1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'ÇED'de bilimsel hiçbir yön yok'
ÇEDde bilimsel hiçbir yön yok

'ÇED'de bilimsel hiçbir yön yok'

petrol terminalinin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun bilimsel hiçbir yönü olmadığını söyledi. Yard. Doç. Dr. Şerife Gündüz “Ne cesaret ki bütün çevre örgütleri, bilim adamları projeye karşıyken böyle bir ÇED daireye veriliyor ve daire

A+A-

 

 

YDÜ Çevre Eğitimi ve Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Yard. Doç. Dr. Şerife Gündüz, Yedikonuk’ta yapılacak olan petrol terminalinin ÇED raporunu Face to Face’e değerlendirdi

 

“ÇED’de bilimsel hiçbir yön yok”

 

·        “Bu ÇED’de bilimsel hiçbir yön yoktur. Olaya bilimsel değil filmsel bakılıyor. Eskiden bilimsel çalışmalara, bilme ve bilgiye saygılı bir toplum yapımız vardı. ‘ÇED yetersiz’ diyoruz, firma sahibi ‘ÇED dört dörtlük’ diyor, buna anlam veremiyorum”

 

·        “Ne cesaret ki bütün çevre örgütleri, bilim adamları projeye karşıyken böyle bir ÇED daireye veriliyor ve daire de cesaret edip böyle bir projeye onay veriyor. ÇED’in onaylık hiçbir tarafı yoktur. Masal yazar gibi yazdılar”

 

·        “YAGA komitesinin henüz atanmadığını biliyoruz. Eğer bu komite atanmadıysa bu yapılan iş yasal mıdır?”

 

   Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Çevre Eğitimi ve Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Yard. Doç. Dr. Şerife Gündüz, Yedikonuk’ta yapılacak olan petrol terminalinin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun bilimsel hiçbir yönü olmadığını söyledi.

   Yard. Doç. Dr. Şerife Gündüz “Ne cesaret ki bütün çevre örgütleri, bilim adamları projeye karşıyken böyle bir ÇED daireye veriliyor ve daire de cesaret edip böyle bir projeye onay veriyor. ÇED’in onaylık hiçbir tarafı yoktur. Masal yazar gibi yazdılar” diye konuştu.

   “Rixoh Ortak Girişim Grubu KKTC Sıvı Yük Yükleme ve Boşaltma Terminali Projesi”nin ÇED raporunun net olmadığını söyleyen Yard. Doç. Dr. Gündüz, “Bilmeyen bilenlere de sormuyor. Dinlenmemiz için takla mı atmamız gerekiyor anlamıyorum” dedi.

   Yard. Doç. Dr. Gündüz, raporda “Çıkabilecek bir kazanın ekolojik dengeyi bozabileceği, parlayıcı ve yanıcı tehlikeli maddelerin olası bir kaza durumunda can ve mal kaybına neden olabileceği, en yakın çevre olanaklarından da yararlanılarak yardım sağlanabileceği kabul edilmiştir” denildiğine dikkat çekerek, “Herşey olup bittikten sonra mı aklımız başımıza gelecek? Bunun sorumluluğunu ne şirket ne de devlet alabilir. Burası çok basit bir tesis gibi gösterilmeye çalışılıyor” şeklinde konuştu.

  

“NATURA 2000 ALANI OLMASI İÇİN ÖNERİLDİ”

 

·        Soru: Öncelikle geçen hafta sizin de konuşmacı olarak katıldığınız “Petrol dolum tesisinin sakıncaları” konulu panelin sonuçları hakkında bilgi verir misiniz?

·        Yard. Doç. Dr. Gündüz: Panele ülkemizden çok sayıda bilim adamı katıldı.  Prof. Dr. İlkay Salihoğlu yakın Doğu üniversitesi, Ayrıca KTTB  As Başkanı Dt. Teksen Köroğlu, Ekonomist Ünal Akifler ve Natura 2000 Alan Koordinatörü Biyolog Tuğberk Emirzade vardı. Herkes alanında sunum yaptı. Panelden çıkan en önemli sonuçlardan biri  bu alanda bu tesisin kurulmamasının yanında bölgenin Yedikonuk’ta petrol terminali yapılması planlanan yerde batı ve kuzeybatı rüzgarlarının hakim olduğuydu. Deniz Bilimci Prof. Dr. İlkay Salihoğlu Yedikonuk bölgesinin tüm akıntıların birleştiği bir yer olduğunu, yer belirlenirken akıntılara dikkat edilmediğini söyledi. Çevre Mühendisi Doç. Dr. Rana Kıdak da ÇED ile ilgili eleştirilerde bulundu. Doç. Dr. Ediz Tuncel her yıl ortalama 6 petrol dolum kazası olduğunu ve bunların büyük firmalara ait tesislerde de olduğunu vurguladı. Çevre Uzmanı Dr. Derviş Yüksel konuyu turizm ve yasal  yönden irdeledi. KTTB  As Başkanı Dt. Teksen Köroğlu sağlık açısından değerlendirme yaparken Ekonomist Ünal Akifler bu tesisin ekonomik olarak da yapılmaması gerektiğini çok net bir şekilde ortaya koydu. Benim en fazla dikkatimi çeken sözkonusu bölgenin tüm akıntıların birleştiği bir yer olması ve Natura 2000 için önerilen bir bölge olmasıydı. Natura 2000 projesi çerçevesinde yapılan çalışmalarda söz konusu bölgede 5 farklı habitat tespit edildi ve bu habitatlar ve alanın ekolojik önemi de göze alınarak mutlak koruma alanı olarak değerlendirilmesi istendi. 54 türün 3 tanesinin endemik olduğu anlaşıldı. Söz konusu alan bilimsel çalışmalar sonucunda Natura 2000 alanı olması için Turizm,Çevre ve Kültür Bakanlığı’na önerildi, ancak bakanlık bu bölgenin petrol terminali olması konusunda ısrarlı olduğu için herhalde bu öneriyi dikkate almadılar.

 

“ARAŞTIRMALARA GÜLEREK CEVAP VEREMEZSİNİZ”

 

ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Cemal Gücü de 2009 yılında söz konusu bölgenin Akdeniz foklarının geldiği bir alan olduğunu söyledi. İster kabul etsinler, ister etmesinler bilim dünyası yapılan çalışmaları sunmak durumundadır. Bunlar varsayım değil, gerçektir. Araştırmalara gülerek cevap veremezsiniz, saygı duymak durumundasınız. “Eğitim ve turizm adasıyız” diyorsanız bilim adamlarına saygı duymanız, bilim adamlarını yanınıza alarak yola devam etmeniz gerekmektedir.

 

“YAGA KOMİTESİ ATANMADIYSA BU YAPILAN İŞ YASAL MIDIR?”

 

·        Panelde YAGA komitesinin de atanmadığı dile getirildi. YAGA yasasının altıncı maddesinin birinci fıkrasında komitenin, direktör ile birlikte dokuz üyeden oluştuğunu, komite üyelerinin de başbakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından atandığını söylüyor. Bu komitenin henüz atanmadığını biliyoruz. Eğer bu komite atanmadıysa bu yapılan iş yasal mıdır? Bunu hukukçuların irdelemesi gerekli. “Komite yatırımı projelerinin raporlarını değerendirir ve söz konusu projeler hakında önerilerini de içeren rapor hazırlar” deniyor. Komite ortada yoksa bunları kim değerlendirdi? Bir kişi mi değerlendirdi? Yoksa o da değerlendirmeden onay mı verdi?

 

·        Soru: Yılda 6 petrol dolum kazası olduğundan bahsettiniz. Kazaların nedenleri hakkında bilginiz var mı?

·        Yard. Doç. Dr. Gündüz: 2005 yılında yapılan bilimsel bir araştırmaya göre dünyada 40 yıl içinde 242 kaza oldu. Bu petrol kazalarının %30’u insan hatalarından ve zayıf yönetimden kaynaklanıyor. Bu çok önemli. ÇED’e göre pek çok teknik adamın burada çalışması gerekiyor. Tesisin bölgede iş imkanı yaratacağı söyleniyor ancak bu olmayacak çünkü orada teknik uzmanların çalışması gerekiyor.

 

“DEPREM BÖLGESİ OLMASI PETROL TERMİNALİ YAPMAK İÇİN RİSK DEĞİL MİDİR?”

 

·        Soru: ÇED raporunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

·        Yard. Doç. Dr. Gündüz: Böyle büyük br projeye daha detaylı bir ÇED hazırlanması gerekirdi. Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) derken iyisi ve kötüsüyle hangi riskleri içerdiğini bilmemiz gerekir. Raporda “olabilir, önlemler alınacaktır” deniyor ancak önlemlerin ne olduğu belirtilmiyor. Rapor net değil.

ÇED’de projenin tanımında “Büyükkonuk Belediyesi’ne bağlı KKTC kuzey kıyısındaki parsellerin bu yatırım için uygun olduğu görüşüne varılmıştır. Söz konusu parseller bu proje için yeterli olmadığı takdirde gerekli alan denizden dolgu ile kazanılacaktır” deniliyor. Alanın  uygun olduğuna kim karar verdi, neye ve kime göre uygundur. Raporun başka bir yerinde de söz konusu bölgenin 2. derece deprem bölgesi olduğundan bahsediliyor. Ben deprem uzmanı değilim ama deprem bölgesi olması petrol terminali yapmak için risk değil midir?

 

54 TÜRÜN 3’Ü ENDEMİK...

 

·        Soru: Söz konusu bölgenin Natura 2000 alanı olması için önerildiğini söylediniz ancak ÇED’de alanda nesli tehlikeye düşmüş türlere rastlanmadığı  yazıldı

·        Yard. Doç. Dr. Gündüz: Raporda “Arazi 22 Kasım 2011 tarihinde ziyaret edilmiş ve ulusal ve uluslararası şözleşmelerle koruma altına alınmış nadir ve nesli tehlikeye düşmüş türlere rastlanılmamıştır” deniyor. Bu tür incelemeler bir günde yapılamaz, bir yıllık bir tarama, gözlem gerektirir. Çok sayıda uzman Natura 2000 kapsamında çalıştı ve bu proje bakanlığın AB projesiydi. Bakanlığın teknik adamlarının kontrolünde yaplan bir çalışmaydı. Bakanlığın bir projesinde 54 türün 3 tanesi endemik tür olarak bulunurken, gelen ÇED’de “koruma altına alınmış nadir ve nesli tehlikeye düşmüş türlere rastlanılmamıştır” deniyor ve Çevre Dairesi de bunu onaylıyor. Bu nasıl bir çelişkidir?

ÇED’de “Faaliyet alanında yapılacak hafriyat ve bitkisel toprak sıyrılmasına bağlı olarak alanda ortadan kalkacak türler, bölgede geniş bir yayılıma sahip olduğundan bu türlerin ortadan kalkması ile tür neslinin tehlikeye düşmesi söz konusu olmayacaktır” deniyor . Ancak bu gerçeği yansıtmamaktadır. Zaten bölgeye  ağır iş makinaları girdiği zaman habitat ortadan kalkacak. Bu işin ilk adımıdır. Raporda “Deniz ile kara arasında kalan bölgenin yeterli eğimi sağlaması için dolgu malzemesi kullanılacaktır” deniyor ama dolgu malzemelerinin nereden alınacağına dair hiçbir bilgi verilmiyor.

“Peyzaj işlerinde kullanılacak toprak artması durumunda artan bitkisel toprak Büyükkonuk Belediyesi’nin park ve yeşil alan yeşillendirme çalışmalarında kullanılmak üzere belediyeye verilecektir” deniliyor. Öyle güzel bir doğa içindeki bir köyün doğal peyzajı vardır. ÇED Raporu’nda böyle birşey yazılmasını da anlamsız buldum.

Raporda yeraltı suyunun, çevredeki akarsuların, denizlerin ve havanın hidrokarbonlarla ve kimyasallarla kirlenmesinin önlenmesinden bahsediliyor ancak yine nasıl olacağı anlatılmıyor.

 

ATIKLAR...

 

·        Soru: Tesiste evsel atıklardan daha tehlikeli atıkları olacağı da biliniyor. Raporda atıklarla ilgili kısmı nasıl değerlendiriyorsunuz?

·        Yard. Doç. Dr. Gündüz: Raporda atıklar Endüstiyel Nitelikli Katı Atıklar, Tehlikeli Atıklar ve Tıbbi Atıklar diye sınıfladırılıyor.

“Endüstiyel Nitelikli Katı Atıklar tankların temizliği sırasında sızdırmaz ve paslanmaz tenekelere alınacak ve bir yıldan fazla depolanmamak kaydıyla, Çevre Koruma Dairesi’nden izinli bir bertaraf tesisinde bertaraf edilecektir. Eğer KKTC’de böyle bir tesis bulunamaz ise yurt dışında bertaraf edileceklerdir” deniyor. Ülkemizde böyle bir tesis yoktur ve yurtdışındaki kimse de bizim atıklarımızı almaz. Her ülke kendi atıklarından kurtulmak ister.

Tehlikeli Atıklar başlığı altında da “tesisin işletilmesi aşamasında kurulacak olan endüstriyel nitelikli atıksu arıtma tesisinde oluşacak atıksu çamurunun da, yapılacak olan analizler sonucu tehikeli atık kapsamında olup olmadığına karar verilecektir. Bu atıklar da yukarıda belirtildiği şekilde bertaraf edilecektir” deniyor. Yani nasıl bertaraf edileceği belli değil. Yurtdışına gönderilecekse şimdiden bağlantılar kurulmalıydı ve raporda açıkca belirtilmeliydi.

 

“BÜYÜKKONUK BELEDİYESİ BU ÇED İLE BÜYÜK BİR YÜKÜN ALTINA GİRECEK”

 

“Gemilerin barınması sırasında gemilerde oluşacak olan kullanım atıkları ve çöpler diğer limanlarda olduğu gibi toplanıp Belediye’ye teslim edilecek. Belediye gerekli yerlerde bunun imha veya yeniden kazanımını yapacaktır” deniyor, ancak yeniden kazanım çok kolay birşey değildir. Bunu nerede yapacağız? “Gemilerde oluşacak olan sintine yağlarının kurulması tasarlanan yeniden kazanım tesisine teslimi söz konusudur” deniyor. Böyle bir tesisin tasarlanacağından  bahsediliyor yani kesin değildir. Raporda “Bu tesisin kurulmaması durumunda gemilerin bu sintine yağlarını başka limanlara boşaltmaları istenecektir” deniyor. . Başka limanlar da sizin tehlikeli atıklarınızı almak istemez. Kısacası ÇED’de tüm konular muallak bırakılmıştır. Atıklarla ilgili Büyükkonuk Belediyesi’ne çok fazla iş düşüyor, tüm atıkların belediye aracılığıyla bertaraf edileceği söyleniyor. Büyükkonuk Belediyesi bu ÇED ile büyük bir yükün altına girecek ama herhalde kendisi bunun farkında değil ki bu tesisi savunmaktan vazgeçmiyor. 

ÇED’de “Deniz yoluyla ürünlerin getirilmesi sırasında gemilerden olası yakıt, yağ gibi kimyasal kirleticilerin denize sızmaması için dikkat edilecektir” deniyor. Dikkat etmek ne demek?  Açıktaki bu gemileri kim kontrol edecek, nasıl kontrol edecek? “Sızma olduğu takdirde, şu anda dünyada uygulanan ‘oil barier’ sistemi uygulanacak olup, sızma olan bölgeye bariyer içerisinde kalan kirlilik yaratacak yakıt, yağ gibi kimyasallar yüzer plastik tanklara hapsedilerek tekrardan emilimi ve bunların gemilere iade edilerek refinasyon için geriye gönderilmesi sağlanacaktır. Ayrıca gemiden sızma olan bölge hemen onarılarak sızmanın kaynağı kesilecektir. Bariyer içerisinde alınan bu atıklar, mevcut yasal düzenlemelere uygun olarak bertaraf edilecektir” de deniyor ancak sızma olduktan sonra tamir edilse ne olacak? “İskeleye yanaşan ve iskeleden ayrılacak olan gemilerin herhangi bir deniz kazasına karşı gemi kaptanları gerekli önlemleri alacaktır” deniyor ve bu konuda da top kaptana atılıyor. Ben bu olayın bu kadar basite nasıl indirgenebildiğini anlayamıyorum.

“Yıllardır bölgede yapılan balıkçılığa söz konusu proje kapsamında yapılacak deniz dışı akaryakıt transferinden dolayı herhangi bir olumsuz etkisi olmayacaktır” deniyor, bu petrol terminali değil herhalde, başka birşeydir de belki biz anlamadık.

 


 

“Yangın çok büyük bir tehdittir”

 

·        Soru: Petrol yanıcı bir madde, bir kaçak durumunda orada çıkabilecek yangın konusunda ÇED’de ne gibi detaylar var?

·        Yard. Doç. Dr. Gündüz: Raporda “Yangın İle Mücadele” kısmında uygun yangın tüpünün kuru toz köpük, CO2 olduğu belirtliyor. Petrolden bahsediyoruz, yangın çıkınca tüple mi söndürmeyi planlıyorlar? Bölgedeki itfaiye bu boyutta bir yangını kontrol altına alacak donanımda mı? Yangın çok büyük bir tehdittir.

ÇED’de “Faaliyet alanına en yakın yerleşim yeri batı istikametinde yaklaşık 8 km uzağında Kaplıca köyü, tesisin güneyindeki dağların arkasında ise 4 km mesafede Yedikonuk köyü yer almaktadır. Emniyet alanının çok dışında kalan bu yerleşim yerlerimizde herhangi bir risk söz konusu değildir” deniyor. Bu da gerçekçi değildir çünkü 2005 yılında “Buncefield fire” diye kayıtlara geçmiş kaza Londra’nın yakınına kadar gelmişti. İlgili kişiler varsa bununla ayrıntılı bilgiye ulaşabilirler.

 

“NE CESARET...”

 

·        Soru: Tüm tepkilere rağmen hükümet söz konusu petrol terminalinin yapılması konusunda kararlı ve ısrarlı. Bu konuda son olarak neler söylemek istersiniz?

·        Yard. Doç. Dr. Gündüz: Öncelikle ciddi bir yatırım diye göstermeye çalıştıkları bir projeyle ilgili daha ciddi bir rapor beklerdim. Raporda “yapılacaktır, önlem alınacaktır” deniyor. Bu işler masal değil. Böyle büyük bir projede eğer ciddi çalışılsaydı bu ÇED’le karşımıza gelinmezdi. Ne cesaret ki bütün çevre örgütleri, bilim adamları projeye karşıyken böyle bir ÇED daireye veriliyor ve daire de cesaret edip böyle bir projeye onay veriyor. ÇED’in onaylık hiçbir tarafı yoktur. Masal yazar gibi yazdılar.

Raporu hazırlayanlar “bu tesisin ne denize, ne havaya, ne çevreye bir etkisi olmayacak” diyor. Bunu söyleyemezler, bunun etkili olacağı bilimsel bir gerçektir. Zaten raporda doğaya “geçmeyecek” denmiyor, “geçerse bir etkisi olmaz” diyor. Zaten “Çıkabilecek bir kazanın ekolojik dengeyi bozabileceği, parlayıcı ve yanıcı tehlikeli maddelerin olası bir kaza durumunda can ve mal kaybına neden olabileceği, en yakın çevre olanaklarından da yararlanılarak yardım sağlanabileceği kabul edilmiştir” deniyor ama herşey olup bittikten sonra mı aklımız başımıza gelecek? Bunun sorumluluğunu ne şirket ne de devlet alabilir. Burası çok basit bir tesis gibi gösterilmeye çalışılıyor.

Sonuç olarak, turizm ve eğitim adası olarak ilan edilen Kuzey Kıbrıs’a yapılması planlanan petrol terminalinin ülkemizin her neresinde olursa olsun, getireceği zararların yararından çok daha fazla olacağı dünyada yaşanan örneklerle sabittir. Ekonomik beklentileri karşılaması şüpheli olan, çevresel etkileri ülke ölçeğinde yıkıma yol açması kesin olan sözkonusu tesisin ve bu gibi kirli, tehlikeli ve çevre dostu olmayan tesislerin ülkemizde yapılması ortak akla aykırıdır. Başta Yedikonuk’a yapılması planlanan petrol terminali olmak üzere, benzer tüm projelerden çok geç olmadan vazgeçilmelidir.

 

“DİNLENMEMİZ İÇİN TAKLA MI ATMAMIZ GEREKİYOR”

 

Biyologlar Derneği de ÇED’le ilgili dava açtı. Bu ÇED mahkemeliktir. Bu raporda bilimsel hiçbir yön yoktur. Olaya bilimsel değil filmsel bakılıyor. Eskiden bilimsel çalışmalara, bilme ve bilgiye saygılı bir toplum yapımız vardı. “ÇED yetersiz” diyoruz, firma sahibi “ÇED dört dörtlük” diyor, buna anlam veremiyorum. Ada'ya yeni geldiğimde çevre konusunda herhangi bir olumsuz olayla ilgili hemen hocalarımızı arardık, onları çağırır ve rapor hazırlatırdık. Tüm ilgili kurum ve kuruluşlar saygı duyar ve gereğini yaparlardı. Şimdi bilgiyle dalga geçer bir durumdayız. Bilmeyen bilenlere de sormuyor. Dinlenmemiz için takla mı atmamız gerekiyor anlamıyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1307 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler