1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Bunun adı kaos
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

Bunun adı kaos

A+A-

Bir süredir yazı yazmıyorum, memleketin durum-u ahvalini izlemeye çalışıyorum.

Daha doğrusu yazmak istemiyorum, içimden gelmiyor.
Siyaseten çok ilginç bir dönem yaşıyoruz.
Başbakan, hükümetin büyük ortağı partinin genel başkanı parti kurultayında aday olmayacağını açıkladı.
Kurultaya neredeyse bir ay var.
Başbakan fiilen hala görevde.
Görevde görevde olmasına rağmen ama kendisine bağlı ‘kurum müdürleri’ ile sorunlu-tartışmalı…

KIB-TEK ve BRT müdürleri ile ciddi anlamda sorun yaşıyor.

Bu sorunlar zaten kamuoyuna yansımış.
Başbakan’ın partide de sorunları var, detayına girecek değilim, kamuoyu yakından takip ediyor zaten…
Tabii iki de ‘başkan adayı’ var bu partinin.
Birinin kazanmasına kesin görüyle bakılıyor.
Eski Cumhurbaşkanı…
Eski başkan…
İç ve dış konularda herkes onun ne diyeceğine bakıyor, bir nevi gölge başkan gibi. Ama başkan seçildiğinde “Başbakan” olamayacak, milletvekili değil...
Peki “Başbakan” kim olacak?
Kimse bilmiyor!..

Diğer yandan bir de “Başbakan Yardımcısı” var.
Daha doğrusu yok (!)
Hem var hem yok.
İstifa etmiş.
Kendisi öyle söyledi.
Yerine, kabinede de “bakan” olarak görevli olan kendi partisinin genel sekreterinin ‘velaket’ edeceğini açıklamış.
Birkaç gün sonra başka bir isim atayacakmış.
O “bakacakmış” Başbakan Yardımcılığı’na… ‘Ekonomi’ye, ‘turizm’e, ‘spor’a...
İktidarın küçük ortağı da partisel sorunlar yaşıyor.
Ana muhalefetten kopan bir başka grubu hazmetme süreci yaşayan parti iç sancıların sarmalında…
E ana muhalefete ne demeli?
O da  iç karışıklığın rüzgarında…
Kurultay süreci başlamış.
Kulislerden gelen bilgilere göre partinin yarısı başkanlığa aday (!)
Şaka bir yana 7-8 ismin başkan adaylığı konuşuluyor.

Görevi ‘muhalefet’ bu partinin ama.
Pek de muhalefet ettiği söylenemez.
Başkanı ara sıra meclis kürsüsünden ‘ergen’ hareketler yapıyor,  sağa sola sataşıyor, gündeme geliyor, o kadar…
Dışişleri Bakanı var bir de…
Daha doğrusu o da yok.
Hem var hem yok.
İstifa etmiş, yeni seçilen Cumhurbaşkanı onu “müzakereci” atamış.
Boş kalan “dışişlerine” de İçişleri Bakanı “vekalet” ediyor.

İç dışa da “bakıyor” bir nevi.
Başkent belediyesi iflas etmiş.
Belediyenin başkanı büyük umutlarla seçim kazanmış ama iş seçimi kazanmaktan öteye gidememiş.
Henüz kent bir şey kazanmamış.
Başkentli dır dır ediyor.
Kente en yakın büyük belediyenin başkanı “partisi ile ilişkilerini askıya” almış.
Yeni seçilen Cumhurbaşkanı geleneksel tabanı ile sorun yaşıyormuş.
Saray’daki ‘yeni atamalar’ kimilerini rahatsız etmiş.
Hatta yeni başkana çok yakın çevresinden küsenler olmuş.
Eski Cumhurbaşkanı ise devletin bir binasını deyim yerindeyse “işgal” etmiş. Ofis diye eski bir devlet binasına girmiş. Henüz resmi karar da alınmadan bunu yapmış.
Anlayacağınız her yerde keşmekeş hakim olmuş. Her yerde karışıklık tavan yapmış. Özetle memleket kaosa sürüklenmiş. Siyaset kilitlenmiş.
Ben yazsam ne, yazmasam ne?

----

LEVENT KOLEJ’de dün yaşanan olay hem özel okullarda hem de devlet okullarında ‘güvenlik’ sorunu olduğunu gözler önüne serdi. Ne demek, veli okulu silahla basacak? Bunun izahı yok. Okulların güvenliği ciddi anlamda tartışmaya açılmalıdır. Çocuklarımızın can güvenliğinden de mi endişe edeceğiz şimdi?

----

Zehir
Birçok önemli konuyu detaylarda boğuyor, resmin bütününü zehirliyoruz.. Üstelik ard arda aynı süreçleri yaşamaktan da ders çıkarmıyoruz. Anayasa Değişikliği Paketi’nde yaşadık aynı sorunu.
Neymiş efendim “Geçici 10. madde kalkmadı” diyerek memleketin büyük devrimcileri bu değişikliğe karşı çıkmış. Sonuç ne oldu a dostlar?
85 Darbe Anayasası ile başbaşa kalmadık mı? Şimdi Mahkeme Başkanı gezip “değişiklik” istesin, ne fayda!... Aynı sorun Ceza Yasası’nda da oldu. ‘Cinsellik’ özelinde hapsettik konuyu neredeyse.... İyi ki bu sarmalda boğulmadı yasa, iyi ki geçti. Şimdi de Aile Yasası’nda ‘soyadı’ meselesinde kilitledik tartışmayı... Resmin  bütününü yine kararttık.  Hoşumuza mı gidiyor bu durum anlamadım doğrusu... Olayın bütününü zehirlemek bize keyif mi veriyor? Bir adım daha ilerlemek niye rahatsız ediyor ki bizi?

Bu yazı toplam 1359 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar