1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ÇAĞLAR EĞİTİMİ DEĞERLENDİRDİ: EN KÖTÜ DÖNEM
ÇAĞLAR EĞİTİMİ DEĞERLENDİRDİ: EN KÖTÜ DÖNEM

ÇAĞLAR EĞİTİMİ DEĞERLENDİRDİ: EN KÖTÜ DÖNEM

CTP-BG Eğitim Komitesi Başkanı Çağlar eğitimi değerlendirdi:“En kötü dönem yaşanıyor”

A+A-

 

CTP-BG Eğitim Komitesi Başkanı Çağlar eğitimi değerlendirdi:

“En kötü dönem yaşanıyor”

 

CTP-BG Güzelyurt Milletvekili, Eğitim Komitesi Başkanı Mehmet Çağlar, genelde ülkenin, özelde ise eğitim sisteminin, tarihinin en kötü dönemini yaşadığını vurgulayarak “Toplumsal bir anlam taşıyan eğitim, hiçbir dönemde bu denli partisel ve kişisel çıkarlar için kullanılmadı. Çocuklarımızın, toplumumuzun geleceği, ilk kez bu denli bilimsellikten uzaklaştırılarak siyasallaştırıldı” dedi.Mehmet Çağlar, yaptığı yazılı açıklamada, eğitimde yaşanan gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu ve hükümetin eğitim anlayışının Ortaçağ eğitimini andırdığını kaydetti. Ülkede eğitim bilimleri kuramları, yönetim teorileri ve kalkınma esaslarının hiç bir biçimde UBP iktidarı tarafından dikkate alınmadığı süreçlerden geçildiğini ifade eden Çağlar, “Bırakın eğitim plânlaması yapılmadığını, UBP iktidarı ve Eğitim Bakanlığı'nın halka verdiği sözler ve ettiği taahhütlerin hiçbirinin tutulmadığı ve yerine getirilmediği gün gibi ortadadır” görüşünü dile getirdi.

“TAHAMMÜL SINIRLARI ZORLANMAKTA”

Açıklamanın tam metni şöyle: “Eğitim, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir plânlama meselesidir. Bir ülkenin kalkınma plânları çerçevesinde ele alınması gereken eğitim plânlaması, bu yönü ile bakıldığında, tam anlamı ile bütünsel bir yaklaşımın sonucunda oluşturulmalıdır. Eğitim plânlaması bir nevi insan yetiştirme sistemidir de. Ülkenin ihtiyaç duyduğu tüm sektörlere, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirilmelerinin, sosyal talep ve bireysel ihtiyaçlar denge ve esnekliğinde plânlanması sürecidir eğitim plânlaması. Eğitim plânlaması yolu ile ne tür bir eğitim sistemi yapılandırılacağı, hangi öğrenme paradigmalarının temel alınacağı, merkeze program, öğrenci ya da öğretmenin mi konacağı ya da hangi oranlarda bir oluşuma gidileceği, eğitim felsefesi olarak nelerin başat alınacağı, mesleki teknik eğitimin genel eğitim içerisindeki yerinin nasıl artırılacağı, araştırma geliştirmeye ne kadar kaynak ayrılacağı, öğretmen eğitimlerinin süreçlere dağılımının nasıl organize edileceği, akademik öğrenmelerin yanı sıra sosyal ve duygusal öğrenmeye programlarda nasıl yer verileceği, yönetici eğitimi, denetim sistemi, aile eğitimi ve ilgili tüm diğer sistemlerle eğitim sisteminin uyumlu çalışması koordine edilmelidir. Çağdaş ve gelişmekte olan ülkelerde eğitim bu türden yaklaşımlarla plânlanırken, ülkemizde ise eğitim bilimleri kuramları, yönetim teorileri ve kalkınma esaslarının hiç bir biçimde UBP iktidarı tarafından dikkate alınmadığı süreçlerden geçiyoruz. UBP iktidarı döneminde hemen her gün kanıksadığımız ancak kesinlikle toplumumuz adına hazmetmediğimiz olaylar yaşamaktayız. Bırakın eğitim plânlaması yapılmadığını, UBP iktidarı ve Eğitim Bakanlığı'nın halka verdiği sözler ve ettiği taahhütlerin hiçbirinin tutulmadığı ve yerine getirilmediği gün gibi ortadadır. Ülkemizde eğitimin "e"sinde bahsedemezken, öğretimin ise artık çağdışı kaldığını belirtmek kesinlikle abartı olmanın çok ötesindedir. Bunlara ilâveten, kamuoyunu her gün rahatsız etmeye devam eden usulsüzlükler, partizanlıklar, adaletsizlikler, eşitsizlikler, dogmacılık anlayışları diz boyunu aşmış tahammül sınırlarını zorlamaktadır. Hele Sayın Başbakan İrsen Küçük'ün dahi, geçtiğimiz hafta sonu KHK tarafından yapılan öğretmenlik sınavlarına şaibe karışmıştır açıklamaları, geldiğimiz vahim durumu ortaya koymaktadır. Bu konuda bir an önce yasal adımların atılması, yasal süreç tamamlanana kadar sınavların dondurulması oldukça önemli bir hal almıştır. Geçtiğimiz aylarda açılması gündeme sokulan, Vakıflar arazisinden kiralanması ile KKTC Meclisinde araştırma komitesi kurulmasının yolunu açan, daha ortada okul yokken Hala sultan İlâhiyat Koleji adı ile açılan ve 72 öğrenci için giriş sınavı ile öğrenci alınan, eğitime TED Koleji binalarında hem de öğrenci sayısı 173 öğrenci olarak başladığı duyulan ve İmam Hatip Lisesi türünden Bir okul olarak kurulan okulun hangi ihtiyaç ve eğitim plânlaması ile yapıldığı toplumun vicdanını rahatsız etmektedir. Kimi yerleşim yerlerimizdeki okullarda sınıflardaki öğrenci sayıları 40'ların ve hatta 50'lerin üzerine çıkmıştır. Birçok okulumuzda öğretmen ihtiyacı devam etmektedir. Binalar yetersizdir. Yöneticiler eksiktir. Kitaplar ve programlarda eksiklikler ve yokluklar devam etmektedir. Öğretmen sendikaları bazı okullarda çadır sınıfları gündeme getirerek eğitimin içler acısı durumunu gözler önüne sermektedirler. Okullarda laboratuar yok, öğrenciler bir deney dahi yapmadan mezun oluyorlar. Ezberci eğitim anlayışı öylesine üst boyutlara çıkmıştır ki, fizik, kimya, biyoloji gibi deneysel ve kuramsal dersler dahi sanki ayet ezberler gibi bir öğretimle uygulanmakta, öğrenciler yarışmacı bir eğitim anlayışı ile özel dersten özel derse koşturulmaktadırlar. TC Üniversitelerine ek kontenjanlarla yerleştirilen öğrencilerin yerleştirilmelerinde partizanlığın dik alâsı yapılmaktadır. En son 3 öğrencinin Tıp Fakültelerine yerleştirilmelerinde yapılan haksızlık, adaletsizlik, partizanlık, bölgecilik ve ayrımcılık toplum vicdanlarını bir kez daha rahatsız etmiştir.”

MÜMKÜN DEĞİL

“Genelde ülkemiz, özelde ise eğitim sistemi, tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Toplumsal bir anlam taşıyan eğitim, hiçbir dönemde bu denli partisel ve kişisel çıkarlar için kullanılmadı. Çocuklarımızın, toplumumuzun geleceği, ilk kez bu denli bilimsellikten uzaklaştırılarak siyasallaştırıldı. Atanan bakanlar, “Eğitimi nasıl geliştireceğim?” diye düşüneceğine, “Eğitimi kullanarak nasıl seçilirim?” diye düşünmektedir. Eğitimi hep bir istihdam kapısı olarak gördüler. Derme çatma, gelişigüzel yapılan uygulamalar ise eğitimde öğretim yaklaşımları, ders programları, ders kitapları, öğretim yöntemleri ve ölçme değerlendirme arasında tutarsızlık yaratılarak, sistem bir bütün olarak gerçek anlamda çağın gerisine düşürüldü.  Okul öncesinden üniversiteye kadar her kademede sorunlar çözülmediği gibi, UBP hükümeti, yanlış ve plânsız uygulamalarıyla sorunlara sorun kattılar. Bunun en önemli nedeni ise UBP’nin bizatihi kendisinin sorun yumağı haline gelmesidir. Kendi iç sorunlarında boğulan bir parti, bu ülkeyi, bu eğitimi nasıl kurtaracak, nasıl geliştirecek? Bu mümkün değildir. “

SİSTEM ÇÖKERTİLDİ

“UBP'nin bu yaklaşımları, olsa olsa, ancak toplumu ve çocuklarımızı çağın gerisine iter. Bu ülkedeki hiçbir çocuk, doğmuş ve doğacak olanların hiçbiri bu adaletsizliği, bu çağ dışılığı hak etmemiştir. Parti ve kişilerin yetersizlikleri, beceriksizlikleri, çocuklarımızın eğitiminin önünde engel olmamalıdır.  Sonuç olarak, bir ülkenin geleceğinin en önemli unsuru olan eğitimi ne denli siyasi çıkarlar için kullanıldığının en önemli ispatı olan; iki yılda 4 atama ve 3 farklı kişinin Eğitim Bakanlığı yapmış olması, UBP zihniyetinin eğitimi nasıl bitirdiğini gözler önüne sermektedir. Hayali vaatler, boş sözler, iş bilmez icraatlar, parti içi siyasi kavgalar çocuklarımızı kitapsız, öğretmensiz, okulsuz bırakmıştır. UBP Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi’ni çökertmiştir…Tüm bu sorunlar yumağının on yıllardır baş mimarı olan ve son 3 yıldır eğitimi de diğer tüm sistemleri bitirdikleri gibi bitiren UBP'nin, bu türden çağdışı kalmış olan ve Ortaçağ Eğitimini andıran eğitim anlayışlarını şiddetle protesto ettiğimizi kamuoyumuzla bir kez daha paylaşırız.”

 

 

 

 

Bu haber toplam 520 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler