1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BURJUVAZİ, KÜÇÜK BURJUVAZİ VE EMEK İSYANLARDA…
BURJUVAZİ, KÜÇÜK BURJUVAZİ VE EMEK İSYANLARDA…

BURJUVAZİ, KÜÇÜK BURJUVAZİ VE EMEK İSYANLARDA…

Yayın organlarında yayınlanan Müteahhitler Birliği bildirisi, içeriğinin dışında, tavır ve yaydığı his olarak da değerlendirilmesi gerekiyor. Neticede, bu Birlik, bir burjuva katman örgütüdür. Açıklamanın içeriği, TC mali kaynaklarıyla yapılan müteahhitl

A+A-

 

 

 

 

Yayın organlarında yayınlanan Müteahhitler Birliği bildirisi, içeriğinin dışında, tavır ve yaydığı his olarak da değerlendirilmesi gerekiyor. Neticede, bu Birlik, bir burjuva katman örgütüdür.

Açıklamanın içeriği, TC mali kaynaklarıyla yapılan müteahhitlik hizmetlerinin hak ediş ödemelerinde yaşanan sıkıntıları yansıtıyor. Ancak mesaj çok çarpıcı: “hakarete varan davranışlar ve yaklaşımlarla, ne iş, ne de para istemiyoruz”. Yani açıkçası “yetti be!.” demeye geldi durum. Ve açıkçası  burjuvazinin bir örgütü Türkiye’nin buradaki temsilcilerine isyan bayrağı açtı…

Bu sözlerin, yıllar önce KTÖS’ün yaptığı “ne paranı, ne pulunu, ne de memurunu” açıklamadan bir eksiği var, o da ‘memur’… İdeolojik olarak bakıldığında, KTÖS, küçük burjuva katmanının bir örgütü…

Bu iki örnek tekil değil aslında…

Türkiye’nin temsilcilerinin 1994’ten beri, illa ki bir Türkiyeli özel şirkete verilmek üzere özelleştirilmesini istediği Kıb-Tek’in, özelleştirilmemesini ve yeniden yapılandırılarak devamını artık burjuvazinin Sanayi Odası, Ticaret Odası gibi örgütleri de söylüyor. Sanayi Odası Başkanı, Türk-Sen Başkanı’na “daha sıra dışı eylemler yapalım, örneğin gel ikimizi elektrik direğine zincirleyelim” diyebiliyor.

Gene ideolojik açıdan küçük burjuva katmanının bir örgütü olan Esnaf ve Zanaatkar Odası, ekonomide yapılan yanlışların mağdurları olarak öteden beri muhatap bildiklerini eleştiriyor; kendi karşısına örgüt kurdurulmasını ve bu örgütün Türkiye’den destekli olmasını da isyan bayrağı ile karşılıyor.

Kamu’da örgütlü tüm sendikalar, emeklilerin tüm örgütleri, fakirleşmenin acısıyla, feryat figan isyanlarda…

Örgütsüz ve devletin sofrasında yeri hiç olmayan yetmişbin özel sektör çalışanı, yaratılan düzenin Türkiye’nin ödediğinden geri kalan maddi kaynağını üreten emekçi kesim olarak sessiz isyanlarda…

Kıbrıslı Türklerin değişik katmanlarının birbirine güvenmemesi sonucu isyan bayrakları ayrı ayrı burçlarda dağınık dalgalanıyor. Elbette, burjuvazi, küçük burjuvazi ve emekçiler birbirine ideolojik olarak güvenemez; ama teker teker ve toptan yok edilmeye giderken farklılıkların dondurulup, ortak yanların üzerinden ve birlikte belirleyecekleri hedefe ulaşana kadar bir güç birliği ve sinerji yaratılabilir…

Bunu, bu katmanların kendilerinin ve kendiliğinden yapması da olası değil… Zaten onların sorunu ekonomik, çözüm ise politikalarla yani politik partiler ve politikacılarla gelecek… İşin püf noktası, bu katmanlarla politik partilerin buluşmasında… Katmanlar isyanda ama muhalif siyaset isyanda değil, ‘muhalefet görevi’ni yapmakta…

İsyan edenlerin öfkesinde hem kendi hükümetleri hem de Türkiye hükümeti ve temsilcileri var… Dağınıklık içinde bu da dağılıp gidiyor, hiçbir muhatap öfkeyi kendine almıyor. UBP hükümeti her hatanın adresi olarak Türkiye hükümetini ve temsilcilerini gösteriyor; Türkiye hükümetinin temsilcileri ise KKTC hükümetlerinin iradesizliğini neden olarak gösteriyor.

İsyanlardakiler ise bir ona bir ötekine saldırıp duruyor… Odaklanma yok…

Odak kesin ve bellidir, Kıbrıslı Türklerin hükümeti…

Eksik nerde?.. Tüm odaklanmaları yaratacak olan siyasette… Halk katmanlarının örgütlerinin ve siyasetin partilerinin birbirine güvenerek kendi toplam güçlerini yaratmaya odaklanması, sorunların gerçek çözümünün üretilmesine odaklanması, ortak bir vizyon etrafında tüm güçlerin odaklanması, Kıbrıs sorununda çözüm rayından çıkmış Eroğlu’nun rayına oturtulmasına odaklanması için muhalif siyasetin ‘muhalefet görevi’ni artık ‘demokratik isyan’ stratejisi, çabaları ve eylemliliği aşamasına geçirmesi gerekiyor. Katmanlar hazır, katmanlar bekleyişte, katmanlar direnişte; “bırakın iki devlet ilişkisine aykırı olmayı, artık kasıtlı ve bilinçli, onur kırıcı davranışlarla karşı karşıyayız” diyen katmanlar daha ne desin?!.

Var olmak direnmektir, direnmek de varoluş… Varolmak isteyenler, yani direnenler, onuru ve kimliği ile direnmeyi ve varolmayı seslendirenler… Sinerji yaratmak kaçınılmaz görevdir…  

     

 

   

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1039 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler