1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Cep Telefonları
Cep Telefonları

Cep Telefonları

Şu cep telefonları hayatımıza girdi gireli, nerdeyse tüm yaşantımız değişti gibi. Değil mi? Benimle aynı kanıda olduğunuzu düşünüyorum. Doğrusu ben pek sevmiyorum şu cep telefonunu. Sevemedim gitti… Sanki mecburen her çalan telefonu veya gel

A+A-

 

 

Şu cep telefonları hayatımıza girdi gireli, nerdeyse tüm yaşantımız değişti gibi.

Değil mi?

Benimle aynı kanıda olduğunuzu düşünüyorum.

Doğrusu ben pek sevmiyorum şu cep telefonunu.

Sevemedim gitti…

Sanki mecburen her çalan telefonu veya gelen her mesajı cevaplamak gibi bir zorunluluk işin içine giriyor.

Şü küçüçük aletin beni esir almasına veya bana hükmetmesine ne tahammülüm, ne de isteğim vardır.

Çoğu kez fırlatırım çantanın bir köşesine.

Çalar…

Duyarım…

Israrla çalar…

Neden sonra,  bakarım kim aramış diye? 

Ekranda mesajlar birbirini izliyor…

Parmaklarınız hiç durmadan oynayıp duruyor.

Tuşlara basıyorsunuz, yeni numaralar çevirip çağrılara cevap veriyorsunuz ya da kendi mesajlarınızı yazıyorsunuz.

Bağlı kalıyorsunuz – sürekli hareket halinde olmanıza rağmen, tıpkı bu çağrı ve mesajların görünmez gönderici ve alıcıları gibi, herkes kendi ekseninde hareket ediyor.

Cep telefonları hareket halindeki insanlar için yapılmış, .

Cep telefonunuzu asla gözden yitirmiyorsunuz.

Bu beni çoğu kez güldürüyor, komik geliyor.

İnsanların cep telefonlarına bu yapışık durumu, hem ilginç, hem komik hemde trajik geliyor bana. Annenizle konuşurken, iş arkadaşınızla birşey tartışırken, cep telefonuzu hep özel olarak yerleştirilmiş kılıfında durur.

Gerçekten de cep telefonsuz olmadan hiçbir yere gitmiyorsunuz.

Cep telefonunuz varken, asla dışarı çıkmış ya da bir yerden ayrılmış olmazsınız.

Her zaman ordasınızdır. Çağrı ve mesajlar ağının içerisinde ve kapsama alanı içinde, gayet korunaklı bir halde yara almazsınız.

Çevrenizdeki kimse sizin ayağınızı kaydıramaz ve ne kadar deneseler de, gerçekten önemli birşey değişmez.

Nerede bulunduğunuzun önemi yoktur. Çevrenizdeki insanların kim olduğu ya da onların arasında ne yaptığınızın önemi yoktur.

Bir çağrı cevapsız mı kaldı?

Bir mesaj gönderilmedi mi?

Üzülmeye değmez. Sayısız başka telefon numarası vardır.

Elde gayet iyi duran bu küçük şeyin üzerinde birkaç tuşun yardımıyla yazılabilecek mesaj sayısı sınırsız gözükür.

Düşündüğünüzde ( tabii eğer hala düşünecek zaman varsa ), repertuvarın sonunu varmak ya da olası bütün mesajları yazmak son derece imkânsızdır.

Yeni bağlantılar her zaman mümkündür. Etrafımızdaki kalabalık tadımızı kaçırdığında, bu ağın içine her zaman sığınabiliriz.

Cebinizdeki bir telefon varlığının sunduğu imkânlar sayesinde, kalabalıktan koparsınız – ya da söz konusu kitleye katılım arzunuz oluşur.

Birbirinden kopan insan kitlesi: daha keskin bir ifadeyle bir “sürü”.

Birliklerini sağlamak için ne komutana, ne şefe, ne de ajan provokatör ya da hafiyeye ihtiyaç duyan, kendi kendini teşvik eden kişiler toplamı…

Hareketli her birimin aynı şekilde hareket ettiği ama hiç birşeyin ortak yapılmadığı hareketli bir bütün.

Bu birimler tek sıraya girmeden uygun adım yürürler.

Cep telefonları sürüyü yaratmadı, fakat bulunduğu durumda – sürü halinde- kalınmasına katkıda bulunuyorlar.

Sürü kendisine hizmet etmeye meraklı Nokia’ları, Ericsson’ları veya Samsung’ları beklemektedir.

Sürünün yokluğunda, cep telefonları neye yarayacak?

Bilmiyorum.

Ben sevemedim. Teknolojiyi seviyorum.

Fakat cep telefonları gibi, insanların mahremiyetini, özelini ortadan kaldıran, buna cüret eden ve teşebbüs eden, hiç birşeyi kabul edemem.

Zor geliyor bana…

Ben her çalan telefonu açmaya mecbur değilim.

Üstelik, cep telefonu taşıdığım için, her gelen mesajı da cevaplamak gibi bir zorunluluğum yoktur.

Duyuyorum. Bazılarınız şöyle diyor.

- Herşeyin bir adabı olduğu gibi, cep telefonu taşıyorsan, gelen çağrılara da bakmak zorundasın...

Yok canım. Bunu kim söylüyor? Bir yasa mı var? Bir hukuki düzen mi var?

Bir kahkaha atarım, keyfime bakarım...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 755 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler