1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Çiçek, Atalay, Eroğlu, Küçük
Çiçek, Atalay, Eroğlu, Küçük

Çiçek, Atalay, Eroğlu, Küçük

Beşir Atalay Türkiye’de Başbakan Yardımcısı... Cemil Çiçek’in bıraktığı yerden ‘Kıbrıs İşlerinden Sorumluluk’ üstlenmiş. ‘Kıbrıs İşleri’ ne demekse!.. Ortada bir ‘Kıbrıs işi’ mi var? Aslında bakanlığın a

A+A-

 

 

 

Beşir Atalay Türkiye’de Başbakan Yardımcısı...

Cemil Çiçek’in bıraktığı yerden ‘Kıbrıs İşlerinden Sorumluluk’ üstlenmiş.

‘Kıbrıs İşleri’ ne demekse!..

Ortada bir ‘Kıbrıs işi’ mi var?

Aslında bakanlığın adı yanlış. Doğrusu ‘KKTC’deki hükümeti kontrol bakanlığı’ olmalıydı.

UBP hükümeti döneminde başka bir ‘Kıbrıs işi’ yok ki!..

Bir ‘emir-komuta’ zinciri var: Oradan buraya ‘talimat’ geliyor. Buradakiler herhangi bir süzgeçten geçirmeden derhal hazır ola geçip ‘vazife’lerini yapıyorlar.

Sonra ‘Kıbrıs İşleri Bakanı’ gelip birkaç olumlu cümle sarf edince kocaman bir “Sağol” çekip, esas duruşlarını gösteriyorlar.

Ne bir itiraz, ne bir tartışma ortamı...

Koltuğu riske atacak tavırlara ne gerek var ki?

Vizyonda yalnızca bir ‘koltuk’ olunca, gerisi zaten teferruat...

**

Cemil Çiçek’in tantanalı ‘Kıbrıs İşleri Bakanlığı’ devrinden sonra bu göreve getirilen Beşir Atalay son ziyaretinde ‘aferin’ dedi diye kaç gündür keyifleri yerinde bizimkilerin...

İrsen Küçük, 2011’in ilk aylarında başına gelenlerden iyi ders almış olmalı.

Hatırlayın, ekonomik önlemlere karşı toplum çok büyük bir tepki ortaya koymuş, arka arkaya dev ‘Toplumsal Varoluş Mitingleri’ düzenlenmişti.

Tam da bu ortam içinde Cumhurbaşkanı Eroğlu “Sosyal dokuyu bozmayın” çağrısı yapma ihtiyacı hissetmiş, uygulanmakta olan tedbirlerin baş mimarı olarak gördüğü dönemin Yardım Heyeti Teknik Başkanı Halil İbrahim Akça’nın görevden alınmasını talep etmişti.

Ankara’daki siyasi iktidarın bu talebe tepkisi çok sert ve çok da diplomasi dışı olmuştu.

Cemil Çiçek’in bastırması sonucu Halil İbrahim Akça görevden alınmak şöyle dursun, ani ve beklenmedik bir şekilde TC Lefkoşa Büyükelçisi yapılıvermişti.

Toplumla iyi ilişkiler kurmayı başaran Kaya Türkmen ise çok erken ve çok hoş olmayan anilikte görevden alınıp merkeze çağrılmıştı.

İrsen Küçük o günlerde Ankara’ya koşmuş, meşhur “Maaşınız kaç Sayın Başbakan?” sorusuna muhatap olmuş ve “7,5-8” cevabıyla ‘siyasi-mizah tarihi’ne adını yazdırmıştı.

Ancak adını oraya yazdırırken, bir daha asla Ankara’yla en ufak bir polemiğe girmeme konusunda yemin etmişti.

Zira İrsen Küçük’ün hedefi büyüktü: Başbakanlığa devam etmek ve günü geldiğinde partisi adına Cumhurbaşkanı adayı olabilmek...

**

Beşir Atalay’ın “Ekonomik göstergeler iyiye gidiyor” sözleri karşısında tutulan alkışın perde gerisindeki bu süreci akılda tutmakta yarar var.

Vizyonda ‘koltuk’ var yalnızca ve bu yüzdendir ki Başbakan halkın yaşadıklarının tam tersi bir algıya karşı çıkamıyor.

Kapalı kapılar arkasında dahi Beşir Atalay’a “Sayın Bakan, size sunulan raporlardaki bazı rakamlara bakmayın. Halk infial içindedir. İnsanların alım gücü azalıyor. İşsizlik artıyor. Umutsuzluk had safhaya ulaştı” demiyor, diyemiyor.

Bu ‘sahte’ görüntüyü arkasına alıp, sanki ortada bir başarı varmış gibi kurultay ve saray hesapları yapıyor.

Eroğlu ise uygulanan ekonomik programın altındaki imzalardan birinin sahibi sıfatıyla ve Akça mağlubiyetinin de etkisiyle şimdilik sessizliği tercih ediyor.

Sokaktaki vatandaş ise yarına çok daha karamsar bakıyor.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 702 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler