1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ÇİKOLATALI NOBEL VE BİZİM LAĞIMLAR
ÇİKOLATALI NOBEL VE BİZİM LAĞIMLAR

ÇİKOLATALI NOBEL VE BİZİM LAĞIMLAR

Radikal Gazetesi’nde geçtiğimiz gün yayımlanan ilginç bir haber vardı. Haberde New England Journal’de yer alan bir araştırmaya yer veriliyor. Araştırmaya göre, yıllık çikolata tüketimi ile Nobel kazanımı arasında doğru bir orantı var. Örneğ

A+A-

 

 

Radikal Gazetesi’nde geçtiğimiz gün yayımlanan ilginç bir haber vardı.

Haberde New England Journal’de yer alan bir araştırmaya yer veriliyor. Araştırmaya göre, yıllık çikolata tüketimi ile Nobel kazanımı arasında doğru bir orantı var.

Örneğin, dünyada çikolata tüketiminde ilk sırada olan İsviçre, Nobel ödülleri konusunda da ilk sırada.

Araştırmada, ABD, Almanya ve Fransa orta sırada yer alırken, Japonya, Brezilya ve Çin ise alt sıralarda yer alıyor.

Araştırmanın tek istisnası ise, İsveç...

İsveç kişi başına, yıllık 6.4 kg çikolata tüketiyor. Bu hesaplamaya göre, sadece 14 Nobel alması gerekirken, 34 Nobel ödülü almış.

Çikolatanın bu mucizesi, zeka gelişimini doğrudan etkileyen içerdiği bir antioksidan maddeden kaynaklanıyor.

Araştırmayı okuyunca ister istemez gülümsedim. Ve haklı olarak merak ettim.

Biz mesela, kimyasallarla beslenerek, lağım suyu kullanarak kaç Nobel toplarız!?

Sokaklardan gelen sesler aslında nasıl ve nerede yaşadığınıza dair önemli bir göstergedir.

Kimi zaman arabesk müzikler yükselir yaşadığınız sokaktan, bazen bir seyyar satıcı, bazen kalabalık bir çocuk cıvıltısı, şehrin gürültüsü ve korna sesleri…

Bunların hepsinin de kendi içinde sosyolojik bir çıkarımı vardır.

Bugünlerde bizim sokaktan sadece su tankerlerinin sesi yükseliyor.

Önceleri jeneratör sesi gibi gelen, ne olduğunu anlamakta tereddüt ettiğimiz sesler, şimdilerde sabahları uyandığımız, geceleri uykuya daldığımız, hayatımızın ayrılmaz parçası olan seslere dönüştü.

Şebeke suyuna kanalizasyon karıştığı haberlerinin ardından, yetkililerden tatmin edici bir açıklama ya da hizmet alamayan Lefkoşalılar, kendi çözümlerini kendileri yaratmaya çalışıyor.

Her zamanki gibi…

Hal böyle olunca da başta Lemar bölgesi ve Taşkınköy olmak üzere, Lefkoşa’nın önemli bir bölümü, yoğun bir tanker trafiğine sahne oluyor.

Su işleri, büyük bir pazar olma yolunda hızla ilerliyor. Tanker sahipleri oldukça yoğun. Abone usulü çalışıyorlar, hemen gelemiyor ve yeni abone kaydedemiyorlar.

Su depolarını temizleyen ekipler de muazzam bir yoğunlukla çalışıyor. Temizlik için en erken 1 hafta sonrasına randevu alabiliyorsunuz.

Su deposu hizmeti verenler de öyle.

Bugünlerde Lefkoşa sokaklarında biriken çöplerin arasında dolaşan koca koca tankerler, yüklü depocular ve ardı ardına giden temizlikçiler görüyorsunuz.

Bizim sokağın sesleri de bunlardan ibaret.

Bu aralar Lefkoşa böyle yaşıyor.

 İşin başka traji komik tarafı da bu tankerler arasında gördüğünüz reklam panoları.

“Asrın su projesi…. Güçlü KKTC, Büyük UBP”

İşte bizi yönetenlerin anlayışı bu... Projenin kendisi ile uzak yakın ilişkisi olmayan, gelecek su için tek satırlık politika üretemeyen yönetim, bunu bir kurultay malzemesi olarak kullanıyor bu aralar.

Projenin esas sahiplerinin yeni kıyağı olsa gerek.

Panoların bir başka ibretlik reklamı ise, Ercan Havalimanı ihalesi üzerinden yapılıyor. İhale şartnamesini bile doğru düzgün hazırlamaktan aciz, Çukurova Havalimanı ismi ile kopya bir şartname ile birçok şaibeyle çıktığı ihaleyi, şimdi kurultayın bir başka malzemesi olarak kullanıyor, aynı anlayış.

Peki bu reklamlar işe yarıyor mu?

Sanırım bir şekilde en azından bugüne kadar iş yapmışlar.

Baksanıza, dünya Nobellerini sıralarken, bizim kaderimize bunlar düşüyor.

Biz böyle yaşıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 635 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler