1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ÇAPRAZ OY, DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK VE ‘KIBRISLICA’
ÇAPRAZ OY, DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK VE ‘KIBRISLICA’

ÇAPRAZ OY, DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK VE ‘KIBRISLICA’

Cumhurbaşkanı Dr Derviş Eroğlu’nun Brüksel dönüşü uçakta TAK muhabirine verdiği demeç maalesef yeterince değerlendirilmedi. Cumhurbaşkanın bu demecinde açıkça şunu ifade ediyor. ” En çok sıkıntı çektiğimiz konuların başında toprak ve mülkiy

A+A-

 

 

Cumhurbaşkanı Dr Derviş Eroğlu’nun  Brüksel dönüşü uçakta TAK muhabirine verdiği demeç maalesef yeterince değerlendirilmedi.  Cumhurbaşkanın bu demecinde açıkça şunu ifade ediyor.

” En çok sıkıntı çektiğimiz konuların başında toprak ve mülkiyet vardır. Tabi ki yönetimin seçimi konusunda Rumların görüşü ile bizim görüşümüz arasında da ayrılıklar vardır.”  Yani Toprak ve Mülkiyet’te daha yokuşun ilk basamağındadır. Ama ifade ettiği diğer nokta ,“yönetimin seçimi” konusu önemlidir. Çünkü bu, çıkılan bir yokuştan, maalesef kolayca aşağıya doğru inişin göstergesini taşımaktadır. Sayın Derviş Eroğlu aynen şunları söylüyor.

“Kıbrıs Rum tarafı Dönüşümlü Başkanlıktan kurtulmak için, Kıbrıs Türk tarafının sıcak bakmadığını bildiği, “çapraz oy” konusunda ısrar ediyor. Halbuki Dönüşümlü Başkanlık ile çapraz oy arasında hiçbir bağlantı yoktur. Dönüşümlü Başkanlık, Annan Planında da vardı. Yani BM Parametresi olmuş bir konudur” ( Kıbrıs Gazetesi 25/11/2011)

Şimdi bir başka alıntı daha yapıp, Dönüşümlü Başkanlık ve Çapraz Oy ilişkisini yorumlayacağız. Ancak,  öncelikle Sayın Eroğlu’nun şu sözlerine MİM koymak gerekiyor... “Dönüşümlü Başkanlık Annan Planında da vardı. Yani BM Parametresi olmuş bir konudur”..

“ Müzakere masasına oturan kişi olarak biz Annan Planına Hayır dedik. Rum tarafı da Hayır dedi ve Annan Planını zemin olarak kabul etmiyor. Dolayısı ile Kıbrıslıca bir çözüm bulmaya çalışacağız. Fark olacak tabii ki”…( Kıbrıs Gazetesi. 25/11/2011)

İşte böyle dedi, Sayın Eroğlu.  Ancak,  şu anda masada oturan görüşmecimiz olarak ta Dönüşümlü Başkanlığın, Annan Planında da olduğunu ve bu yüzden de BM Parametresi olduğundan söz ediyor. Yani bunun kaçılmaz ve geri alınamaz bir değer olduğundan söz ediyor. Bunu da Annan Planına dayandığını söylüyor.Bu o zaman bu ise, sorgulanması gereken onun dünkü Hayır tavrı değil mi?. Hayırcı olarak, Evet’in değerlerinin savunulmasını yapması da önemli. Ama artık buna da saygısını göstermesi gerekiyor. Ben özürden, mözürden söz etmiyorum, saygıdan söz ediyorum. Peki, bu Dönüşümlü Başkanlığın Çapraz Oyla bağlantı yok mu? Şekilden öte Ortak İraden söz ediyorum.

 Dönüşümlü Başkanlık Zembille Gelmedi: Çünkü bu Dönüşümlü Başkanlık eğer, BM Parametresi olmuşsa, bunu sağlayan, güneyin hayır oyuna rağmen; Kıbrıs Türk halkının evetidir.  O zaman bu değere  sahip çıkarken, bunun bütünlüğüne de bakmalıdır. Bu göz ardı edilemez. Çünkü bu değer, Ortak İrade ile bir bütündür. Nasıl mı? Bakalım… .

Çünkü Annan Planında bulunan Dönüşümlü Başkanlık, tek başına bir sonuç değildir. Dönüşümlü Başkanlık, Annan Planında, Ortak Federal Yürütmenin dayandığı Başkanlık Konseyinin; biri Kıbrıslı Rum, öteki Kıbrıslı Türk olan iki Başkanı olacaktı.  Annan Planında bu ise, Parlamenter sistem temelinde seçilecekti.  Ortak İradeyi atlıyor Sayın Eroğlu…Bakın Annan Planında ne var?

“Madde 26. (2): Tüm Başkanlık Konseyi üyeleri, Parlamento tarafından özel çoğunluk sistemi ile ve tek liste içinden beş yıllığına seçilirler. Bu liste oy kullanan üyeleri belirtir.”

Yani açıktır ki Başkanlık Konseyi, Ortak Parlamentoda, tek liste içinden, özel çoğunluk temelinde, her iki toplumdan seçilen parlamenterlerin, ortak iradesi ile seçilir, yani güven oyu alır ve göreve gelir. Annan Planında Dönüşümlü Başkanlığın dayandığı temel nokta, budur, tek liste ve ortak irade….

Şimdi,farka bakalım. 2008’te başlayan ve günümüze kadar süren, “ Kıbrıslıca”  müzakerelerde, Annan Planından farklı olarak getirilen temel noktalardan biri de, Yürütmenin,  Parlamenter sistem ile değil, doğrudan seçimle gelecek Başkanlık Sistemine dayanması oldu. İşte cevap bulunması gereken nokta buradadır. İki taraftan seçilecek Başkanlara dayalı olacak bu Başkanlık sisteminde; iki Başkan da Dönüşümlü olarak, Birleşik Federal Kıbrıs’ın hem Başkanı, hem de Başkan Yardımcısı olacak. Hükümet ise, bu Başkanların, ayrı ayrı atayacağı, Kıbrıslı Rum ve Türk Bakanlarla şekillenecek.  Sayın  Eroğlu’nun ifadesine göre, bu yapı nasıl, “Kıbrıslıca” olacak? Yani iki toplumun ortak iradesi, nasıl şekillenecek?.

İşte Çapraz oy meselesi bu noktada devreye giriyor. Öngörülen; Başkanlık sistemi olduğu için, ortak iradenin ortaya çıkması ve gelişmesi için bu önemli oldu. . Aksi halde, Kıbrıs’ın Cumhurbaşkanı ve Yardımcısı ki  Dönüşümlü olacak; tüm Kıbrıs’ın ortak mesuliyetini ve iradesini nasıl temsil edecek?

Siyasi eşitlik ve 1960:  Ancak, burada bir gerçek vardır. Kıbrıslı Rumlarla aramızda, önemli bir nüfus farkı var. Çözümün kökeninde ise sayısal eşitlik değil, siyasi eşitlik vardır. İşte mesele buradadır. Nasıl bir yol bulunacak ve seçimlerde, Kıbrıs Türk halkının siyasal eşitliği sarsılmayacak? İşte Çapraz oy meselesinde bunun için seçimlerde kullanılacak olan oyların, karşılıklı olarak birbirini etkileme oranının ne olacağı çok önemlidir. Bunda da Talat - Hristofyas görüşmesi döneminde, tartışmalarda bir noktaya doğru yakınlaşıldı. Şimdi burada Sayın Eroğlu’nun artık basına da yansıyan ve Çapraz Oya karşı çıkarak, Dönüşümlü Başkanlık konusunu da riske ettiği, itirazına bakalım.

B u İlkesel mi siyasi mi?:  Rum basınına yansıyan  bu konudaki sızdırmalardan ortaya çıkan noktalara baktığımda, tutanakları da okuyan biri olarak,  basında konu ile ilgili olarak çıkan haberler özü itibarı ile doğrudur. (Son öneriyi yazmıyorum,) Sayın Eroğlu’nun bu konuda basına da sızan önersi şu… Çapraz oyu, anlaşmadan sonra, beş yıl sonra, ikinci kez bir Referanduma götürelim ..

Yani, bundan çıkan sonuç şu... Sayın Eroğlu’nun, Sayın Mehmet Ali Talat’ın Cumhurbaşkanı ve CTP- ÖRP’nin  de hükümet olduğu dönemde Çapraz Oy meselesinde, konuşulan, görüşülen; iki toplumun Başkanlık seçimlerinde kullanılacağı oylarda, karşılıklı olarak bir birine etki edecek olan, oy oranlarına dair bir endişesi yok. Eğer varsa, şimdi, görüşmelerde konunun 5 yıl sonra Referandumda, halka sorulması önerisini masaya getiren bir lider olarak, ayni zamanda da bu oranı da önermesi sorumluluğu yok mu? Var.. Yani öze dair değil itirazı, yani siyasi eşitliğin yokluğu üzerine değil itiraz.  

 Şimdi gelelim işin püf noktalarına. Yani Çapraz Oyun; beş yıl sonra Referanduma sunulmasını önerisini masaya götüren  bir lider olarak Sayın Eroğlu;  Kıbrıs Gazetesinde yayınlanan bu söyleşisinde nasıl olurda;  “ Kıbrıs Türk tarafının sıcak bakmadığı Çapraz Oy” diye bu konuyu tanımlar?. O zaman ona sormazlar mı?  Sıcak bakılmayan bir konuyu, nasıl olurda siz, 5 yıl sonra Referanduma sunulmasını öneriyorsunuz? Demek ki olaya ilkesel olarak değil, siyaseten karşısınız.

 Yani seçimlerde karşı çıktıydım. Gerekçe bu mu? O zaman bunu sorgulayalım.  Çünkü Cumhurbaşkanı olunca, Sayın Eroğlu, BM Genel Sekreterine yolladığı mektupta;  zamanında karşı çıktığı Annan Planına; 24 Nisanda, Kıbrıslı Türklerce Evet denmesine  bağlı olduğunu yazmıştı... Halbuki ona da Hayır dediğini hala kendisi söylüyor.. Üstelik, alıntı yaptığımız söz konusu demecinde de; Dönüşümlü Başkanlığın, BM Parametresi olduğunu da,  kendisinin Hayır dediği Annan Planına dayandırıyor.

.Peki o zaman nasıl olurda, Çapraz Oy meselesine, şimdi, dün buna karşı çıktı diye, bu siyasi tavrımdır,  seçimlerde böyle dedim diyerek karşı çıkar. Hani tutarlılık? Ancak buna da karşı çıkarken de Çapraz Oyu, 5 yıl sonraki Referanduma havale ediyor. Eğer bu konuyu hayati kabul ediyorsa, o zaman nasıl olurda, 5 yıl sonraki nesillerin, toplumun ve Kıbrıslı Türk seçmenlerin başına kendisinin, “çok kötü” diye gördüğü bir sorunu bırakır?. Bunun “ulusal, toplumsal “ tutarlılığı  var mı?

İşte böyle bir garabetle karşı karşıyayız. Bir kere geçen makalemde de yazmıştım. 1960’ ta iki toplum Cumhurbaşkanını ve Yardımcısını ayrı ayrı seçerdi.  Bu K.C nin yürümemesinin nedenlerinden biri oldu. Çünkü ortak irade gelişemezdi. Ayrıca 1964’te BM, Kıbrıslı Rumlarca seçilmiş olan Makarios’u, yasal başkan olarak elbette ki kabul etme temeline bu Anayasal konum temel oldu.. Dolayısı ile onun atadığı Kıbrıslı Rum Bakanlarda yasal sayıldı. Bu K.C’nin gaspının ilk hukuku basamağı oldu. .

Kıbrıslıca: Sayın Derviş Eroğlu, bu söyleşinde, “ Kıbrıslıca bir çözüm bulmaya çalışıyoruz” dedi. Bu çok hoşuma gitti doğrusu. Çünkü iyi saate olsun, Sayın Denktaş, zamanında tek Kıbrıslı değerin, Kıbrıs Eşeği olduğunu söylemişti. Sayın Eroğlu ise şimdi, çözümün Kıbrıslıca olmasından söz ediyor..

Ama Kıbrıslıca meselesine de bakalım. Kuzeyde Saray Önü,  güneyde ise Elefteria meydanı var. Eğer bu Kıbrıslıca, sözünde, kuzeyde Saray Önü kriterleri ve güneyde de Elefteria Meydanı kriterleri saklı ise bu işten beladan başka bir şey çıkmaz derim ben. İşte bundan ötürü iki lider halk tarafından daha fazla dikkatle izlenmelidir. BM de etken olmalıdır. Evet, Çapraz Oy ve Dönüşümlü Başkanlık meselesi, birbirinden ayrı değil, aksine Ortak irade, siyasi eşitlik içinde nasıl olacak diye aranacak cevabın bütünleşmiş birer parçasıdırlar. Dönüşümlü Başkanlık, Ortak iradeye dayanmalıdır. Dayanmazsa, bu da “BM Parametresi” olmaktan da çıkacak ve bunu da kaybedilmişlerin arasına yazacağız..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1433 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler