1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Cesur liderlere ihtiyaç var...
Cesur liderlere ihtiyaç var...

Cesur liderlere ihtiyaç var...

Yarım yüzyıllık Kıbrıs sorunu en kritik günlerinden geçiyor. BM’nin sürece dahil olduğu Mart 1964’ten bu yana neredeyse 50 yıl geçti. Ama sorun hala çözülemedi. Sorunun çözümü için en başta çözüme istekli, inançlı ve en önemlisi cesaretli lid

A+A-

          

 

 

Yarım yüzyıllık Kıbrıs sorunu en kritik günlerinden geçiyor. BM’nin sürece dahil olduğu Mart 1964’ten bu yana neredeyse 50 yıl geçti. Ama sorun hala çözülemedi.

Sorunun çözümü için en başta çözüme istekli, inançlı ve en önemlisi cesaretli liderler gerekir.

Bu 50 yıl boyunca iki tarafta da bu özellikleri taşıyan liderler aynı dönemde buluşamadılar.

Kıbrıs sorununun bu uzun tarihine baktığımızda Türk tarafında yıllarca, neredeyse 40 yıl, bu işi tek başına Denktaş bey yürüttü. Bizde değişim 2004-2010 yılları arasında Talat’la beraber oldu. Nisan 2010’da yine Denktaş ekolunden Eroğlu görüşmeleri hem de Talat’ın bıraktığı yerden sürdüreceğini söyleyerek devraldı.

Rum tarafında ise Makarios ve görüşmeci Kliridis, Kiprianou, Vasiliu, bu kez Cumhurbaşkanı olarak Kliridis, Papadopulos ve son olarak Hristofyas görüşmeleri yürüttü.

Benim görebildiğim kadarıyla Rum tarafında çözüm için istekli olan ilk lider Vasiliu idi. Vasiliu aynı zamanda cesaret sahibiydi. Politikacı olmadığı ve iş insanı olduğu için pragmatistti. Ama o yıllarda karşısında bulunan Denktaş herşeye karşı çıkarak aslında çözümsüzlüğe oynuyordu.

Dönemin BM Genel Sekreteri Butros Gali’nin kendi adıyla anılan “Gali Fikirler Dizisi” bu dönemin ürünüdür.

Vasiliu’dan sonra görevi Kliridis aldı. Kliridis Kıbrıs’ı AB üyesi yaparak Türk tarafına baskı yapacağını ve çözümü böyle sağlayacağını düşünüyordu. Yani BM zemininde başarılamadı, AB ile beraber başralım düşüncesindeydi.

Kıbrıslıların eline geçen tarihi referandum fırsatını harcamasında baş rolü oynayanlardan biri olan Papadopulos Şubat 2003’de görevi Kliridis’ten aldı. Papadopulos da çözüm istemiyordu. Herşeye hayır dedi ve gitti.

Şubat 2008’de bu kez görevi Hristofyas aldı. Kuzeyde Talat o tarihte hala Cumhurbaşkanı idi.

İlk kez çözüme istekli iki liderin buluşmasına tanık olduk.

Ancak yukarıda da ifade ettiğim gibi çözüm için sadece istekli olmak yetmez. Niyet de lazım, ama en önemlisi cesaret ister.

Barış cesur liderlerin eseridir.

Talat bu cesareti gösterdi. Bir sonraki seçimi değil, çözümü düşündüğünü  seçime beş kalaya kadar görüşmeleri sürdürerek gösterdi. Eroğlu seçim kampanyasının neredeyse sonuna yaklaştığında, Talat daha görüşüyor, yalnız görüşmekle de kalmıyor seçimlerde kendisini zora sokacak öneriler yapmaktan da çekinmiyordu.

Karma oyu da içeren Ocak 2010 öneri paketi böyle bir paketti. Nitekim Eroğlu karma oyu diline dolayarak “asla kabul etmeyiz” diyordu.

Eroğlu seçim sürecinde bütün söylediklerini yuttuğu gibi karma oyu da, ilk seçimde uygulanmasın, sonra referandum yapalım kabul edilirse uygularız biçiminde güya “yumuşatarak” yuttu.

Hristofyas ise Temmuz’da oturacağı AB dönem başkanlığı koltuğunu ve Şubat 2013’te yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimini düşünerek şimdiden görüşmelerin askıya alınmasını istiyor.

İşte bu şartlarda yapılan 2. Greentree zirvesi önceki gün sonuçsuz olarak dağıldı.

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon önceki zirvelerdeki sonuç bildirisine benzer bir açıklama ile sürecin devam edeceğini söyledi. Ama yeni bir zirve için tarih vermedi.

Bu da bana geçen yıl yapılan birinci Cenevre zirvesini anımsattı. Ocak 2011’de gerçekleşen zirveden de benzer bir sonuç çıkmıştı. Hatırlarsanız Mayıs’ta güneyde, Haziran’da da Türkiye’de genel seçimler vardı. Ban taraflara yeterli ilerlemeyi sağlamaları halinde Mart sonu yeni bir zirve çağırabileceğini söylemişti.

Ama bu zirve ancak Temmuz başında gerçekleşebildi.

Şimdi de Genel Sekreter taraflara “gidin Yürütmenin seçimini, mülkiyet ve vatandaşlık konularını halledin, eğer Mart sonuna kadar bunları çözerseniz, Nisan ayı başında çok taraflı konferansı çağırabilirim” dedi.

Genel Sekreter açıklamasında ayrıca “Görüşmelerin bu aşamasında, devinimi sürdürmek ve müzakereleri, yoğun bir şekilde olsa da, devam ettirmek yeterli değildir. Liderleri, nihai anlaşmaya varmak yolunda kararlı adımlar atmaları için teşvik ettim” diyerek liderleri boşuna görüşme yapmamaları yönünde uyardığının altını çizdi.

Ben yine her iki taraftaki barış güçlerine çağrı yapmak istiyorum: “Liderleri rahat bırakmayın, onları sonuç alıcı al-ver sürecini Kıbrıslıların leyhine bir an önce başlatmaya ve sonuçlandırmaya çağırın, bunun için baskı yapın.”

Barış yapmak cesur liderlerin işidir, ama halkların bu yöndeki desteği ve motivasyonu olmadan liderlerlerin bunu başarması olanaksızdır.

Liderlere bir hatırlatma daha yapmak istiyorum. Unutmayın al-ver sürecinde alacağınız da, vereceğiniz de sonuçta bu ülkede kalacak ve ortak yurdumuzun malı olacaktır.

Kararlı adımlarla çok kısa bir sürede çözüme gitmemek için hiçbir neden yoktur.

Yeter ki liderlerde istek, irade ve biraz da cesaret olsun.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1277 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler