1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Burada kalacağız...'
Burada kalacağız...

'Burada kalacağız...'

6/7 Eylül olaylarının 57. yıldönümünde, İstanbul'da Rumca yayın yapan Embros gazetesinin 15 Eylül 1955'de yayımlanan baş yazısını BİANET yayımladı: “Burada kalacağız...” Embros gazetesi 6/7 Eylül olaylarında matbaası zarar gördüğü içi

A+A-

 

 

6/7 Eylül olaylarının 57. yıldönümünde, İstanbul'da Rumca yayın yapan Embros gazetesinin 15 Eylül 1955'de yayımlanan baş yazısını BİANET yayımladı:

 

“Burada kalacağız...”

 

Embros gazetesi 6/7 Eylül olaylarında matbaası zarar gördüğü için sekiz gün yayın yapamadı. Aşağıdaki metin, Embros'un tekrar yayına başladığı 15 Eylül 1955'te yayımlanan başyazısı. Bianet.org tarafından 6-7 Eylül olaylarının 57. yıldönümü nedeniyle yayımlanan EMBROS’un başyazısı şöyle :

“Burada, yerimizde kalacağız. Kiliselerimizi yeniden yapmak, ölülerimizi gömmek, okullarımızı, işyerlerimizi, evlerimizi toparlamak için düştüğümüz yerden doğrulacak ve yerimizde kalacağız. Doğduğumuz, büyüdüğümüz, dedelerimizin ve babalarımızın şimdi kırık dökük de olsa mezarlarının bulunduğu bu ülkede kalacağız kırık mezarlardan, harabeye dönmüş kilise, okul, dükkan ve evlerimizden yeni bir dünya yaratacağız. Sebat ve cesaretle o harabelerin arasında yine yaşantımızı düzene koyacağız.

Sesimizi yükselteceğiz ve başımıza gelen bu felâketin gelmemiş olması gerektiğini haykıracağız. Üzerinde yaşamakta olduğumuz ve bizim de vatanımız olan bu ülkede rehine ya da esir olmadığımızı ve bazıları bizi kovmak istiyor diye gitmek zorunda olmadığımızı haykıracağız. Burada kalacağız. Büyük bir çınarın toprağı kökleri ile sarması gibi, bu ülkede köklerimiz olduğunu devamlı söyleyeceğiz. Dallarımızı budayabilirler ama yaşlı ağacımızın köklerine kimse ulaşamaz.

Bizler bu ülkede lütuf ve keyfi kararlarla kalmıyoruz. Kalmaya hakkımız olduğu için buradayız. Devletin bizi korumasını istemiyoruz. Ancak bu ülkenin vatandaşları olarak devlet kavramının korunmasını istiyoruz.

Güvenlik olmayan bir ülkede devlet kavramından söz edilemez Türk devleti var oldukça onun içinde bizler de olacağız.

Yaşadıklarımızı unutacağız ve burada kalacağız. Ancak yarınımız için garanti istiyoruz. Tanrı'nın manevi desteği ve devletin koruması ile Rumlar kısa zamanda kendilerini toparlamayı başaracaklardır.”

(EMBROS’tan aktaran BİANET.ORG – 21.9.2012)

 

 


Birleşmiş Milletler’in çağrısı:

 

“Savaşta çocukları kullananları adalet önüne çıkarın!”

 

Savaşta çocukları kullanan örgüt ve ülkeleri deşifre eden BM bu tavrından vazgeçmeyecek. Yeni alınan kararda üye ülkelere bu ihlallerin sorumlularının adalete teslim edilmesi istendi.

 

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi savaşta çocukları kullanan ülke ve örgütlerin isimlerinin açıklandığı raporları sürdürme kararı aldı.

Konuyla ilgili yapılan oylamada 11 ülke sürdürülmesi yönünde oy kullanırken dört ülke çekimser kaldı: Çin, Rusya, Pakistan, Azerbaycan.

Savaskarsitlari.org sitesinde yer alan habere göre, karar metnini hazırlayan BM'nin özel temsilcisi Leyla Zerrugi, çatışmalarda çocukların asker ya da intihar eylemcisi olarak kullanıldıklarını, öldürüldüklerini, çeşitli şekillerde mağdur edildiklerini anlattı.

Karar metninde, dünya ölçeğinde 200-300 bin çocuğun silah altına alındığı, çoğunlukla silahlı gruplar tarafından cephelere sürüldüğü belirtildi.

Kararda BM üyesi ülkelere, çocuklarla ilgili bu tür ihlallerden sorumlu olanların ulusal ya da uluslararası adalet önüne çıkarılması çağrısı da yapıldı.

 

SURİYE'DE MAĞDUR ÇOCUKLAR

BM'nin haziranda hazırladığı "Çocuk ve silahlı çatışma raporu"nda, Utanç Listesi içinde Suriye ile birlikte 31 ülkenin daha adı geçiyordu.

Çatışma bölgelerindeki çocuklara odaklanan raporda, Suriye'de hem Beşar Esad'a bağlı askerlerin çatışmalarda çocukları kalkan olarak kullandığından hem de Özgür Suriye Ordusu'nun çocukları cepheye sürdüğünde ve hizmet servilerinde kullandığından söz ediliyordu.

BM raporuna göre, savaşta çocuklar suistimal ediliyor, işkence görüyor, tutuklanıyor ve öldürülüyor.

O dönem BM'nin çocuklardan sorumlu özel temsilcisi olarak çalışan Radhika Coomaraswamy Suriye'de gördüklerini "korkunç" diye nitelemişti.

"Çocukların işkence gördüğüne şahit olanların ifadeleri ve işkenceyi kim yaptığına dair tanıklarımız var. Ayrıca, tanklar ateş etmesin diye kalkan olarak önlerine sürüldüklerini anlatan çocukları da dinledik."

Raporda evlerinden zorla alınıp kalkan olarak kullanılan, askeri personeli taşıyan otobüslerin cam kenarlarına oturtulan çocuklara; gözleri kapalı halde elektrik kabloları ile dövülen, sigara yanıklarıyla korkutulan çocuklara dair ifadeler yer alıyordu.

(BİANET.ORG – 21.9.2012)

 


RSF Suriye'ye “kayıp” gazetecileri sordu

 

ABD merkezli El-Hurra televizyonu için görev yaparken Suriye güçlerince tutuklanan Türkiyeli kameraman Cüneyt Ünal ve gazeteci Beshar Fahmi El-Kadumi tam bir aydır özgürlüğünden mahrum.

Gazetecilerin eşleri ve meslektaşları, İstanbul Nişantaşı'ndaki Suriye Konsolosluğu'nun önünde düzenli olarak eylem yapıyor ve Ünal ve El-Kadumi'nin derhal serbest bırakılmalarını talep ediyorlar.

Türkiye Haber Kameramanları Derneği'nin çağrısıyla yapılan eylemlere Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü de destek verdi. Ancak Suriyeli yetkililer, İstanbul ve Ankara'da gerçekleştirilen bu dayanışma eylemlerine kulak tıkıyor.

Ayrıca 21 Eylül’de gazeteci Ünal ile El-Kadumi için 17 ulusal kanal sabah saat 08:03'te aynı anda Esad yönetimine çağrı yaptı. Kanallarda saat 08.03'te iki gazetecinin fotoğrafları ekrana getirildi ve "onlar sadece gazeteci, serbest bırakılsın" denildi.

 

SURİYE: KADUMİ ELİMİZDE DEĞİL

17 yıllık haber kameramanı Ünal ve El Hurra muhabiri Kadumi, 20 Ağustos'ta Suriye'de kayboldu. Bir süre sonra El İhbariye televizyonu, 27 Ağustos'ta Ünal'ın görüntüleri yer aldı. Ancak Kadumi'nin akıbeti bilinmiyor.

Söz konusu video görüntülerinde Ünal, gözünün altında morluklarla bitkin bir halde gözüküyor. 17 yıllık haber kameramanına, zorlamayla, "yakalanmadan önce kendisine eli silahlı yabancı güçlerin eşlik ettiği" söyletildi.

Kardeşi, El-Kadumi'nin de Suriye güçlerinin elinde olduğunu düşünüyor. Ancak Suriye Haberleşme Bakanı, 4 Eylül'de yayımladığı bir bildiride El-Kadumi'nin ellerinde olmadığını savundu.

RSF, gazetecilerin bir aydır özgürlüklerinden alı konmakta olduğunu bildirerek, Suriyeli yetkililerden habercilerin derhal serbest bırakılmasını istedi. RSF, gazeteci Aystin Tice'ın da başkent Şam'ın ara sokaklarında yaşananları 13 Ağustos'ta Washington Post, El-Cezire İngilizce ve Mc Clatchy medya kuruluşları için izlerken kaybolduğunu ve gazeteciden haber bir türlü haber alınamadığını açıkladı. ABD çıkarlarını Suriye'de temsil eden Çek Cumhuriyeti büyükelçisine göre, bu gazeteci de Esad güçlerinin elinde ancak Suriyeli resmi yetkililer bu bilgiyi teyit etmiyorlar.

 

RSF: NEREDE BU GAZETECİLER?

RSF, 31 gazetecinin cezaevinde olduğu Suriye'de, Medya ve İfade Özgürlüğü Merkezi (SCM) başkanı Mazen Derwich, İnternet günlük sahibi Hussein Ghreir ve Bab Amr Medya Merkezi'nin yetkilisi Ali Mahmut Othman'ın akıbetinin de belli olmadığını duyurdu; "Keyfi tutuklamalar, zorla kaybetmeleri andırmaya başladı" dedi.

Örgüt, Arapça yayın yapan İran merkezli El-Alam televizyonu ve rejim yanlısı El-İkbariya televizyonu muhabiri Ahmed Sattouf'dan Ağustos ortasından bu yana, Suriye resmi televizyonu kameramanı Talal Janbakeli'den ise 5 Ağustos'tan beri haber alınamadığını bildirdi.

 

"GAZETECİ KAYBETMEK BİR İŞE YARAMAZ"

RSF, "Beşer Esad rejimi ve Özgür Suriye Ordusu bilmeliler ki, gerçeği saklamak adına gazetecileri ortadan kaldırmak hiçbir işe yaramaz. Tam tersine, bu yöntemler ateşin ortasında insanların, kadınların ve çocukların yok edilmesi daha bir dikkat çeker" şeklinde açıklama yaptı.

(BİANET.ORG – 21.9.2012)

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 651 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler