1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Cemal Yıldırım; “Ekranın büyüsü beni çocuk yaşta sarmıştı”
Cemal Yıldırım;  “Ekranın büyüsü beni çocuk yaşta sarmıştı”

Cemal Yıldırım; “Ekranın büyüsü beni çocuk yaşta sarmıştı”

“Bu filmler tüm bu festivallerde her ne kadar Kıbrıs Türk sinemasının ilk filmleri olarak anılsa da, Kıbrıs Türk sinemasını başlatan ilk isim aslında Kemal Tunç’tur. Sinema filminden reklam filmi çekerdi.”

A+A-

Simge Çerkezoğlu

Gün Batarken ve Anahtar filmleriyle, Kıbrıs Türk sinemasının ilk uzun metrajlı filmlerine imza atan yönetmen Cemal Yıldırım ile yeni filmi Enginar Dolması nedeniyle bir araya geldik. Bu kez samimi, içten, tam anlamıyla Kıbrıs’ı anlatan bir dönem filmine imza atan Yıldırım, yeni filmiyle birlikte, sinema ve televizyona olan ilgisinin nasıl başladığını da samimiyetle dile getirdi. Kıbrıs Türk sinemasının gelişimi için de önemli önerilerde bulunan Yıldırım, ne olursa olsun üretmeye devam etmek yönünde önerilerde de bulundu.

“TELEVİZYON BENİMLE AYNI GÜN EVE GELDİ,  KADERİM ÇİZİLDİ”

Yönetmen ve program yapımcısı olarak tanıdığımız Cemal Yıldırım öncelikle televizyon ve sinemaya olan ilgisinin nasıl başladığını anlatıyor.  Mesleğine dair kaderinin aslında doğduğu anda gerçekleştiğini anlatırken bizi gülümsetiyor…      

“1967 yılında doğdum. O yıllarda henüz Lefkoşa’da kimsede televizyon yoktu. Annem lohusa yatağında sıkılmasın diye, babam sürpriz yapıp eve televizyon almış. Böylece benim doğumumla aynı günlerde televizyon da hayatımıza dahil oldu. Sanıyorum televizyonun benimle aynı gün eve gelişiyle kaderim de çizilmiş oldu. O yıllarda hiç bir şey yoktu, yaşam vasattı. Televizyon ise insanlar için gerçekten sihirli bir kutu gibiydi. Annem beni görmeye gelen misafirlerin, oturup televizyon izleyişlerini hep anlatır. Televizyona dair diğer bir unutulmaz anım Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nun ilk yayınlarına dair… Ergenlik yıllarımda ise çok severek izlediğim bir çocuk dizim vardı. TRT’de yayınlanırdı. Hiç unutmam bir gün bizim dizi yayından kalktı. Nedeni ise Bayrak’ın TRT üzerinden yayınlara başlamasıydı. Tam dizimin saatinde TRT yayını kesiliyor, hararetli propagandalarıyla Bayrak haberleri başlıyordu. Çocuk aklımla oturup Halkın Sesine bir yazı yazdım ve BRT’yi şikâyet ettim. Elden götürdüm yazıyı gazeteye teslim ettim. Yazı ertesi gün gazetede yayınlandı. Annem ve babam gazetede benim şikâyetimi okuyunca çok şaşırdı. Televizyonlardaki yayınlara dair merakım işte böyle küçük yaşlarda başladı.”

Eğitimini tamamlamasının ardından bir süre de Türkiye’de ve İngiltere’de çalıştığını söyleyen Yıldırım, o yıllarda Kıbrıs’ta televizyonculuğun imkânsız şartlarda yapıldığına da vurgu yapıyor…

“Bir süre TGRT’de çalıştım. O yıllarda Türkiye’de bile televizyonculuktan anlayan çok fazla biri yoktu. Özel kanallar ise Türkiye’de yayın yapamaz, yayınlarını Almanya ve İngiltere üzerinden gerçekleştirirlerdi. TGRT ise İngiltere’den yayın yapıyordu. Reuters’den küçük bir stüdyo kiralamıştı. Televizyon eğitimim yanında, vize sorunum da olmadığı için TGRT için bir süre İngiltere’de çalıştım. Daha sonra Türkiye’de özel kanalların yayına başlamasıyla birlikte İngiltere maceram sona erdi. Böylece Kıbrıs’a geri döndüm. Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nda kadrolu olarak çalışmaya başladım.”

“GÜN BATARKEN FİLMİNİN YERİ BENDE BİR BAŞKADIR”

Zaman içinde BRTK’daki çalışmaları yanında Blue Production isimli yapım şirketini de hayata geçiren Yıldırım, böylece sinemanın gelişimine katkıda bulunmak amacıyla Kıbrıs Türk sinemasının ilk filmi Gün Batarken filmini çekti. 

“Aslında bu Ada’da 1940 yılından bu yana film çekilmektedir. Ancak bu filmler hep yurt dışından gelen birileri tarafından çekildi. Bize katkısı olmadı. Ben de Kıbrıslılar olarak biz film yapalım dedim. Film çekmek isteyenlere çağrı yaptım. Ekip oluşturdum. Kuzey Tarık da senaryosunu bizimle paylaştı. Bir hayali gerçeğe dönüştürdük. Ufak tefek katkılarla bir ay Kormacit bölgesinde yaşadık. Her gün üç sahne çektik. Elbette bu filmi beğenen de oldu beğenmeyen de… Amacım herkesin beğeneceği bir film yapmak değil, bize ait bir film yapmaktı. Antalya Film Festivali’nde de özel gösterim yapıldı. Bizim için güzel bir deneyim oldu. Daha sonra pek çok film yapmama olanak sağladı. Yine de Gün Batarken filminin yeri bende bir başkadır.    ”

“KIBRIS TÜRK SİNEMASINI BAŞLATAN İLK İSİM ASLINDA KEMAL TUNÇ’TUR”

Bir diğer film Anahtar yine Cemal Yıldırım yönetmenliğinde, Ferhat Atik’in senaryosuyla Kıbrıs Türk Sinemasının ilk 35mm’lik ilk filmi oldu. Tüm detaylarıyla hatırladığım bu filmi bir de yönetmeninden dinledim. Kıbrıs Türk sinemasının detaylarına dair yeni bilgiler edindim.   

“Gün Batarken filminde ekonomik sıkıntılardan dolayı 35 mm yapamamıştık. Biraz da bu nedenle Anahtar filmini çektik. Sinemada gösterebileceğimiz bir film yapmak istedik. Fono Filmle birlikte çalıştık. Kaliteli bir film oldu. Antalya ve İstanbul Film Festivallerine katıldı.  Bu filmler tüm bu festivallerde her ne kadar Kıbrıs Türk sinemasının ilk filmleri olarak anılsa da, Kıbrıs Türk sinemasını başlatan ilk isim aslında Kemal Tunç’tur. Sinema filminden reklam filmi çekerdi. 16mm küçük bir sinema kamerası vardı. Onunla reklam filmleri çekermiş. Sonra bu çektiği filmleri İsrail’e götürür, orada dublajı yapar, banyo eder, kurgulatır, temizletir, Kıbrıs’a getirirmiş. Daha sonra da Kıbrıslı Rumların sinemalarında bu filmleri gösterirmiş. Kemal Tunç döneminde bu anlamda sinemada bir hareketlenme olmuştu ama daha sonra 1974 yılından sonra bu çaba da sekteye uğradı. Oysa devam edebilseydi, her şey çok daha farklı olabilirdi. Biz bir anlamda her şeye yeniden başlamak zorunda kaldık. 1974 yılı bizi her konuda yarım bıraktı, geriletti… Bu sinemada da yaşandı. ”


“ENGİNAR DOLMASI, HİKÂYESİNİN SICAKLIĞI İLE BİR DÖNEM FİLMİ OLDU”

Cemal Yıldırım ile son olarak gösterimi gerçekleşen yine yönetmenliğini gerçekleştirdiği Enginar Dolması filmini de konuşuyoruz. Mormenekşe Kadınlar Birliği’nin katkıları ile gerçekleşen bu film, 1960 yılında yaşanan bir günü konu alıyor.  

“Uzun bir aradan sonra Enginar Dolması film projesi, Mormenekşe Kadınlar Birliği Başkanı Erşen Ummanel’in beni aramasıyla gündeme geldi. Daha önce tiyatro oyunu olarak Enginar Dolmasını sahnelemişlerdi. Hikâyenin sıcaklığı, belli bir dönemde geçiyor olması hoşuma gitti. Önce tiyatro metnini senaryoya dönüştürmesini istedim. Metni geliştirerek, yirmi sahnelik bir filme dönüştürmeyi başardı. Böylece otuz beş dakikalık, orta metraj diyebileceğimiz bir film ortaya çıkardık. Derneğe üye tüm kadınlar bize destek oldu. Tüm oyuncularımız amatör olmasına rağmen çok iyi bir sonuca ulaştık. Bir hafta boyunca sabahtan akşama çalışarak, hiç zorlanmadan, keyifle çekimleri tamamladık. Film Kültür Dairesi’nin katkılarıyla tamamlandı. Ortaya güzel bir proje çıktı. ”  

d1-017.jpg  

 d2-012.jpg    

“DEVLET YILDA ÜÇ FİLME DESTEK OLABİLİR”

Son zamanlarda tartışılan sinemasının sektörleşmesine dair düşüncelerini de soruyorum. Hiç düşünmeden sinemada sektörleşmeye karşı olduğunu söylüyor. Bunun yerine devletin sinema sektörüne fazladan bir bütçe ayırmadan nasıl destek olabileceğini detaylarıyla anlatıyor.

“Bu ülkede maalesef tüm sektörlerin sorunu var. Bence reklam ve tanıtım filmleri alanında sektörleşme olabilir çünkü bunlar gelir getiren alanlardır. Ancak sinema filmlerini sektöre dönüştürmek, ticari kaygılarla film yapılmasını beraberinde getirecektir. Elbette dünyada sinema böyledir ama bizim gibi ekonomisi Türkiye’ye bağımlı, ambargo altında yaşayan bir adada yeni bir sektör yaratmak büyük enerji ve zaman kaybı olacaktır. Bence sinemada sektör yaratmak yerine devletin sinemaya olan katkısını artırmak gerekiyor. Zaten küçük bir ülkeyiz. Çok az insan sinemayla uğraşıyor. Devlet yılda üç filme destek olabilir. Şu anda Kültür Dairesi filmlere maddi destek veriyor ama bunu yaparken kültür, sanat derneği olma koşulu arıyor. Oysa Kültür Dairesi içerisinde ayrı bir sinema birimi olsa, sinema politikası belirlense, bu şekilde sinemaya destek olabilse çok daha anlamlı olacak. Bunun yanında Turizm Tanıtma Fonu içerisinde, her yıl turizm tanıtım filmlerine ayrılan bütçe var. Bu bütçe ile tanıtım filmi çekiliyor, sonra gittikleri turizm fuarlarında gösteriliyor. Oysa fuarlarda kimse film izlemiyor. İnsanlar stantları görmeye gidiyor. İşte bu bütçeler, konulu filmlere ayrılsa, Kıbrıs Türk sinema sektörüne katkı sağlansa emin olun dünya çapında çok daha etkili bir tanıtım şansına sahip olabiliriz.”        

d3-007.jpg

d4-001.jpg

Bu haber toplam 1362 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 365 Sayısı

Adres Kıbrıs 365 Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler