1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. BU KADARSA KAPASİTE SÖZÜM YOK
BU KADARSA KAPASİTE SÖZÜM YOK

BU KADARSA KAPASİTE SÖZÜM YOK

Geçtiğimiz gün yine bu köşede yayımlanan “UBP’den Beter Durumda Olanlar” başlıklı yazımla ilgili çok sayıda geri dönüş aldım. Bunlar arasında en azından bana ulaşan çoğunluk, aynı duygu ve düşünceleri paylaşırken, belli bir okur kitlesi

A+A-

 

 

Geçtiğimiz gün yine bu köşede yayımlanan “UBP’den Beter Durumda Olanlar” başlıklı yazımla ilgili çok sayıda geri dönüş aldım.

Bunlar arasında en azından bana ulaşan çoğunluk, aynı duygu ve düşünceleri paylaşırken, belli bir okur kitlesi de yazıdaki eleştirilerden büyük bir rahatsızlık duydu.

Genellikle bu rahatsızlıkların temelinde “bizim gazetemizde nasıl böyle eleştiri yapılır” düşüncesi yatıyor. Oysa, “seninle aynı fikirde olmayabilirim ama düşüncelerini paylaşman için hayatımı verebilirim” anlayışını en çok da bu kesimin taşıması beklenir.

Bunun ötesinde, nasıl muhalefet partileri, ya da CTP, UBP ile aynı kefeye konulur diye tepki gösterenler de var.

Takdirin yanında eleştirinin de son derece değerli olduğuna yürekten inanlardandım.

Ama sonuçta gazeteciliğin temeli eleştiriden beslenir. Eleştirel bakabilmek ve sorgulayabilmek, her şart ve koşulda şüpheci olabilmektir, gazeteciliğin özü.

Ve bu köşenin yazarının da gazetecilikten öte tek gailesi, bu ülkede çok daha güzel günleri birlikte yaşayabilmek adına üstlendiği toplumsal sorumluluktur.

Görüşlerini köşesinden okuduğum Sevgili Cenk Mutluyakalı’nın dediği gibi, “uç benzetmeleri sever Aysu, böylece dikkatleri köşesine çevirmeyi başarır, okutur kendini” yönünde bir düşüncem ise, ASLA olamaz.

Her şeyden önce mesleki hayatı boyunca, sadece gazetecilik ve televizyon yayıncılığı yapmış bir kişi olarak, okunmak ya da izlenmek için dikkat çekici başlık ve eleştirilerin ötesinde bir şeylere ihtiyaç olduğunu bilecek kadar da tecrübe ve sorumluk sahibidir.

Bu açıdan Sevgili Cenk’in bu benzetmesinin temelinde, Yazı İşleri Müdürü olarak bir denge arayışının hassasiyeti olduğunu düşünüyorum. Sonuçta YENİDÜZEN en çok da Sevgili Cenk’in çabaları ile bir parti gazetesinin çok ötesine geçse de daha katedilecek bir yol vardır.

Aksi durumda hiçbir yönetici, sırf ilgi çekmek adına uç benzetmeler ve başlıklardan ibaret bir günlük siyaset yazarıyla çalışmamalıdır.

Gelelim UBP ile CTP’nin aynı kefeye konulması durumuna…

Şüphesiz ki aynı değildirler.

Ama eğer bugünkü CTP ve muhalefetin sahip olduğu kapasite bu kadarsa, sözüm olmaz.

Ben özellikle CTP’nin bundan çok fazlası olduğuna inanıyorum. İnanmaktan öte biliyorum.

Yine Sevgili Cenk Mutluyakalı’yı şaşırtan bir makalede, CTP’nin ilk seçimlerde hükümete gelme olasılığı en yüksek parti olduğunu yazmıştım.

Hükümete gelmek hatta tek başına iktidar olmak çok zor değil. Bu seçimler özellikle CTP açısından böyle bir potansiyel taşıyor.

Bugün ortaya hiçbir somut proje koymasa da bir şansı vardır, bütün muhalefet partilerinin.

Ama sorun hükümete geldikten sonra yapılacaklardır.

Sorun siyaset ve geleceğe dair ciddi bir güven erozyonu yaşayan toplumun, yeniden umudunu ve güvenini kazanmaktır.

Geçen hükümet döneminde çözüm sürecine odaklanıp hazırlıksız yakalanan parti, bunun bedelini ağır ödedi.

Bir kez daha benzer bir sonuç, sadece bir siyasi partinin küçülme süreci değil, bir toplumun yok olma sürecini de hızlandırır.

Bugün bütün muhalefet partilerinin, ama özellikle de ana muhalefet partisi CTP’nin böyle bir sorumluluğu vardır.

Bu ağır bir sorumluluktur. Ve yapılması gereken işler de kırk yılın büyüttüğü sorunlarla mücadele demektir.

Bugün sosyal, ekonomik ve siyasi açıdan içinde bulunduğumuz kaotik ortam göstere göstere geldi.

Dünün hataları ve bugünkü tabloda hepimizin sorumluluğu vardır. Bugünden sonra yapılacak hatalar, bundan sonraki on yılları etkileyecek çok daha derin yaralar açacaktır.

Bugün muhalefete düşen artık sahaya inmek, kontrolü ele almak ve sürece dahil olarak geleceğe ilişkin vizyon ve politika ortaya koymaktır.

Bunu yapmadan geçen her an bir bedeldir.

Yoksa bir hükümet hatalar yapar hatta yalan söyler. Ama bu defalarca tekrarlanırsa durup, biraz da kendinize bakmanız gerekir.

Bu kadar yalana ve hataya izin vermek de bir suçtur.

Bugüne kadar gelmiş geçmiş en kötü yönetim olarak tanımlanan bu hükümetin hiçbir yıkıcı kararının önüne ne yazık ki geçilemedi.

Geçtiğimiz günkü yazıya TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, son derece büyük bir olgunlukla cevap verdi. Bütün düşüncelere katılmasa da üzerine düşeni aldığını söyleyerek, hemen bayram tatili ertesinde bir manifesto yayınlayacaklarını ve parti kadrolarını halka tanıtacaklarını açıkladı, Günün Getirdikleri’nde.

İşte tam da yapılması gereken budur.

Tartışmanın geleceğe ilişkin somut politikalara dönme zamanı çoktan gelmiştir. 

Yoksa yine rüzgara göre savrulacaksa bu muhalefet, zaten o zaman eleştiriye de gerek kalmayacaktır.

 Hepinize mutlu bayramlar…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 601 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler