1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'ÇAPRAZ OY OLSAYDI, 63 OLAYLARI OLMAYABİLİRDİ'
ÇAPRAZ OY OLSAYDI, 63 OLAYLARI OLMAYABİLİRDİ

'ÇAPRAZ OY OLSAYDI, 63 OLAYLARI OLMAYABİLİRDİ'

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bugün katıldığı bir TV programında çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu.

A+A-

 

 

 

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bugün katıldığı bir TV programında çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu. 

ÇAPRAZ OY

Çapraz oy ile ilgili bir soru üzerine Talat, Rum tarafının başlangıçta kesinlikle kabul edilmez önerilerle geldiğini belirtti ve başkanlık seçimlerinde -mevcut 80'e 20, Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk oranının- 70’e 30 oranına uyarlanarak, her iki liderin de seçiminde her iki toplum mensuplarının oy kullanması ve tek liste önerisini getirdiklerini hatırlattı. Bunun, %70 Rum %30 Türk oyuyla Kıbrıslı Türk liderin de Rum halkının oylarıyla seçileceği anlamına geldiğini belirten Talat, daha sonra bu öneriyi 60’a 40 olarak değiştirdiklerini kaydetti. Talat, Rumlara yüzde 50'ye 50 oranını getirseniz bile bunun kabul edilemeyeceğini söylediklerini belirterek, çapraz oyun bu önerilerden sonra ortaya çıktığını anlattı.

Çapraz oy önerisini başlangıçta kabul etmediklerini belirten Talat, daha sonra konuyu aralarında tartıştıklarını ve bunun hazmedilirse iyi bir fikir olabileceğini, çünkü kabul edilmesi halinde,  her iki liderin de diğer toplumun duyarlılıklarını dikkate alacaklarından fanatizmden uzaklaşacaklarını kaydetti. 

Talat, çapraz oyda, her toplumun kendi liderini seçeceğini, bu iradeye diğer toplumun ancak %20 etki yapabileceğini anlatarak, “hesaplandığında yüzde 62.5'in bir tane üstünde oy alan kişi, diğer toplumdan hiç oy almasa da yine seçilebiliyor” dedi. Dolayısıyla bir toplumun iradesinin tamamen bozulamayacağını belirten Talat, "fakat yine de politikacıların her durumda diğer topluma da hitap etmesi, ilişkileri yumuşatacak ve ortam her iki toplumun işbirliğine açılacaktır" dedi. Örneğin 1963 olaylarının, seçimler bu şekilde olsaydı yaşanmayabileceğini kaydeden Talat, "hedef yaşayabilir bir çözümse çapraz oy çok olumlu katkı yapar" dedi. Bu tartışmalar üzerine kendilerinin bir paket hazırladıklarını ve çapraz oyu da bunun içine katarak, her maddesinin müzakere edilebileceği bir paket olarak önerdiklerini, ancak, Rumların söz konusu paketi başlangıçta reddettiğini hatırlattı. "Fakat masada paketin maddelerini görüştük, bir iki pürüz dışında çok güzel bir ilerleme sağladık, onları da çözünce çapraz oy kabul edilmiş olacaktı ve Yönetim ve Güç Paylaşımı başlığı da kapanacaktı” dedi. Bugün Sayın Hristofyas'a paketi kabul edip etmediğini sormanın abes olduğunu ifade eden Talat, marifetin olumsuzluktan olumlu sonuçlara varmak olduğunu ifade etti ve daha başlangıçtan paketi reddeden Rum tarafının bu retçiliğine rağmen paket önerilerde büyük ilerlemeler kaydedilmesini örnek gösterdi.

DOWNER 

Downer’in, son zamanlarda tartışılan Kıbrıs Türk sivil toplum örgütleri ve partilerle görüşmesi hakkındaki düşüncelerinin sorulması üzerine Talat, Downer’in örgütlere giderek durumun iyi gitmediğini, bir tıkanıklığa doğru gidildiğini, o nedenle siz de yapabildiklerinizi yapın demiş olabileceğini söyledi. Yoksa, Downer'in söylediklerinin doğrudan “Eroğlu uzlaşmazdır” şeklinde olduğunu sanmadığını kaydetti.

Downer’in görevlendirilmesinin düşünülmesi üzerine Genel Sekreterin kendisini aradığını anlatan Talat, önceden kendilerinin De Soto rolünde birisinin atanmasını istediklerini, bunun üzerine Genel Sekreterin Downer’i düşündüğünü, bunu da Türk tarafı olarak kabul ettiklerini söyledi ve  Hristofyas’ın kendisini arayarak konuyu görüştüklerini belirtti.

Talat, Kendilerinin Downer’i tanımadıklarını ve Türkiye üzerinden kimliği hakkında bilgi aldıklarını kaydetti.

TÜRKİYE’NİN POZİSYONU

Türkiye’nin Kıbrıs’la ilgili pozisyonunda bir değişim olup olmadığı yönündeki  soru üzerine 2. Cumhurbaşkanı, Kıbrıs sorununun Türkiye için önemsizleştiğini belirterek, Kıbrıs'taki iradenin de değiştiğini söyledi. Buradaki iradenin değişmesi ile Türkiye’nin etkilendiğini söyleyen Talat, kendi dönemlerinde Türkiye’ye olumlu mesajlar gittiğini ve Türkiye’nin de bundan olumlu yönde etkilendiğini anlattı.

Kendi döneminde de çözüm bulunamadığı yolunda söylemler olduğuna dikkat çeken Talat, kendisinin Hristofyas’ı defalarca uyardığını ifade etti. Hristofyas’ın da kendisine “Türkiye çözüm isterse seni seçtirir” dediğini belirten Talat, kendisinin Rum lidere “Türkiye istese bile beni seçtiremeyebilir” dediğini ve “Talat bile çözemiyorsa” anlayışının toplum psikolojisini geriye götüreceğini Hristofyas’a tekrar tekrar anlattığını belirtti.

Talat, sorunu çözmeye sürenin yetmediğini, ancak bugün olsaydı çözer miydim denirse, bunu kesin olarak söyleyemeyeceğini belirterek, çözümsüzlüğün en büyük sorumlusu olarak Hristofyas’ı gördüğünü vurguladı. Talat, Hristofyas’ın kişisel olarak çözüm istediğine inandığını ancak bunu başaramadığını belirtti. 

“Türkiye talimat verirse Eroğlu imzayı atar mı” şeklindeki soruya da Talat, böyle bir ortamın  doğamayacağını ifade ederek, imza atılacak anlaşmanın müzakerelerde ortaya çıkacağını hatırlattı. 

ÇÖZÜM İHTİYACI

Kıbrıs Cumhuriyetine geri dönüşün neden konuşulmadığının sorulması üzerine Talat, Kıbrıs Cumhuriyeti'ne dönüşün bugün müzakerelerde elde edilenlerden çok geri bir duruma düşmek olacağını söyledi.  Bu nedenle Kıbrıs Cumhuriyetine dönüşün tercih edilmemesi gerektiğini anlattı. 

Sürükleyici tarafın biz olmamız gerektiğini söyleyen Talat “nasıl olsa devletimiz var” ya da “nasıl olsa anavatanımız var” deyip çözüm için çalışmaktan geri durmamak gerektiğini anlattı. Talat, elbette bunların olduğunu ancak, çözüme ihtiyacın asla bitmediğini söyledi. 

“Sizce şu andaki müzakereler dostlar alış verişte görsün müzakereleri mi” şeklindeki bir başka soruya Talat, “şu anda görünen odur” dedi. Talat, yoğunlaştırılmış görüşme diye sunulan çalışmanın kısa süreli ve ağır aksak devam eden seanslarla yürütüldüğünü ve sonuca varmaktan uzak olduğunun her iki tarafça da ifade edildiğini, ancak, halkın şu anda görev başında olan Sayın Cumhurbaşkanına ve ortaya koyduğu politikaya onay verdiğini de unutmamak gerektiğini söyleyen Talat, bu anlayışın değişmesi halinde bunun belli edilmesi gerektiğini söyledi.

 

 

 

 

                                                                                          

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                             

Bu haber toplam 678 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler