1. YAZARLAR

  2. Tamer Öncül

  3. ÇAĞRIŞIMLAR
Tamer Öncül

Tamer Öncül

Yazarın Tüm Yazıları >

ÇAĞRIŞIMLAR

A+A-

Kafalar bulandıkça, kavramlar ve sözcükler de bulanıyor; kirli ağızlarda dolandıkça.

Bir “kabadayılık” havası Kuzey’den gelip; jestlere, mimiklere yerleşmiş.

“Engelsiz Meclis” yapılırken, “terbiye engellilerin” durumu gözetildi mi bilemem; ama iki rampa yapmak yerine bütün salonu ve KOLTUKLARI yenileyenler (bu arada antika değerindeki avizeleri çöpe atıldı diye gözden çıkaranlar); hiper testestoron mağduru balligarilerin “deşarj olabilecekleri” bir de ring yapsalarmış iyi olacakmış doğrusu…

Bu kadar keşmekeşin içinde benim de kafam bulandı doğrusu. Bilgisayarın başına oturdum, “ne yazsam?” diye kara kara düşünüyorum…

Padişah ve dalkavuklarını yazsam… Daha önce yazmışım…

Sabah sabah hazır olda beklettiği öğrencilerine (Mikrofonun sesini sonuna kadar açıp) “Bir daha… yaparsanız sizi öyle bir döverim…” diye nutuk sallayan “Eyi/Timci” müdürü yazayım diyorum; ohoo bu konuda onlarca yazı yazmışım…

Fındık alsam kabuğu çıkar; leblebi alsam dişim kesmez!.. Ekranın önünden “Jurnalci” geçiyor: “Eko gün, eko gün”… Kapının önünde pastellici tezgah açmış… Sonrası malum!..

Bizim Sami (Özuslu)’den feyz alıp; bir sözlük çalışması yapayım diyorum. Gerçi “Referandum” kitabında buna benzer kapsamlı bir çalışma yapmıştım ama, bu farklı!..

Yakaladığım herkese bir sözcük sorup; ne çağrıştırdığını araştırıyorum…

İşte sonuçlar:

Nutuk: Külahta gannavuri! (Hartuç dolduramayacak kadar çapsız; ganavuri gibi uyuşturucu). Ör:Cayık, ceyik…

Gerekirse: Dötü yemez ama… (Söylediğini yapacak cesareti olmadığından cırılamaya kılıf hazırlamak için kullanılır.) Ör:Gerekirse vururuz… Gerekirse dağa çıkarım (Mantar zamanı da geliyor zaten!)

Plaka: 1. Dam. (Bir şeyin üstünü örten.) 2. Uyum. Ör KaKa sözü : Saatte Arabın yolunda / yemede anamın koynunda…

Siyaset: Öreke. (Başımıza çorap örmek için, yünden ip eğirmek için kullanılan alet. Genelde “Ananın…” sözcüğüyle anılır ve bir EL tarafından sürekli döndürülür.) Ör: ““biz hesabımızı halka veririz, sadece UBP’liler değil tüm halk görmüştür ki UBP, KKTC’nin umudu ve vazgeçilmezidir”

Vergi: Tecavüz. (İstediğimizden, mike mike alırız.) Ör. (İnsani yardımlara uygulanır; Hayvani otellerden alınmaz.)

İhale: Pencere. (Dışarı/y/da açılır.) Ör. Yol, su, elektirik vb.

Jet lag: Hızlı geçirme. (Rum’un saati başımızı döndürür). Ör.KaKa sözü: Uysa da geçiririk uymasada !)

Turizm: Oteli yapacağınız arazi beleş (ganimet), bütün ithal malzemeler (çanak, çömlek, perde, mefruşat etc) gümrük muafiyetli, düşük faizli kredi cabası, 10 yıl vergiden muafsınız, inşat yasalarına aykırı denizin tam dibine otellerinizi yapabiliyorsunuz, çalıştırdığınız personel ithal, belediyelere gecelemeden kaynaklanan vergisini vermiyorsunuz çünkü getirdiğiniz müşterilerin hepsini beleşe konaklayan kumarhane turisti gibi gösterebiliyorsunuz, çalışanların çoğunu stajer öğrencilerle geçiştirebiliyorsunuz, KKTC vatandaşı yapıldınız, bundan dolayı yerli ortağa gerek kalmadı, kumarhane işletme izni bedeli haricinde başka bir katkınız yok, elektrik subvasiyonu alıyorsunuz, arıtmalarınızı kullanmadığınızla ilgili iddialar var. Getirdiğiniz kumarcılar otelden ayrılmasın diye beleşe onları otel içerisinde yedirip içirip, bölgede haksız rekabet yaratıyorsunuz. Şimdi ise bazılarınız medya patronu olarak adanın içişlerine müdahale ediyorsunuz. Bunun adına da hiç çekinmeden turizm diyoruz...(Mete Hatay)

 

 

 

Bu yazı toplam 857 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar