1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Büyüyemeyen Çocuklar Ve İnsan Yetiştirme
Büyüyemeyen Çocuklar Ve İnsan Yetiştirme

Büyüyemeyen Çocuklar Ve İnsan Yetiştirme

Büyüyemeyen çocuklar yetiştiriyoruz… Bilgiye ulaşma yollarını, düşünmeyi, girişimci olmayı, eleştirel bakabilmeyi, hayatta karşılaştığı problemleri çözmeyi başaramamış çocuklardan bahsetmiyorum… Gerçekten büyüyemeyen çocuklardan bahse

A+A-

 

 

         Büyüyemeyen çocuklar yetiştiriyoruz… Bilgiye ulaşma yollarını, düşünmeyi, girişimci olmayı, eleştirel bakabilmeyi, hayatta karşılaştığı problemleri çözmeyi başaramamış çocuklardan bahsetmiyorum… Gerçekten büyüyemeyen çocuklardan bahsediyorum, Mustafa gibi…

 

Mustafa öldürüldü… Söz dinlemediği ve ders çalışmadığı için öldürüldü. Yani sadece çocuk olduğu için… “Böyle bir insanlık dışı varlıkla aynı ülkede nasıl yaşıyoruz?”, “bu ülkeyi kimler ve nasıl bu hale getirdiler?” sorularının yanıtlarını bulamıyorsak, büyüyemeyen çocuklar yetiştirmeye devam ediyoruz demektir.

 

 

Çocuklar En Özel Emanettir

Çocuklarımız, onlara her istediğimizi yapabileceğimiz varlıklar değildir. Onlar birer kişilik, anne-babalara emanet edilmiş gelecektir. Onların kişiliklerini geliştirmek, geleceğin nitelikli bireyleri haline getirmek yani insan yetiştirmek eğitimin işidir…

 

Oysa insan yetiştirme politikalarını, pedagojik temeller üzerine oturtma yerine siyaset malzemesi haline getirdik. Her uygulamanın merkezine siyaseti aldık… Şimdi geriye dönüp bakmak, bu sürecin kar ve zarar hesabını yapmak gerekmez mi? Bu ülkeyi yönetenler siyasi çıkar kazanırken, biz neler kaybettik? 

 

 

         İnsan Yetiştirme

Bugün içinde yaşadığımız toplumda yetişkinlerimizin tutum ve davranışlarını beğenmiyorsak, yaptıklarını yanlış buluyor ve neden bu tutum ve davranışlarını değiştirmediklerini anlayamıyorsak, yetişkin olana kadar nasıl bir yetiştirme biçiminden geçildiğine bakmak gerekiyor.  İşte bu “insan yetiştirme" kültürüdür ve toplumun bütün geçmiş birikiminin bir resmi gibidir.

 

Bir yandan siyasi çıkar, partizanlık ve adam kayırmacılığı, diğer yandan iş gücü olarak yurda gelen ailelerin; farklı davranışlar,  farklı alışkanlıklar kısacası farklı kültürel özelliklere sahip çocuk, genç ve bireylerin toplum içine kontrolsüzce ve hızla çoğalması, çok kültürlüğün zenginliği olmak yerine, kültürel çatışmanın tohumlarını ekti… Ne yazık ki bugün yaşadıklarımız, bu kültür bunalımının ta kendisidir…

 

Öte yandan “yaşadıklarımız düzeltilemez ya da düzeltilmesi benim elimde değil” anlayışını da perçinledi… Unutulmamalıdır ki bu olgunun da böylesine derin yaşanması, yakın ve uzak geçmişteki yanlış tercihlerdir.

 

Gelecek nesilleri yetiştirirken sorumluluk vermeyeceksin, kutuplara ayıracaksın “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışını hakim kılan bir yaşam biçimi içinde olacaksınız… Sonra da her şeyden yakınacaksınız… Üstelik sadece yakınacaksınız… Gerek birey gerek toplum olarak yaşadıklarını hiç beğenmeyeceksin ama parmağını kımıldatmayacaksın…

 

Bütün kurtuluşu hep başkalarından bekleyecek, “şu, bunu şöyle yapsaydı böyle olmazdı” serzenişlerini dilinden düşürmeyeceksin ama iş bir şeyler yapmaya gelince yan çizerek yerinden kıpırdamadan, sorunların çözümünü kendi dışındakilerden bekleyeceksin…

 

Eğitme bir de bu açıdan bakabilsek, neleri yapmamız, neleri de yapmamız gerektiği gün gibi ortaya çıkacaktır… Ya da hiçbir şey yapmayıp kurtarılmayı beklemeyi sürdüreceğiz…

 

 

 

BİLİYOR MUYDUNUZ?

 

 

Çocuk Yetiştirmede Japonya Örneği

 

Anne ve babanın, çocuklarına verebileceği en değerli şey, sevginin hakim olduğu bir aile ortamıdır. Bu ortamı bulamayan miniklerin zeka düzeyi gecikir, buna bağlı olarak okul başarısı düşer.

 

Örneğin Japonya’da; bir çiftin evlenebilmesi için bazı değerlendirmelerden geçildikten sonra erkeğin 18 sertifika, kadının ise 24 sertifika alması gerekiyor. Çünkü onlar konuya, bilinçsizce çocuk sahibi olmanın ülkenin geleceğini etkileyeceği endişesi ile yaklaşıyorlar.

 

Ayrıca yapılan araştırmalar, suçlu çocukların çoğunluğunun ailesinde problem yaşandığı ortaya koyuyor. Okul öncesi kurumlar, günümüz toplumlarında çocuğun giderek artan güvenli oyun imkanı ve yaşıtları ile birlikte bulunma ve sosyal gelişim ihtiyaçlarına cevap verebilmek açısından önemli bir görevi yerine getiriyor. Bu yüzden, çocuğunuzu eğer imkanınız varsa 4 yaşından itibaren mutlaka okul öncesi eğitim kurumlarına gönderin.

 

 

AKLINIZDA BULUNSUN

 

Çocuk Yetiştirmek

 

Çocuklara iyi birer anne ve baba olabilmek için ne yapmalı? Çocuklara sorarsanız, her isteklerini karşı koymaksızın yerine getiren anne ve babaları tercih ediyorlar. Psikologlar ve pedagoglar ise anne ve babaların gerektiğinde ‘‘Hayır’’ demeyi bilmeleri gerektiğini ısrarla vurguluyorlar. Pedagojik araştırmalar, çocuk eğitimi konusunda 5 temel kuralın altını çiziyorlar:

 

1.    Eşit Sorumluluk: Öncelikle anne ve baba çocukla aynı derecede ilgilenmelidir. Bir evde izinleri babanın vermesi, yasakları annenin koyması son derecede sakıncalıdır. Anne ve baba, çocuklara karşı uygulayacakları davranışlarını ortak olarak belirlemelidirler.

 

2.    Onları Dinleyin: Anne ve babalar, çocukları dinlemeyi bilmeliler. Küçük çocuğun yarım cümlelerle anlatmaya çalıştıklarını anne de baba da büyük bir dikkatle dinlemeli. Çocuklar, duygu ve düşüncelerini anne ve babalarına rahatça açıklayabilirlerse, kişilikleri kısa zamanda gelişir.

 

3.    Hoşgörü Şart: Bir evde elbette belirli bir ölçüde disiplin olmalı. Çocukları sıkmadan, isyan ettirmeden disiplin kurmak ancak sevgi ve hoşgörüyle mümkün olur. Çocukları karşınıza alıp, katı kurallarınızı sert bir sesle sıralamaktan kaçınmalısınız. Küçük afacanlara, kurallar, tatlı bir dille, bazı örnekler verilerek açıklanmalı.

 

4.    Saygı Önemli: Büyüklerin çevrelerindeki kişilerle ilişkileri çocuklara örnek olur. Çevresindekilere saygılı olmayı, çocuk büyüklerinden öğrenir. Anne ile babanın birbirine saygılı davranması, çocukların üzerinde olumlu etki yaratır.

 

5.    TV Süresini Kısaltın: Çocukların televizyon izledikleri süreyi belirlemek gerekir. Evinin işlerini yapmaya çalışan anne, çocuğunu televizyon karşısına bırakıp kendi işine dalmamalı. Çocuklara tek eğlence ve meşguliyetin televizyon izlemek olmadığı öğretilmeli.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1072 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler