1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Büyük Çözüm Koalisyonu' Şarttır
Büyük Çözüm Koalisyonu Şarttır

'Büyük Çözüm Koalisyonu' Şarttır

Güney Kıbrıs’ta seçim havası iyice kızıştı. Kıran kırana bir yarış yaşanıyor. Adaylar birbirlerini karşılıklı olarak suçluyor ama yarış “at başı” gitmiyor. Nikos Anastasiadis açık farkla önde gidiyor. İpi önde göğüsleyeceğine şüphe yok.

A+A-

Güney Kıbrıs’ta seçim havası iyice kızıştı. Kıran kırana bir yarış yaşanıyor. Adaylar birbirlerini karşılıklı olarak suçluyor ama yarış “at başı” gitmiyor. Nikos Anastasiadis açık farkla önde gidiyor. İpi önde göğüsleyeceğine şüphe yok. Soru, birinci turda mı ikinci turda mı seçimi kazanacağıdır. Kısacası, Şubat 2013’ten sonra Kıbrıs Rum toplumu yeni bir lidere kavuşacak ve Kıbrıs Sorunu’na çözüm arayışları yeniden hızlanacak.

Anastasiadis’in görüşleri iyi kötü biliniyor. “Gevşek Federasyon” modeline sıcak bakıyor ama mümkün olan en geniş ittifakı kurarak hareket etmek istiyor. Bu bakımdan, “merkezi güçlü” federasyon isteyenler ile “federasyon karşıtları” arasında epeyce manevra yapması gerekecek. AKEL’in desteklediği Stavros Malas ise geçtiğimiz günlerde merkezi güçlü federasyon benimsediğini açıkladı. Kiliseye yakın olan ve EDEK’in desteğini alan Yorgos Lillikas da iki toplumlu federasyona ‘evet’, iki bölgeli federasyona ‘hayır’ diyerek tavrını ortaya koydu. Kuşkusuz, bu farklı yaklaşımlar seçim atmosferinde bolca spekülasyon malzemesi yapılıyor. Fakat iç politik oyunlarla siyasi güçlerin birbirlerini suçlamaları bir yana, federasyon anlayışının hangi yanında –gevşek ya da güçlü- yer alırsa alsın, bütün Kıbrıslı Rumların Türk tarafının “federasyon” anlayışı ile sorunu vardır. Yani, Kıbrıs Rum toplumunda ister merkezi güçlü ister gevşek federasyonu benimsesin, bütün siyasi güçlerin Türk tarafının “federal devlet” anlayışına ciddi itirazları vardır. Kıbrıs Sorunu’nu çözümsüz kılan temel faktörlerden biri de zaten budur ve tam da bu nedenden ötürü seçimi Anastasiadis’in kazanması fazla bir şeyi değiştirmeyebilir.

Bu yüzden Kıbrıs Sorunu’nun çözümüne herkesten daha fazla ihtiyaç duyan Kıbrıs Türk toplumunun federal devlet fikrini benimseyen siyasi ve toplumsal güçlerinin yapması gereken önemli işler vardır. Sanırım, Kıbrıs Sorunu’nun çözümünü federal devlet modelinde gören Kıbrıs Türk siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının nasıl bir çözüm istediklerini açıkça ve ayrıntılarıyla ortaya koyma zamanı gelmiştir. Yuvarlak laflarla “1977-1979 Doruk Anlaşmaları” ve “BM Parametreleri” temelinde “iki bölgeli iki toplumlu federasyon” savunmak veya bu temelde “çözüm temenni etmek” yeterli değildir. Bu başlıklar o kadar geniştir ki, Rauf Denktaş bile yıllarca bu kavramların arkasına saklanmayı başarabilmişti. Her şeyden önce bir gerçeğin altını çizelim: Kıbrıs’ta coğrafi esasa dayalı federasyon fikrini ilk defa Türk tarafının milliyetçi, ayrılıkçı ve militarist güçleri ortaya attı. Türk milliyetçilerinin “coğrafi federasyon” anlayışı ile Kıbrıs Tük barış güçlerinin federasyon anlayışı aynı olamaz, olmamalıdır. Milliyetçi, militarist güçler başından itibaren federal devlet kavramından kalıcı bölünmenin meşrulaştırılmasını, yani bir tür Taksim anlıyorlar. İki toplumun ayrı bölgelerde toplandığı, bölgelerin etnik bakımdan “saf” ve “temiz” olduğu ve birbiriyle mümkün olduğu kadar az iletişim ve etkileşim içine girdiği bir siyasi düzen tahayyül ediyorlar. Ortak yurttaşlık kavramının olmadığı, temel insan ve yurttaşlık haklarına saygı duyulmadığı ve bireylerin sadece etnik gruba sadakat duyduğu bir düzenlemeyle iki mini ulus-devletin yan yana yer almasını öngörüyorlar. Oysa böyle bir düzen federal devletin ister merkezi güçlü ister merkezi zayıf olsun, hiç bir modeli ile bağdaşmadığı gibi, Kıbrıslı Rumların asgari beklentilerini de karşılamaktan uzaktır.

Bunun için başta Kıbrıs Türk Sol’u olmak üzere, federal çözümden yana olan bütün güçlerin ayrı tüzel kişiliklerini koruyarak bir an önce bir araya gelip “Büyük Çözüm Koalisyonu” kurmaları ve en önemlisi, ortak bir çözüm planına ulaşmak için istişarelere başlamaları gerekiyor. “Büyük Çözüm Koalisyonu”nun ortak akılla üreteceği ve kolektif haklar kadar bireysel haklara da önem veren bir çözüm planı dünya kamuoyunda ilgi göreceği gibi, barış güçlerine yeniden başlayacak müzakere sürecine ivme kazandırma imkânı da sağlayacaktır. Böyle bir girişim hem Kıbrıs Türk toplumunu çözüme hazırlayacak, hem de yeni müzakere döneminde Kıbrıs Rum toplumuna umut vaat eden bir gelişme olacaktır. Ayrıca, Kıbrıs Türk toplumunda 2015 yılında yapılacak “cumhurbaşkanlığı” seçimlerinde –biz buna müzakereci lider seçimi diyelim- “Büyük Çözüm Koalisyonu”nun ortaya koyduğu çözüm planını hayata geçirecek bir liderin etrafında konsensüs sağlama imkanı verecektir. Hatta desteklenecek liderin erken zamanda belirlenip “çözüm lideri” olarak faaliyete geçmesi Eroğlu-Anastasiadis görüşmelerinin sonuçsuz kalması durumunda –ki bu kuvvetle muhtemeldir- çözüm için alternatif olduğunu, çözümsüzlüğün “kader” olmadığını bütün dünyaya gösterecek, Kıbrıs’ta da umutları diri tutacaktır.

Aksi halde, beş yıllık Anastasiadis dönemi de deja vu dedirterek gelir ve geçer…  

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1325 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler