1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BU TOPLUM NE İSTİYOR—1
BU TOPLUM NE İSTİYOR—1

BU TOPLUM NE İSTİYOR—1

…“…“Toplumsal hareketler, halkın tümüne dokunmalı. Kendi isteklerini ve politikalarını dikte ettirmektense halkın ne istediğini anlayıp, bunu yerine getirmek için yola çıkmalı”…” Arap Baharı, ne yazık ki beklenil

A+A-

 

 

n…“…“Toplumsal hareketler, halkın tümüne dokunmalı. Kendi isteklerini ve politikalarını dikte ettirmektense halkın ne istediğini anlayıp, bunu yerine getirmek için yola çıkmalı”…”

Arap Baharı, ne yazık ki beklenilen baharı getiremedi.

Ama Tunus ile başlayan halk hareketlerinin özellikle kitlesel gücü ve etkisi, Kuzey Kıbrıs’ta da büyük bir ilgiyle takip edildi.

Tahrir meydanını dolduran onbinlerin kitlesel eylemeleri, Kıbrıslılara, toplumların siyaseti şekillendirmesinde aslında ne kadar önemli bir rol oynayabileceğini yeniden hatırlattı.

Ve çok değil, daha birkaç yıl öncesinde, kendi devrimini yapıp, on yıllardır süren bir çözümsüzlük siyasetini değiştirmekte üstlendiği rolü hatırladı.

Yaşanan değişimlerde tüm dünyada kendinden söz ettiren birlikteliğin gücü geldi akıllara.

Ne var ki bu romantik melankoliler, kitlesel hareket ve muhalefetin her şeye rağmen bir türlü canlandırılamadığı bir döneme denk geldi.

Sendikaların kendi zümresel çıkarlarına odaklı eylem ve grev kredisini fazlasıyla tükettiği bir süreçte, artık haklı tepkilerde de etkisizleştiği, hükümetle pazarlık masasında aciz duruma düştüğü bir dönemdeydi, bütün bu kitlesel hareketler.

Muhalefet partileri, farklarını ortaya koyamazken, siyasi partilere olan tepkiyi de bir türlü dindiremeyip hayıflandığı bir süreç…

Mısır’daki toplumsal harekette son derece kilit bir rol oynayan Kefaya hareketi liderlerinden George Ishaq ile dün KANAL SİM’de Günün Getirdikleri’nde konuştuk.

Ishaq, sivil toplum örgütlerinin ve bireyin politikaların şekillenmesinde nasıl daha aktif rol alabilecekleri temasına odaklanan ve UNDP-ACT tarafından da desteklenen “Power of One” konferansı için adada. 

“Henüz bu devrim bitmedi” dediği süreci anlatırken, son derece heyecanlı. Bu eylemlerin ardında Amerika ya da batılı güçlerin olduğu görüşlerine tepkili olsa da bu aktörlerin bölgedeki etkin rolünü yadsımıyor.

Kendi siyasetlerinin Amerika’nın ne kadar etkisi altında olduğu sorgulanırken, karşıtlarının pozisyonunun ve ilişkilerinin de sorgulanması gerekliliğine işaret ediyor.

Ortadoğu bundan sonra nasıl şekillenecek birlikte göreceğiz.

Bugün hala kanayan bir yara, kaynayan bir kazan durumunda bölge. Bu coğrafyadan medet uman, çıkarlarını ortaklaştırmaya çalışanlar çoğaldıkça, toplumlar daha ağır bedeller ödüyor.

Kısa sohbetimiz içinde Ishaq’ın özellikle söylediği birkaç şey beni düşündürdü.

“Toplumsal hareketler, halkın tümüne dokunmalı. Kendi isteklerini ve politikalarını dikte ettirmektense halkın ne istediğini anlayıp, bunu yerine getirmek için yola çıkmalı” diyor.

“Kapalı kapılar ardında ya da salonlarda yapılan konuşmalarla toplumsal hareket olmaz” diyor.

Sanırım burada kilit nokta, halkın tümüne dokunabilmekle ilişkili.

Bugün kabul edelim ki, hem sivil toplum hareketlerinin hem de toplumsal hareketi başlatmaya aday muhalefet partilerinin temel çıkmazı burada.

Özellikle son yıllarda değişen toplum yapısı ve bir şehir içinde bile ayrı dünyaların yaratıldığı yeni oluşum, toplumun önemli bir kesiminin ihtiyaç ve isteklerinden uzaklaştırıyor, siyaset üretenleri.

Dahası, bir kesimin ihtiyaçlarını göz önünde tutmak, diğer kesimi gözden çıkarmakla eşdeğer bir yapının daha da kemikleşmesine zemin hazırlanıyor.

Bugün Karpaz’ın öncelikleri ile Lefkoşa’nınkiler birbirinden çok farklı.

Bugün her iki tarafta da göz ardı edilemeyecek önemde gündemler var. Siyasi partilerin alışkın olduğu şekliyle köylerde dolaşmak, nezaket edalarıyla politik olduğu son derece belli olan şekilde köylünün elini sıkıp, sorununu dinler görünmek, topluma dokunmak anlamına gelmiyor.

Ne var ki, “büyük adam” rolünde köylerde, sokaklarda dolaşan daha çok sağ siyaset temsilcilerini aynı yoldan soldaki siyasetçiler de takip ediyor.

Meydana toplanan birkaç partili ile yapılan kitle toplantıları, kahve buluşmasından öteye geçemiyor. O meydana gelmeyen, gelemeyen daha büyük bir kalabalığın gerçek ihtiyaç ve istekleri çok uzakta kalıyor.

Örneğin Sendikal Platform, toplantı üstüne toplantı yapıyor. Temel hedef, toplumun ihtiyaçlarının sıralanmasından çok, kimin ne istediğine odaklı. Kitleler farklı olunca ve bu istekler de çakışınca ortaya tam bir kaos çıkıyor.

Bir süre sonra kavgaya tutuşuyor, taraflar.

Büyük salonlarda uzun saatler çalışmakla da ülke politikaları oluşturulamıyor. Başarılsa bugün CTP, birkaç kez yeni baştan kurup, yeniden bozardı bu düzeni.

Sanırım bu toplumun ne istediğine ve neye ihtiyacı olduğuna biraz kafa yorması gerekiyor, hem muhalefet partilerinin, hem de sivil toplum örgütlerinin.

Yarın buradan devam edelim…

 

 

 

Bu haber toplam 620 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler