1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bu ülke kimin çöplüğü
Bu ülke kimin çöplüğü

Bu ülke kimin çöplüğü

Karpaz’a “kirli sanayi”, Kalecik’e “petrol tesisi” kurulması için BAKANLAR KURULU kararı masada duruyor... Hükümet, geri adım atmıyor, nedense... Ama doğrusu, bu büyük “risk”e karşı, toplumsal hass

A+A-

 

 

 

Karpaz’a “kirli sanayi”,

Kalecik’e “petrol tesisi” kurulması için BAKANLAR KURULU kararı masada duruyor...

Hükümet, geri adım atmıyor, nedense...

Ama doğrusu, bu büyük “risk”e karşı, toplumsal hassasiyet de yeterince kendini göstermiyor...

 

***

 

Geliniz Türkiye’ye, Çanakkale’ye uzanalım...

2005 yılında hizmete giren ve boğazdan gelen gemilerden yaklaşık 150 bin ton atık toplayarak, bunları ayrıştıran tesis, faaliyetlerini durdurdu.

Neden?

Çünkü “ayrıştırma” sonrası oluşan “atıklar” ellerinde kaldı...

“Kimyasal” atıklar, şehrin göbeğinde imha edilmek istendi.

“Kirliliğin” altından kalkılamadı.

Kepez Limanı’ndaki tesis kapandı.

Şimdi diyorum ki, acaba, “çöplüğünü” Türkiye’de bırakamadığı için mi Kıbrıs’a taşınacak, kimi şirketler?!

İşin başka boyutları da var tabii.

İlgili şirket “zarar ettiği” için kapattığını açıkladı, tesisi…

Binlerce insan işsiz kaldı.

 

***

 

Peki, “atıklar”la niye başa çıkılamadı?

Gemilerden alınan atıklar, şehrin içindeki boş araziye dökülüyordu.

VE emniyet, bu yasa dışı kirliliğe “suçüstü” baskın düzenlendi.

Şirket, mahkemede yargılandı.

İşin özü, Türkiye bu kirlilikle mücadele edemedi.

 

***

 

Yine aynı soru geliyor akla:

Biz, Türkiye’nin “arka bahçesi” ve “çöplüğü” olmaya devam edecek miyiz?

Ya da...

Bu “risk”e niye gireceğiz, ne kazanacağız, en acil ihtiyacımız bu mu acaba?

 


 

Bu ‘yük’ bizim sırtımızda

 

İki senede üç Eğitim Bakanı değişti... Kurultay’dan sonra yeni bir kabine daha oluşacaksa, bir parti, kendi hükümeti döneminde sanırım dördüncü kez bakanlarını falan değişecek.

Mesele Çavuşoğlu, şu ana kadar üç farklı bakanlık yaptı.

Sorun yalnızca bu istikrarsızlık, “iktidar dalkavukluğu” ya da “özel hesaplar” değil...

Her değişen bakan, beraberinde pek çok yeni bürokratı taşıyor...

Bu, yeni “çifte maaşlar” demek...

Yeni “müşavirler” demek...

Yeni “otur, maaşını al, idare et”ler demek...

Ve biraz daha fakirleşme demek, devlet bütçesi adına..

Sonra ne oluyor,

“bütçeyi denkleştirmek” için basıyorlar fonları, zamları...

Yani..

Biz yaşıyoruz acısını...

Onlar entrikaya, yandaş biriktirmeye, kirli siyasete devam ediyorlar, keyifle...

 


 

Notcuklarım

 

Geri göç

 

SANAYİ’deki köşe bakkalında durdum...

Biraz yorgun, biraz da düşünceli gördüm, tezgahın ardında artık aşina olduğum bedeni...

 

- Bir sorun yok umarım, düşüncelisin?

- Aileyi, Türkiye’ye geri gönderiyorum, onun hazırlığı.

 

- Nereye?

- Antakya bizim memleket... Ama köyümüz çok güzeldir...

 

- Kimler geri dönüyor?

- Üç çocuk ve hanım...

 

- Niye?

- Burada zor artık. Çocukların eğitimi önemli. İşler çok düştü. Sanayide işçi bitmez, işçi mutlaka alış-veriş yapar, ekmeğini alır, diyordum. Sanayide büyüdüm ben. Ama şimdi çok azaldı işler, insan kalmadı.

 

- Çocuklar burada okula gitmiyor mu?

- Gidiyor ama özel okula, çok para, artık ödeyemiyorum. Şimdi bizim orada devlet okulları daha iyi.

 

- Burada niye özel okula gönderiyorsun ki?

- Çünkü hep grev var. Çocuklar bizim için önemli. Şimdi onların tam öğrenme çağı. Hep grev var, sorun var devlet okullarında, eğitim yok. Özele de artık gücümüz yok.

 

- Sen kalıyor musun?

- Ben mecburi kalacağım. İş yerimiz var, kapatamayız. Hayırlısı..

- Hepimize...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 905 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler