1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Bu insanlar niye vergi ödesin ki?
Bu insanlar niye vergi ödesin ki?

Bu insanlar niye vergi ödesin ki?

Uygar ülkelerde “vergi” ödemekten gurur duyar insanlar... Niye? İşte o klişe cümle: “Çünkü ödedikleri her kuruş vergi, hizmet olarak geri döner....” *** Lefkoşa’nın bir kez daha, bir saatlik yağmura teslim olduğu..

A+A-

 

 

 

 

Uygar ülkelerde “vergi” ödemekten gurur duyar insanlar...

Niye?

İşte o klişe cümle:

“Çünkü ödedikleri her kuruş vergi, hizmet olarak geri döner....”

 

***

 

Lefkoşa’nın bir kez daha, bir saatlik yağmura teslim olduğu...

Ve hepimizin ellerinde süpürgeler, “suya batmış” bir halde, yaşadığımız rezil günün ardından, “Bu devlete vergi ödemeyiniz” diye yazmak geldi içimden...

- “Ödemeyiniz, çünkü tek bir kuruşu dahi size geri dönmüyor...”

Yine de bir soru koymak istedim başlığa, “Bu insanlar niye vergi ödesin ki?” diye...

Belki birisi çıkar da, yanıtlar bizi...

 

***

 

Şu anki manzara açıktır...

Ödediğimiz her kuruş vergi, “yandaşlara” istihdam, kredi, ayrıcalık olarak geri dönüyor...

Ve hiçbir krizi çözemiyor bizi yönetenler, hiçbir ayıbı örtemiyor, kendi ayıpları başta olmak üzere....                           

“Batıyoruz”... Hep birlikte...

 

 


 

- Sen partilisin, ne ayıp (!)

 

Bir siyasi partinin programının, ideolojisinin, ilkelerinin yanında olmak, sokaktaki tabirle “partili” olmak ayıp değildir!..

Yeni ve tehlikeli bir anlayış gelişiyor, bu yönde…

Ayıp olan “particiliktir”, “partizanlıktır”…

“Koyun gibi” güdülmektir, sorgulamadan…

“İlkeler”in değil, “ayrıcalıklar”ın yanında durmaktır...

 

***

 

Eğer “siyasi partiler”de çalışmak ayıpsa; peki nasıl yönetilecek ülke, nasıl şekillenecek siyaset…

Bu anlayışla, siyasi partiler ilkelerden uzaklaşacak, değerlerini yitirecek, kadroların içi boşalacak…

Ve hep aynı isimlerin sarmalında kalacak siyaset...

Yeni, değerli, aydın kadrolar siyasi partilerden uzaklaşacak...

Oysa...

Siyasi görüşüne, duruşuna, değerlerine uygun olarak siyasi partiler içerisinde çok daha aktif olmalı, mücadele etmeli insanlar…

Öyle olmalı ki, siyasetteki değerler yükselsin, kalite yükselsin.

Ama “particilik…”

İşte o sorun…

Yani insanları, olayları, gelişmeleri “partisinin rengine” göre ayırmak…

“Bilgiyi, ilkeyi, yeteneği” unutarak “ayrımcılık” yapmak, körü körüne taraf tutmak partisine göre…

 

***

 

Siyaseti öylesin “çirkin” kullanıyoruz ki, işimize geldiği gibi…

Çoğu zaman “tehdit” aracı olarak...

“İşim olmazsa, oy vermem ha!..”

Ya da, “susturucu” yerine, “Kes sesini, senin partini de gördük…”

İlkelerden söz eden yok nedense...

Sanki “partisiz” kalmak, “ilke” yerine geçiyor ülkemde...

“Bukalemunlaşmak” değere biniyor git gide...

 


 

Okul kantinlerinde dahi partizanlık

 

Düşünsenize, okul kantinleri üzerinden dahi “partizanlık” hortluyor.

Mesele, UBP Gençlik Kolları Başkanı’na Lefkoşa’da bir okul kantininin işletmesi verilmiş geçtiğimiz yıl, bu sene, bir başka okul kantinini daha “bir başkası adına” alınca, büyük kavgalar çıkmış.

Çünkü “gençlik kolları”ndan bir başka isme de önerilmiş, söz verilmiş, aynı kantin.

Daha acısı ne biliyor musunuz?

Kıbrıs Türk Eğitim Vakfı, UBP hükümetine gelene kadar 18 okulun kantinini işletiyor, buralardan elde ettiği gelirle, eğitime yatırım yapılıyordu.

Son üç senede bu sayı 10’a düştü…

Ve daha da düşmesinden korkuluyor, Eğitim Vakfı’nı tüm okullara yaymak hedefi varken…

Kıbrıs Türk Eğitim Vakfı, bu işlerden uzak tutulmak isteniyor, çünkü onun üzerinden partizanlık yapılamıyor…

Amaç eğitime katkı değil ki!..

“Partimize yarasın”, yeter (!)

 

 


 

‘Gondol’ ihalesi

 

“Ekonomik Program”ı yazan 160 örgütün (!) ortak talebiyle, Ankara’ya mesaj gönderildi !..

Yeni ekonomik programa, Lefkoşa’da dağıtılmak üzere “gondol alımı” eklendi...

“Gondol” ihalesine, Ankara’da çıkılacak (!)

 

 

 

Bu haber toplam 1087 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler