1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Cesur siyaset ileri toplum
Cesur siyaset ileri toplum

Cesur siyaset ileri toplum

Ne istiyorum... En önemli “gücün” dürüstlük ve “ilkeler” olduğunu, yasaları beklemeden “kurumların” ortaya koymasını... “Siyasi partiler”den başlayarak... · “Bize, size ‘hak etmedenR

A+A-

 

 

Ne istiyorum...

En önemli “gücün” dürüstlük ve “ilkeler” olduğunu, yasaları beklemeden “kurumların” ortaya koymasını...

“Siyasi partiler”den başlayarak...

·        “Bize, size ‘hak etmeden’ ayrıcalık sağlamamız için oy vermeyiniz, bunu yapmayacağız”, denmesini mesela...

·        “Bu ülkenin geleceğini, ricalar ya da telkinlerle değil, toplumun görüşleri ve kendi kaynaklarımız temelinde belirleyeceğiz”, sözünün verilmesini...

·        “Eğer bir yöneticimizin partizanlık yaptığı, kendine haksız kazanç sağladığı, görevini kişisel çıkarlar için kullandığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanırsa, asla yanında olmayacağız ve anında ilişkimize son vereceğiz” diye tüzüğüne değiştirilemez ilke yapmasını.

·        “Oy kazanmak adına kitle kuyrukçuluğu yapmayacağız, üretmeyenin ve çalışmayanın yanında durmayacağız, emek ve üretim olmadan bu ülkenin kaynaklarının kullanılmasına izin vermeyeceğiz” ilkesinin beyinlere kazınmasını...

·        “Dünyaya bağlanmak sadece bir slogan değildir, dünyanın genel kabul görmüş kriterlerini, her alanda, statükoyu yıkmak adına uygulayacağız. Sözde değil özde dünyalı olacağız” düsturu ile hareket edilmesini...

Çok mu!..

O halde, siyaseti “günah keçisi” ilan etmekten vazgeçerek, baskı unsuru olmalı, katkı koymalıyız.

En önce “beklentileri” değiştirmeliyiz...

Daha cesur, kararlı, ilkeli siyaset ve daha ileri bir toplum için...

 


Ağla yurdum

 

 

Ne bahtıkara bir memleketin geleceksiz aşıklarıymışız. Her konuda böyle... Ne varki Ağustos sonu ailecek gittiğimiz Karpaz’da  Apostolos Andreas ziyareti içimdeki son ümit kalıntılarını da Karpaz’ın tuzlu dalgalarına gömdü.

Ortodoks’ların bu çok önemli kilisesi tamamen yıkılmaya mahkum edilmiş. Gelen ziyaretçilerin dilek dileyerek ümitle yaktıkları mumlar da kurtaramıyor bu yıkıntıya dönüşen şahane tarihi yapıyı.

Dışarısı tamamen mezarlık görüntüsünde. Kimse en küçük bir düzenleme, temizlik yapmak niyetinde değil. Çok yazık...

Yollar ayrı bir sorun. Hele “Karpaz’a kadar geldik, buruna gidelim, orayı görelim”  derseniz mutlaka yüksek bir araç kullanmanız gerekiyor. Bu yolları biraz düzeltmek ne kadar zor olabilir?

Ne yazık ki bunların hiçbirisi şaşırtmıyor beni. Esas üzücü olan da bu. Çünkü, bir yanda turizmi destekleyelim diyerek petrol dolum tesislerine izin veriliyor, denizlerimize atık boşaltan oteller destekleniyor,  öte yanda ülkemizde tatil yapalım diyenler ilk fırsatta yurtdışına kaçıyor ve güzelim sahilleri pislik götürüyor. Gelen geçen tekneler atıklarını bizler yüzerken korkusuzca denize boşaltıyor ... Artık kelimeler tükeniyor  gözyaşları tercüman oluyor...

 

Akile Emirzade

 


 

Notcuklarım

 

·        “Biz onlara istesek de benzeyemeyiz. Başka bir geçmişten, başka bir gelenekten, başka bir ahlaki damardan geliyoruz.”

Ahmet Altan, Taraf

 

·        “Adım Coffey... Coffee (kahve) diye okunuyor, ama yazılışı farklı...”

 

·        “Yoruldum, patron. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri.. İnsanların birbirine kötü davranmasından bıktım. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım.Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor.Anlıyor musun?”

 

 

“Yeşil Yol” filmindeki

John Coffey’in sözleri... Bu çok etkileyici filmde Coffey karakterini oynayan Michael Clarke Duncan, 54 yaşında kalp krizine yenik düştü...

Anınsına, saygıyla...

[ The Green Mile, Stephen King ] 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 874 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler