Ceza

Ceza

Kendimi ihbar ediyorum. Radar cezamı ödemedim. *** Radarın yazmasından ancak 9 ay sonra devletin beni bulabildiği, ödenmesi gereken günden bir gün gecikme ile ödemeye gittiğim için iki kat cezanın alınmak istenmesi nedeni ile cezayı ödemedim. *** Ned

A+A-

 

 

Kendimi ihbar ediyorum.

Radar cezamı ödemedim.

***

Radarın yazmasından ancak 9 ay sonra devletin beni bulabildiği, ödenmesi gereken günden bir gün gecikme ile ödemeye gittiğim için iki kat cezanın alınmak istenmesi nedeni ile cezayı ödemedim.

***

Neden böyle bir ‘inat’ yaptığımın hikayesi şöyle;

65 km gidilmesi yerde 81 km gittiğimi tesbit eden kamera beni yakalamış.

Bu yakalamanın tarihi 4 Haziran 2011.

Ceza kağıdının bana ulaştırılma tarihi 4 Mart 2012.

Yani tam 9 ay sonra…

***

Peki bu kağıt nasıl ulaştırılabildi?

Şubat ayı içindeydi…

Polisten aradılar;

Bir radar cezam olduğunu söylediler.

“Bu cezaları dağıtan özel şirketler yok muydu?” diye sordum.

Polis, şirketin beni bulamadığını söyledi. O yüzden de kağıt polise gönderilmiş.

Halbuki gizli saklı bir yerde değildim, adım, adresim belli…

Her gün kamuoyunun önündeyiz.

Ama şirket beni bulamamış.

Buraya kadar da belki normal… Gerçekten şirket bulamamış olabilir… Belki sistemleri birilerini bulabilmek için yeterince gelişmiş değil!

***

Neyse… Cep telefonumdan bana ulaşan polise YENİDÜZEN’i de, evin adresini de verdim. “Nereye uyarsa oraya getirin” dedim.

Beklerim, beklerim ceza kağıdı bir türlü gelmiyor.

Tekrar ararlar polisten… Evimi bulamadıkları söylenir. Daha önce söylenenler, verilen adresler bu kez başka memura tekrarlanır…

Beklerim, beklerim ceza kağıdı yine gelmez.

Polisten bu kez başkası arar.

Ona da aynı şeyler tekrarlanır. Evin adresi verilir, yol, sokak tarifi yapılır yine ceza kağıdı gelmez.

Bu arada unutmadan yazayım; Ceza kağıdımı almak için bizzat polise gidiyorum, “ben şu gün, şu saat içerideyim” diyen polisten kağıdı almak için gidiyorum ama o kişi içeride bulunmadığından ceza kağıdımı alamıyorum, başka polis memuru veremiyor. Ayrılıyorum oradan…

Evimi bulamayan polisten iki mahalle ötedeki evime dönüyorum.

***

Tekrar aranıyorum polisten…

“Cezanız var.”

E, tamam biliyorum yahuuu…

Gene tarifler, yol, sokak, apartman, kapı numarası falan filan…

Offff nihayet…

Sonunda iki polis memuru akşam saatlerinde çalıyor kapıyı…

Neredeyse sevindim.

Cezası gelen biri sevinir mi? Ben sevindim.

Polis tarafından bulunabilmek, ben de varım diyebilmek beni sevindirdi neredeyse…

***

İmzaladım, aldım kağıdı…

Koşuşturmaca içinde o kağıdı nereye koyduğumu unuttum bu kez…

Bulduğumda yasal süre olan 15 gün o gün dolmuş meğer…

Mecburen ertesi gün ödemek için gidebildiğimde “cezanız ikiye katlandı” dendi.

Evet, tamam… Yasal mevzuat öyle ama fenama gitti… “Ödemem” deyip ayrıldım polisten…

İnadım oradaki polis memuruna değil, sisteme…

Ne yani, 9 ay kağıdı bana ulaştıramayan ve bu sürede zarara uğramayan devlet, bir günlük gecikmeden mi zarara uğrayacaktı!

***

İşte bu nedenle kendimi ihbar ediyorum;

Cezamı ödemedim.

***

Bu hikaye bir de şunu düşündürdü bana;

Diyelim eve birileri girdi… Hırsızlık yapacak… Veya etrafta şüpheli birileri var… 155 Polis İmdat’ı arasam ve adresimi versem polis evi bulamayacak mı!

Dehşete düştüm bir anda!..

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 997 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler