1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bu ne yaman çelişki?
Bu ne yaman çelişki?

Bu ne yaman çelişki?

UBP’nin düşüşü, CTP’nin yükselişi [2] Yavaş yavaş seçime yaklaşıyoruz. İyiden iyiye ısınan siyaset sahnesinde ağır ağır ‘oy oranları’ de kendini hissettirmeye başladı. Önceki gün KIBRIS gazetesinde yayınlanan KADEM anketi

A+A-

 

 

UBP’nin düşüşü, CTP’nin yükselişi [2]

 

  

Yavaş yavaş seçime yaklaşıyoruz.

İyiden iyiye ısınan siyaset sahnesinde ağır ağır ‘oy oranları’ de kendini hissettirmeye başladı.

Önceki gün KIBRIS gazetesinde yayınlanan KADEM anketi de gösterdi ki ana muhalefetin oylarında ciddi bir artış var.

Ancak onca tepkiye rağmen UBP’nin hâlâ birinci parti görünmesi ilginçtir.

Hatta UBP’ye olan güven, CTP’ye olan güvenden daha alt bir seviyede çıkmasına rağmen, oy oranının birkaç puan da olsa yüksek olması bir çelişkidir.

Nasıl mı?

Şöyle, ankete göre yurttaş sorunlarının çözümünde en fazla CTP’ye güveniyor.

 

·        Bu sonuca rağmen neden UBP hâlâ birinci partidir?

·        Yapılan yüzlerce yeni yurttaşın buna bir etkisi var mıdır?

·        UBP’nin ganimet geleneğinin oy oranına yansıması kaçtır?

 

Bu yönde çok sevdiğim bir büyüğüm olan Niyazi Düzgün’den bir mektup aldım dün.

Seçime adım adım yanaştığımız bu dönemde ‘siyasetin tartışılması’ adına bu mektubu aşağıda yayınlıyorum.

Kıbrıslı Türklerin siyasi eğilimleri neye dayanıyor?..

İşte Niyazi Düzgün’ün görüşleri:

 

Sevgili Mert

 

14 Temmuz 2012 tarihli YENİDÜZEN gazetesindeki köşe yazınızda “UBP’nin düşüşü ve anket” başlığı altında Kadem’in yapmış olduğu anketi yorumlayıp, anketin en ilginç yanının “Sorunların çözümü konusunda hangi partiye güveniyorsunuz” sorusuna vatandaşın vermiş olduğu yanıt olduğunu ve “sorunların çözümünde en çok CTP’ye güvenmesine rağmen UBP’yi birinci parti çıkarmasını ilginç bir çelişki olarak değerlendiriyorsunuz.

Bu konudaki düşüncelerimi aktarmadan önce şunu belirtmeliyim ki yıllardan beridir yazılarınızı büyük bir keyif ile okumakta ve takdir ettiğim ender köşe yazarları arasındasınız.

Köşe yazınızda öne çıkarmaya çalıştığınız “çelişki’nin” toplumsal yapımızdan ve beklentilerimizden kaynaklandığı kanaatindeyim.

 Öyle bir toplum düşünün ki 1963-1974 yılları arasında kimliğini koruyabilmek için gettolara kapanmış, üretimden kopmuş, yardımlarla hayatiyetini sürdürmek zorunda bırakılmıştı.

 1974 sonrası, toplumun yarısına yakın bir kesimi yine kimliğini koruma ve can güvenliği gerekçesi ile evini, dükkânını, tarlasını terk edip başkalarının evine, dükkânına, tarlasına yerleştirilip uluslararası hukukun dışına itilmiş, savaş sonrası ganimet toplumuna dönüştürüldü.

 Ve bu toplum 1976-2003 yılları arasında da üretimin, alın terinin değil paranın para kazandığı, enflasyonist yapının ve politik popülizmin hak belirlediği ve bireyselliğin öne çıkarıldığı, tüketim meyil’ini ihtiyaçlarının değil gösterişin belirlediği bir dönemi yaşamaktadır.

 Dile kolay kırk yıl. Kırk kuşak böylesi bir ortamda doğup büyüdü. Büyüdüğü ortamın öğretileri ile şekillendi. Davranış ve tercihleri yetiştiği ortama uygun davranış ve tercihlerdir. “Ben bu politikalara yatkın birini tercih edeyim ki benim kişisel beklentilerimi karşılasın.” Uluslararası hukukun dışında yaşatıldığını, denizin bittiğini, kimlik, kültür ve buna benzer toplumsal tehditlerin farkında. Şikayetçi de. CTP’nin toplum yararına doğru işler yapacağını da bilir ve güvenir.  Ama bireysel beklentilerinden bir türlü vazgeçemiyor. “Bu dönem bitmeden benim ……… sorunumu da belki hallederler” diyerek kırk yıldır içinde yetiştiği ortama uygun olarak tercihlerini kullanıyor. Tıpkı son genel seçimlerde CTP'ye kızıp UBP'yi tek başına ülkeyi yönetme yetkisi veren seçmenler gibi. Tıpkı iki dönem Lefkoşa Belediye Başkanını seçerken Lefkoşa seçmeninin tercihleri gibi. 

Bana göre temel çelişki burada.

 

Sağlıcakla kal.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 731 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler