerisinde verilmesi; hele de aşk gibi pozitif bir duygunun cinayet nedeni olarak vurgulanmasından uzak durulması gerekir.


 

Tabipler Birliği’nden medya eleştirisi

Yenidüzen’de Salı günü (4 Eylül), “Hasta yakınları dehşet saçtı!” başlığıyla 2. sayfada verilen haberde, tedavi sırasında yaşamını yitiren bir hastanın yakınlarının, doktoru, güvenlik görevlisini ve bölüm sekreterini darp ettiği bildirilmişti.

Olayın üzerinden 2 gün geçtikten sonra Kıbrıs Türk Tabipler Birliği ve Tabipler Odası adına bir basın açıklaması yapıldı. Olayı kınayan ve önlem alınmasını isteyen açıklamada medya da eleştirilmişti. Açıklamada, “Medyanın da şiddeti beslediğini, örneğin hasta şikâyetlerinin baş sayfadan verildiğini ama maalesef ki doktor arkadaşımızda yaşadığımız gibi meslektaşlarımıza karşı yapılan şiddet olaylarının arka sayfalarda küçük yazılar halinde yer almasını adaletli bir gazetecilik olarak görmüyoruz” deniliyordu.

Açıkçası bu açıklamada ifade edilen talebe katılmam mümkün değil. Doktorlara ve hastane personeline yönelik şiddet olaylarının birinci sayfadan, manşetten verilmesi, sanıldığının aksine caydırıcı değil teşvik edici rol oynayacaktır. Kadın cinayeti haberi için yaptığım eleştiride, haberin manşetten verilmesinin doğru olmadığını ifade etmiştim. Aynı durum bu haberde de geçerlidir. Yenidüzen gazetesi haberi 2. sayfadan yeterli ayrıntıyla vermiştir.

Ayrıca, bu tür basın açıklamalarında genelleyici ifadeler kullanmanın da yanlış olduğunu ifade etmeliyim. “Medya şiddeti besliyor” dendiği zaman, hepsi aynı oranda suçlanıyor. Bu durumda da neyin doğru neyin yanlış olduğunun önemi kalmıyor.     


 

YENİDÜZEN MUHABİRLERİNİN HABER KARNESİ

Geçen hafta (2-8 Eylül) Yenidüzen muhabirlerinin imzasıyla 20 haber yayımlandı. Didem Menteş 9, Meltem Sonay 5, Tanju Konuralp 4 ve Sevgi Yalman 2 habere imza attı. Haftanın en üretken muhabiri yine  Didem Menteş.

Yayımlanan haberler içinde; Didem Menteş’in “Camiden ‘net’ bağlantısı” ile “Çocug doğdug, çocuk öleceyig” (2 Eylül); Tanju Konuralp’in “Önce zehir şimdi felaket” (4 Eylül) ve “Sırada Lefke mi var?” (5 Eylül); Meltem Sonay’ın “Kepenkler yorgun” (6 Eylül) başlıklı haberlerini geçen haftanın dikkat çeken haberleri olarak not ettim.

       

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1099 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler