1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BUGÜN DEDEMİN DOĞUM GÜNÜ; (30-06-2012)
BUGÜN DEDEMİN DOĞUM GÜNÜ; (30-06-2012)

BUGÜN DEDEMİN DOĞUM GÜNÜ; (30-06-2012)

Ufuk Deniz: Saçlarının beyazlarını saklamayı hiç düşünmemişti kanımca. Zaten çok fazla saçıda yoktu. Yiğitti, mert adamdı, duygusaldı. Tanıdığım kadarıyla adam gibi adamdı.

A+A-

 

 

 

Ufuk Deniz

Saçlarının beyazlarını saklamayı hiç düşünmemişti kanımca. Zaten çok fazla saçıda yoktu. Yiğitti, mert adamdı, duygusaldı. Tanıdığım kadarıyla adam gibi adamdı.

 

Yıllar geçse de üstünden hayatlarımıza unutulması zor insanlar giriyor.

Dedem benim için hem hatırlanması hem de unutulması imkânsız zor biri. Çünkü ben O’nu sadece 7 yaşıma kadar yaşayabildim.

 

İsterdim ki çocukluk dönemimden sonrasını da görsün. İsterdim ki ilkokula başladığımda kitaplarımı beraber kaplayalım. İsterdim ki; veli toplantılarında dedem de gelsin okula. Okul takımına girmiştim daha ilkokul 3’de .  İsterdim ki gol attığımda dedeme koşabileyim bir yıldız edasıyla. Gol sevinçlerimi paylaşalım,  birlikte dondurma yiyelim, birlikte yürüyelim, birlikte biraz daha olsa da yaşayalım. Sonra lise yıllarımı görsün. Sevdiğim kızları anlatayım dedeme. Yaptığım serserilikleri. Sonra üniversite yıllarımı görsün.  Mesela bu yazıyı yazarken tam karşımda otursun. İsterdim,  istiyorum!

 

Herkesin hayatında örnek aldığı biri vardır. O’nun hareketlerini, düşüncelerini, karakterini, tavrını örnek aldığı. Eğer biraz daha yaşasaydı işte dedem benim örneğim olacaktı. Kimi zamanlar annemlerle konuştuğumda “dedem erken öldü” diyorum. “Erken ölüm” var mı? bilmiyorum. Ya da zaman herkes için aynı istikamete mi akıyor bilmiyorum. Birine erkendir saat birine geç; o yüzden cümlemi düzeltiyorum.

 

 “Dedem benim için erken öldü.”

 

Doğduğumda en çok sevinen dedem olmuş. İsmimi de dedem hediye etmişti. Anlatılanlara göre hayatımı da dedeme borçluyum. (Aslında ben dedeme hayatımdan daha fazlasını borçluyum.)

 Hikâyeye göre; annem bana hamile olduğu ilk zamanlarda sıkıntılar yaşamıştı. Benden önce doğan 2 kardeşim var. Belki de bu yüzden 3. çocuğa hazır değillermiş. Benim doğumumu ertelemek istemişler. Doktora gitmeye karar vermişler. Ben annemin karnında bir yerlerde kalmışım ve onlar beni aldıracaklarmış. Bunu anlayan dedem annem ve babama tam da şunu söylemiş:

“Heyy  müdür! (Dedem babama müdür derdi. Dedemler Arnavut göçmeni, konuşması hem karizmatik hem de tatlıydı.) doktora 3 kişi gidiyorsunuz. Eksik dönmeyin.  Nasıl gidiyorsanız öyle döneceksiniz!“ işte bu sözden sonra sanırım yeniden doğmuşum. Yani aslında ben dedemin bu cümlesinden sonra doğmuşum. Gerisi prosedür işte. Hastane, doğumhane , ameliyat falan filan …

 

Dedemlerin Arnavut göçmeni olduğunu söylemiştim. Yurda geldiklerinde toptan kuruyemişçilik yapmaya başlamışlar. Büyük bir fabrika gibi bir yerimiz vardı. Biz oraya mağaza derdik. Her hafta sonu o küçücük halime bakmadan dedemlere yardım etmeye giderdim. Kuruyemişler tuzlanır,  fırınlara atılır ve poşetlenmeye hazır hale getirilirdi. Bundan sonra devreye ben girerdim. O küçücük boyum,  küçücük ellerimle 5 kiloluk çekirdek torbasını tutar, doldurması için dedeme uzatırdım. Bu efsanevi olay paketin sadece 4’te 1’i dolunca son bulurdu. Çünkü; gücüm yetmezdi. Benim mutluluğumsa poşeti tuttuğumdan değil, dedemin yüzündeki tebessümle birlikte bana: “Aferin çocuk!” demesinden kaynaklanırdı.

 

Her akşam dedemin eve gelişini beklerdim. Her akşam olduğunda, her eve geldiğinde mutlaka bana ve abimlere nane şekeri getirirdi. Yeşil bir ambalajı vardı. Kocaman şekerleri ağzıma attığımda yanaklarımdan dışarı fırlayacakmış gibi olurdu. Arada sırada çikolata getirdiği de olurdu; ama nane şekerlerindeki etki başkaydı. Evin içinde top oynardım, gürültü yapardım, şımarırdım ama dedem bana hiç kızmazdı.

 

Dedem büyük adamdı. Ben onu çok yaşayamadım. O da beni çok yaşayamadı. Ama birbirimize bıraktığımız o kadar çok şey var ki... Bana çocukluğumun en güzel hatıralarını bıraktı dedem. Hatırlamakta zorlandığım ama hiçbir zaman da unutmadığım. Bana sevgiyi bıraktı. Birini sevmek için senelere gerek yokmuş, bunu öğretti. Bana koskocaman bir aile bıraktı.  Mutluluk, sevinç, neşe, huzur bıraktı.

 

Dedem nasıl öldü? Ne zaman son nefesini verdi? Ne zaman yıkadılar?  Ne zaman tabuta koydular?  Ne zaman bir çukur kazıp içine koydular?  Ne zaman örttüler üstünü?  Üşümesin diye ne yaptılar? Hatırlamıyorum…

 

 

Seneler sonra anladım ki hatırlamam gereken dedemin ne zaman doğduğu.

 

Ben dedemin doğum gününü bugün ilk kez kutluyorum.  Hayatımda ilk kez bu şekilde sesleniyorum dedeme. Bir pasta kesemiyorum dedemle ya da mumları üfleyip fotoğraflar çektiremiyorum. Davetliler yok bu doğum günü partisinde; ama inanıyorum ki cennetten sarılıyor dedem bana. O da bu doğum günü kutlamasına yüzündeki tebessümle katılıyor ve bana diyor ki  : “Aferin çocuk.!”

 

 

 

Bu haber toplam 805 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler