1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Bu ödülü onun kadar hak eden birisi yok…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Bu ödülü onun kadar hak eden birisi yok…”

A+A-

*** “Kayıplar”la ilgili çalışmalarımız ve Avrupa Parlamentosu’nun bize verdiği “Avrupa Yurttaşlık Ödülü” İtalyan medyasında…

Kıbrıs’ta “kayıplar”la ilgili yıllardır yürütmekte olduğumuz çalışmalar ve geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu’nun bize vermeye karar verdiği “Avrupa Yurttaşlık Ödülü”, İtalyan medyasında da yankı buldu…

Geçtiğimiz günlerde adamızı ziyaret eden ve gerek bizimle, gerekse iki toplumdan “kayıp” yakınlarının oluşturmuş olduğu iki toplumlu “Birlikte Başarabiliriz” örgütü üyeleriyle görüşen İtalyan gazeteci Massimiliano Sfregola, “Il Fatto Quotidiano”da kaleme aldığı “Kıbrıs: Kayıpları arayan gazeteci” başlıklı yazısında özetle şöyle diyor:

“Kıbrıs’a yolculuğum Lefkoşa’da bir alışveriş merkezinde devam ediyor. Masada bir grup Kıbrıslı var – aralarında diplomatlar, kurumsal temsilciler, tarihçiler, milliyetçiler falan yok. Yalnızca sade yurttaşlar bunlar, yalnızca Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar – Kıbrıs bağımsızlığına kavuştuktan sonra 1964 sonrasında patlak veren şiddet dolu yıllar süresince “kayıp” edilen yakınlarının başına ne geldiğini anlamaya çalışıyorlar.

Bugünkü Kıbrıs’taki toplumlar, o günlerinkinden çok farklı ancak kolektif trajedi bugünün kuşaklarına hala işkence ediyor… Turistler, refah ve yatırımlar, Kıbrıs’ın lekelerini silemedi – evden ekmek almaya çıktığınızda eve dönememe tehlikesiyle karşı karşıyaydınız… Mezarlar, gelişigüzel öldürmeler, kendi etnisitesindense eğer kurumların bu olaylara karışmış olanları koruması, insanların sessizliği: sömürgeciliğin sona ermesinden bir on yıl sonra oldu bütün bunlar ve ada ikiye bölündü. YENİDÜZEN gazetesinde Türkçe, POLİTİS gazetesinde Rumca olarak tüm bu öyküleri yazan Kıbrıslıtürk gazeteci Sevgül Uludağ’dır. Masada Kıbrıs’tan “kayıp” yakınlarıyla birlikte oturuyor ve bana on yıldan fazladır devam eden çalışmalarını aktarıyor – bloğunda da yayımlanan çalışmaları oldukça popüler – Uludağ, o yılların kurbanlarının gömülmüş olabileceği toplu mezarların veya gömü yerlerin bulunmasına yol açabilecek bilgilerin aktarılabileceği açık bir hat yaratmış…

Sevgül Uludağ ile onunla birlikte masada oturan bu “kayıp” yakınları, suçluların peşinde değiller – yarım asır aradan sonra nihayet bu “kayıplar”ın sevdiklerine biraz huzur getirecek düzgün birer cenaze töreni yapılmasının peşindeler… Birkaç hafta önce de yazdığım gibi 1964’ten adaın kuzeyinin Türkiye tarafından işgaline kadar geçen sürede 2 bin civarında Kıbrıslırum ile 493 civarında Kıbrıslıtürk “kayıp” edilmiş – 800 bin nüfuslu bir ada için 2 bin “kayıp” çok büyük bir rakamdır. İki toplumun nefret dolu yıllarda “kayıp” edilmiş “kayıplar” konusundaki çabalarını resmi olarak temsil eden Kayıplar Komitesi, bu görevi devam ettiriyor ancak ciddi siyasi ve yasal sınırlamalarla karşı karşıyadır: yalnızca resmi olarak kayıtlı 2001 “kayıp” şahıs çerçevesinde hareket edebiliyor ve hiçbir şekilde ölüm nedeni hakkında araştırma yapamıyor. Açıktır ki her iki taraf da kendi iskeletlerini kendi dolaplarında düzenli tutmayı tercih ediyor.

Oysa Sevgül’ün bu tür sınırlamaları yoktur: Biri Kıbrıslıtürk, öteki Kıbrıslırum olmak üzere iki telefon numarası vardır, bu telefonlar sürekli çalar ve korkunç geçmişten bir sayfayı onunla paylaşıp vicdanlarını rahatlatmak veya söylentileri ona aktarmak ve olası toplu mezarlar ile olası gömü yerleri hakkında bildiklerini paylaşmak için onu ararlar… Ancak acele etmeliyiz: Zaman geçiyor, o günlerin şahitleri artık genç değillerdir, hatırladıklarını da unutabilirler… Kimi zaman da öldürülmüş bir ailenin gömülmüş olduğu yere bir yol veya bir otel inşa edilmiş olabilir veya işaretler o kadar belirsizdir ki bu günler veya haftalar boyunca araştırma yapıp yine de bir sonuca varamamayı getirebilir… Bunca yıl içerisinde “kayıplar”ın ancak yarısı bulunabildi ve araştırmalar giderek daha da zor hale geliyor… Sevgül, “Tüm bu öyküler yazılmalıdır çünkü eğer bunları kaleme almamış olsaydık, geçmişimizin bir parçası tümüyle kayıp olacaktı…” diyor.

Polisteki en basit bir bilgi değiş tokuşu için dahi uluslararası topluluğun iyi niyet misyonu gerektiren bir çevrede Sevgül Uludağ çalışmalarını kurumsallaştırmaktan kaçınmış ve hiçbir şekilde dış kaynak almaksızın işlerini yürütüyor: Bloğunu kimse ödemiyor, toplum için yürüttükleri bu çalışmayı hiç kimse ödemiyor. Bugüne kadar aldığı tehditler ve tehdit telefonları için de kimse ona “tazminat” ödemeyecek: Küçük toplumlarda “kirli çamaşırların evde yıkanması” tercih edilir genelde… Hatıraların bile… İşte bu nedenle 1981 yılında oluşturulan ortak Kayıplar Komitesi’nin ancak 2006’da kazılara başlayabilmesi bir rastlantı değildir.

İnsanların Sevgül’ü sevgiyle desteklemelerinin yanısıra o dün uluslar arası alanda da tanınmışlık kazandı: Avrupa Birliği ona sivil toplum temsilcilerine verilen “Avrupa Yurttaşı” ödülünü vermeye karar verdi. Bu ödülü onun kadar hak eden yoktur…”

Bu yazı toplam 1215 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar