1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ‘Cılk’laşmadan!
‘Cılk’laşmadan!

‘Cılk’laşmadan!

"Tepede" bir yerlerde "iktidar" mücadelesi var. Ve benim ülkemde, hemen "rolünü" benimsiyor pek çok insan!.. "Makamların" bir amaç değil, araç olduğunu unutarak. Asıl karşı çıkmamız gerekenin, birbirlerini alt etmek uğruna çevresini ve ülkesini "kullanan"

A+A-


 

"Tepede" bir yerlerde "iktidar" mücadelesi var.
Ve benim ülkemde, hemen "rolünü" benimsiyor pek çok insan!..
"Makamların" bir amaç değil, araç olduğunu unutarak.
Asıl karşı çıkmamız gerekenin, birbirlerini alt etmek uğruna çevresini ve ülkesini "kullanan" beyinler olduğunu görmezden gelerek…
İlla birilerinin "yanında" yer almak değil, bu düzene "isyan" etmemiz gerektiğini anlamayarak…

* * *

Eroğlu ve Küçük güç yarışında...
On binler "saflıkla" izlerken gelişmeleri…
Kimileri "saf"ını tutmuş durumda…
Bakanından vekiline, bürokratından memuruna, gazetecisinden sermayedarına pek çoğu "birine karşı, ötekinin yanında" yer alarak, kendi "küpünün" derdinde…
Bir yanda "hükümet" imkanları var…
Öte yanda "güç" odakları…
Bir yanda yağ, bal, reçel…
Öte yanda dondurmalı ekmek kadayıfı…

* * *

İnsanların "yaraları" üzerinden birbirini avlayan, tekmeleyen, kuyular kazan yeni bir "güç kavgası" bu!..
Kimin için peki?
Bu ülkenin yarınları için mi acaba, hadi canım siz de…
Bu "güç kavgası" yüksek öğrenimin son senesindeki gene "iş" umudu veriyor mu?
Sabahın köründe hastane kapısında ömrünü biraz daha törpüleyen yaşlı insana ilaç oluyor mu?
Eğer "torpilin" yoksa, tüm kapıların yüzüne kapandığı sistemi kurcalıyor mu?
Kimliğinizi kazandırıyor mu size, dünyanın herhangi bir ülkesinde dikkate alınmak için!..
Önünüzü açıyor mu, bilginiz ve yeteneklerinizi daha ileriye taşımak adına.
Ya da "umursuyor" mu tüm bunları!..

* * *
"Güç kimde" bakışmaları arasında, hangi "saf"ta ve nerede duracağını düşünen onlar, yüzler, binler!..
Ne zaman ki "küçücük" çıkarlar uğuruna ruhunuzu bu vahşi, bencil, kişiliksiz anlayışlara teslim etmezsiniz.
İşte o zaman güç sizdedir…
Ne der bir Rum atasözü, " "Taş da yumurtanın üstüne düşse, yumurta da taşın; olan yine yumurtaya olur."
Anladık, hep "yumurta" olduk bu topraklarda…
En azından "cılk" olmayalım bu kadar…


 






Etnik köken, kimlik, saygı

Tahsin Ertuğruloğlu'ndan mesaj aldım, dünkü yazım üzerine:

·        "Ben Kıbrıslı Türk diye bir kimlik yoktur demedim, Kıbrıslı diye MİLLİ bir kimlik yoktur dedim ve demeye de devam edeceğim…"

* * *
İnsanlar kendi kimliklerini, aidiyetlerini tanımlayabilirler…
Bunun için başkasının aklına ihtiyaçları yoktur.
Ya da bir başkasının "kimlik tayini" yapmasına…
Ayrıca çok da önemli değildir, çünkü asıl olan "insan"dır…
İşin "milliyetçilik" kısmına hiç kafam basmadı zaten…

* * *
"Etnik kimliği kökene dayandırma anlayışı bir anlamda ırkçılıktır. Dayatma olduğu kadar da insan haklarına saygısızlıktır" diye mesaj yazdı, bir okurum.
Sorun burada zaten, SAYGI…
Benim, Tahsin beyin kendini "Türk" olarak tanımlamasına itirazım olmadığı gibi saygı da duyabilirim.
Tek beklenti, aynı saygıyı Tahsin beyin de, başkalarına göstermesidir, "dayatma" sevdasından vazgeçerek…

(ayrıca, hiç izlemedim ama televizyonda meşhur bir Osmanlı dizisi varmış. Nice insan diziyi izledikçe "milliyet" konusunda, bunalıma girmiş!..)

 

 

 

 

Bu haber toplam 1390 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler